BAŞYAZI

BAŞYAZI

  • 1999 büyük Marmara depreminin her yıl dönümünde olduğu gibi, 10. yılında da deprem gerçeği ve bir büyük depreme İstanbul’un; Kocaeli’nin, Yalova’nın (başka deprem riski olan bölgelerin) ne ölçüde hazırlıklı olduğu yeniden tartışılıyor.


    1999 büyük Marmara depreminin her yıl dönümünde olduğu gibi, 10. yılında da deprem gerçeği ve bir büyük depreme İstanbul’un; Kocaeli’nin, Yalova’nın (başka deprem riski olan bölgelerin) ne ölçüde hazırlıklı olduğu yeniden tartışılıyor.
    Bu büyük depremin her yıl dönümünde bilim insanları, bu yıl dönümlerinin yarattığı duyarlılığı değerlendirerek, alınması gereken acil önlemler konusunda feryat ettiler; ediyorlar da! Ama bu feryadı, halkın isteklerini önemsemesi gerekenler, bunlar ortalığa konuşuluyor gibi davranmaya devam ediyorlar.
    Bu yüzden de en azından 10 yıldır; bu büyük depremin yıl dönümlerinde yapılan değerlendirmelerde görüyoruz ki, aymazlık başlıca tutumdur! Daha da kötüsü, önlemleri almaktan birinci dereceden sorumlu hükümet ve devletin, (yerel ve merkezi yönetim) sorunları çözmek gibi bir niyeti olmadığı da giderek daha açıkça anlaşılıyor.
    Şu bir gerçek ki; Marmara başta olmak üzere Türkiye bir deprem ülkesi! Bundan kaçış yok. Bir deprem ülkesinde de yapılması gereken, bilimin ve teknolojinin imkanlarını kullanarak depremin zararlarını en aza indirmektir. Bunun nasıl olacağını da bilim insanları, mimarlar, mühendisler söylüyorlar. Yapılması gerekenler de belli: Kentlerin zemini sağlam alanlara doğru kaydırılması, yapıların (yol, köprü, stat, kamu binaları ve konutların) depreme dayanıklı bir biçimde yapılması; eski binaların sağlamlaştırılması, deprem durumunda hayata geçirilecek acil önlemler konusunda hazırlıkların tam olması, halkın depremin zararlarını azaltmak konusunda eğitilmesi…vb...
    Bu önlemlerin önemini sadece bilim insanları, mühendisler değil yerel ve merkezi devlet yöneticileri, hükümet erkanı da söylüyor. Ama halk kendiliğinden bu önlemleri alacakmış gibi davranıyorlar.
    Oysa deprem gibi bir afette belirleyici olan, merkezi ve yerel yönetimlerin alacağı önlemlerdir. Çünkü; böylesi büyük afetlerle ancak kamusal alanda alınacak önlemlerle başa çıkılabilir. Onun içindir ki; depreme karşı önlem adına ne varsa (kişiler, sadece deprem olduğu anda evlerinin içinde nasıl bir davranış sergileyeceklerine dair önlem alabilirler), tümüyle kamunun alması gereken önlemlerdir.
    Bu yüzden de hükümetlerin, yerel yönetimlerin icraatlarını sayarken ya da iktidara gelmek için programlarını oluştururken; muhtemel bir depreme karşı hangi önlemleri aldıkları ve alacaklarından başlayarak; halkın, konuya ilişkin taleplerinin takipçisi olmaları, burada halka düşen asıl roldür. Bu yapılmadığında sermaye partileri ve onların merkezi ve yerel liderleri, demagojiyle, yalan dolanla kervanlarını yürütebilmektedir. Deprem bölgesinde, deprem için gerekli önlemleri almamış bir yerel yönetimin ve belediye başkanının icraatıyla övünmesi asla ikna edici olamaz; olmamalıdır! Ancak, depremin üstünden geçen 10 yıla karşın Marmara illerinde hükümet ve yerel yöneticiler, depreme karşı hangi ciddi önlemleri almıştır; bir bilen duyan var mı?
    Hükümetin 1999 depremi sonrasında çıkardığı “deprem vergileri”nin, deprem felaketzedelerinin ihtiyaçları için kullanılmadığı düşünüldüğünde (sonradan bu vergiler kalıcı hale getirilip genel bütçe gelirleri içine de alındı); sermaye partilerinin ve hükümetlerin felaketten rant çıkardıkları açıkça görülür.
    Şimdi Irak’ın depremzedeler için yaptırdığı konutlara hükümet el koyarak, buraları Kocaeli’nin yüksek bürokratları için lojmana dönüştürüyor.
    Kısacası deprem konusunda gelmiş geçmiş hükümetlerin ve yerel yöneticilerin tutumu bir rezalettir ve bilim insanlarının uyarılarına kulak tıkamaktadırlar. Muhtemel bir büyük depremde, depremin felakete dönüşmesinin birinci dereceden sorumlusu, hükümetler ve yerel yönetimler olacaktır.
    Büyük depremin 10. yılında ne yazık ki, gelinen yer; “Her an büyük bir felaket olabilir” uyarısını dikkate alarak mücadele etmektir! Çünkü muhtemel bir büyük depremde, maddi ve insani kayıpları azaltacak, “Şunu da iyi yaptılar” diyeceğimiz hiçbir alınmış önlem yoktur.
    Ve onun için ne yazık ki, bugünkü manşetimizi “10 yıl boşa geçti!” diye attık; atmak zorunda kaldık!
    İHSAN ÇARALAN
    www.evrensel.net

    0 yorum yapılmış

      Yorum yapın

      Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.