Sendikalar Kürt sorununu tartışıyor 5

Sendikalar Kürt sorununu tartışıyor 5

Eğitim Sen Ankara 1 No’lu Şube Başkanı Hasan Karakaya: Ülkemizin köklü ve temel sorunlarından biri olan Kürt sorununun çözümü konusunda önemli bir eşikteyiz.



Sürecin içinde yer almaya devam etmeliyiz
Eğitim Sen Ankara 1 No’lu Şube Başkanı Hasan Karakaya: Ülkemizin köklü ve temel sorunlarından biri olan Kürt sorununun çözümü konusunda önemli bir eşikteyiz.
Bugüne kadar “terör” sorunu olarak görülen ve imha ve inkar anlayışı ile güvenlik önlemleri çerçevesinde sorunu ortadan kaldırmaya çalışan bir süreçten, gündeme damgasını vuran sıcak tartışmaların yapıldığı noktaya gelinmesi, olumluluk olarak görülebilir. Ancak sorunun ve bölgesel dengelerin karmaşıklığı göz önüne alınarak, durumu biraz daha temkinli değerlendirmek gerekmektedir.
Gelinen aşamada Kürt sorununu bölgesel gelişmeler çerçevesinde değerlendirirsek; Kürt hareketinin geldiği aşama, Irak işgaliyle başlayan süreç ve ABD emperyalizminin işgal altında tuttuğu Irak’tan çekilme takvimi ve bölgede istikrar arayışı gibi durumlar, Kürt sorununun eski haliyle devamını imkansız hale getirmektedir.
SÜRECİ DESTEKLEMELİYİZ
Bölgedeki dengeler açısından bakıldığında ise istikrarın sağlanması, PKK’nin silahsızlandırılması, sorunun bireysel ve kültürel haklar çerçevesinde ‘demokratikleşmeyle’ çözülmesi gündeme gelmektedir. AKP Hükümeti’nin yürüttüğü çalışmalar da tümüyle bu bölgesel gelişmeler ve ABD’nin bölgesel ihtiyaçları çerçevesinde şekillenmektedir.
Bu çerçevede ele alındığında, sorunun devrimci çözümünden, bölgenin emperyalist güçlerden arındırıldığı; emek eksenli, eşitlikçi, özgürlükçü bir çözümden çok uzakta olduğumuz söylenebilir.
Ancak, sendikalar olarak kalıcı ve köklü bir çözüm içermese de; Kürt emekçilerinin, yoksullarının sorunlarına çözüm olmasa da, sorunun bu aşamasında silahların susması, akan kanın durması; eşit, özgür, demokratik bir Türkiye’de barış içinde bir arada yaşamanın zemininin tahrip edilmemesi, daha kalıcı ve köklü çözüm imkanlarının geliştirilebilmesi için atılacak olumlu adımları desteklemeliyiz.
Hükümetin bir an önce sorunun çözümüne ilişkin somut adımlar atması gerekmektedir. Kürt sorunu gibi, ağır bedeller ödenmiş, şoven-milliyetçi kültürün durmadan topluma pompalandığı bir süreçten sonra, demokratik bir çözüm getirmek için barışçıl çözümden yana olan tüm siyasi güçlerin, meslek örgütlerinin, sendikaların, sürecin aktif unsuru olması, bu sürecin geliştirilmesine olumlu katkılar sağlayacaktır.
SENDİKALAR OLARAK SÜRECE AKTİF KATKI SAĞLAMALIYIZ
Öncelikle yapılması gereken; silahların susması, demokratik çözüm tartışmalarının somutlaşmasını ve geliştirilmesini sağlayacak barışçıl bir iklimin oluşturulmasıdır. Bu noktada ebette çatışmanın taraflarına büyük bir sorumluluk düşmektedir.
KESK ve üye sendikalar olarak bu süreçte sorunun demokratik, barışçıl çözümü için dünden bugüne her zaman sözümüzü söylemiş; eşitlikçi, özgürlükçü, demokratik bir çözümün yaratılmasından yana bir tutum belirlemiştik. Bu çerçevede geliştirilecek her türlü girişime, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da aktif katkı sağlamaya, içinde yer almaya devam etmeliyiz.
Demokratikleşmenin önünde engel olarak duran milliyetçi-şoven önyargıların yıkılmasını sendikalar olarak önemsemeliyiz.
Anadilde eğitim talebinin, düşünce ve ifade özgürlüğünün, Türkiye’de yaşayan herkesin anayasal yurttaşlık temelinde eşit haklara sahip olmasının ve kendi-özgün kültürlerini yaşatmalarının, geliştirmelerinin anayasal güvence altına alınması için yürütülecek çalışmalara da önemli katkılarımız olabilir.


KÜRT SORUNU DEĞİL DOĞU SORUNU
Demiryol-İş İzmir Şube Başkanı Hüseyin Ervüz: Kürt sorunu dediğin zaman, Kürtlerle ilgili hangi sorundan bahsediyoruz? Bu sorunu bölgeselleştirmek var, bu sorunu genelleştirmek var, bu sorunu uluslararası alanda tartışmak var. Ama bu sorunun Türkiye’ye yansıyan boyutları da var.
Eğer Kürt sorunu sadece PKK’nin önderliğinde gerçekleştirilen provokatif eylemlerin karşılığında bir şeylerin verilmesi olarak düşünülüyorsa, ben hükümetin bu programının terörle mücadelede başarısızlığın itirafı olarak görüyorum. Bir çözüm ortaya koyacağım deyip bir şekilde PKK’nin direncini kırmak veya PKK’nin söyledikleriyle, istedikleriyle bir şeyler yapacakmış gibi bir imaj var ortada. Benim düşüncem bu.
Ben, çünkü Kürt sorunu değil de aslında Güneydoğu ve Doğu sorunu olduğunu düşünüyorum. Ben buna Kürt sorunu olarak bakmak istemiyorum.
Ben Türkiye’de yaşanan sıkıntıların giderilmesine yönelik bir şeyler yapılmasını istiyorum. Hükümet şu anda ortaya hiçbir şekilde bu problemi nasıl çözeceğine dair bir somut veri koymadı.
Türkiye’de bazı sorunların çözüleceğine inanıyorum. Şimdi AKP’ye oy veren kesim olarak baktığınız zaman, Güneydoğu da dahil olmak üzere DTP’ye oy veren bir kesim de var orada. Ama baktığın zaman haritaya, baya sararıyor. O sararan şeyin içerisinde ne var? Halkın işsizliği, eğitimsizliği, sağlık güvencesinin olmaması var. Bunları hükümet palyetif tedbirlerle, sadaka edebiyatıyla; 2’şer ton kömür, arkasından buzdolabı ve erzak paketleri ile değil, kesin bir şekilde çözmeli.
Ben burada yetiştirdiğim çocuklarımı hangi okula göndereceğimi seçerken, Güneydoğu’da öğretmensiz okullarda dokuz köyü birleştirip bir tane okula, onun da yarısı olmayan öğretmenleriyle eğitim vermeye çalışırsan ama vergisini de eşit almaya çalışırsan, burada bir haksızlık yaparsın.
DENGESİZLİKLER ORTADAN KALDIRILMALI
Kalkınmışlığın temelini ortaya yaymazsan, eşit olarak bütün bölgelere hissettirmezsen, hükümet olarak ne bölgedeki Kürt sorununu bitirebilirsin ne de diğer temel sorunları. Çünkü bu işlerin kökünde bana göre eğitim, işsizlik ve sağlıkta yaşanan anormal dengesizlikler yatıyor. Hükümet bunları da gidermeye çalışmıyor. Bunları giderecek projeleri ortaya koymadığı müddetçe ‘Kürt sorununa ben el attım, çözeceğim’ demekle kimseyi aldatamaz. Ancak ‘Oradaki bir grup Kürt vatandaşımızın sadece aklını çeler, DTP’ye verdikleri oyları acaba bu tarafa kanalize edebilir miyim?’ der.
Bilhassa sendikalar, öncelikle hükümetin yatırımlarını, sosyal devletten beklenen hizmetleri ‘Batı bölgelerine hissettirdiğinin yarısını oraya koy’ sloganıyla, “Hükümete karşı kulağını aç” mitingleri düzenleyip, bunu seslendirmeli; ilk anda söyleyebileceğim bu.
Biz sendikalar olarak bu konuda toplantı yapmadık. Ne Türk-İş bünyesinde yaptık ne de Demiryol-İş Sendikası’nın içinde yaptık. Eşitliğin sağlanması adına, oradaki işsizliğin giderilmesi adına öncelikli adımların atılması için sendikalar da üzerlerine düşen görevi yapmalı. Gerekiyorsa toplusözleşmelerinde o bölgeye öncelikli maddeler koyabilmeli. Hükümet de, orada vergi indirimi, kalkınmada öncelikli bölge primleriyle, SSK primi gibi bir takım teşviklerle iş yaparım diye düşünmemeli.
www.evrensel.net