GERÇEK

GERÇEK

  • Evet; sendikacıların, Kürt sorunu gibi, daha önce ya devletin tutumunu kayıtsız koşulsuz desteklemek ya da “terörü lanetlemek” için değindikleri “netameli” bir konuda fikirlerini söylemeye başlamaları...


    Evet; sendikacıların, Kürt sorunu gibi, daha önce ya devletin tutumunu kayıtsız koşulsuz desteklemek ya da “terörü lanetlemek” için değindikleri “netameli” bir konuda fikirlerini söylemeye başlamaları, sorunun çözümünün aciliyetini dile getirmeleri, başlangıç için elbette iyidir.
    Evet; sendikacıların, sıradan yurttaşlardan ve aydınlardan farklı olarak üyeleri olan işçilerin ve genel olarak işçi sınıfının, sorunu tartışması; sınıfın geniş kesimleri içinde Türk ve Kürt işçilerin kardeşliğinin kök salıp gelişmesi için tartışmayı sendikaya, işyerlerine taşımaları, elbette çok daha ileri ve iyi olacaktır.
    Evet; eğer sendikacılar, Kürt sorununun tartışılmasını, sadece tartışmayı aşarak, tavırlarını sorunun çözümüne, işçi sınıfının davası açısından bir müdahaleye kadar götürmeleri daha da önemlidir. Örneğin sendika genel kurullarında, “başkanlar kurulları”, “danışma kurulları”, şube yöneticileri toplantıları ve işyeri temsilcileri toplantıları gibi temsili toplantılarda sorunu gündeme alıp, buralardan hükümeti ve öteki yetkili kurumları daha ileri itmeye dayanak olacak kararlar çıkarmaları, bu kararların ülke çapında yayılıp bir sınıf tutumuna dönüşmesi de sendikacıların ihmal edemeyeceği sorumluluklarıdır.
    Ancak, Türkiye’de sendikal hareketin geleneksel, Türk-İş merkezli sendikacılık kültürünün oluşturduğu sendikal ortam düşünüldüğünde; sendikacıların önemli bir çoğunluğu için bırakalım ülke çapında işçi sınıfının, Kürt sorununun çözümü için aktif bir tutum geliştirmesini sağlamayı, sorunun işyerlerinde tartıştırılması bile çok safça bir beklenti olur. Dolayısıyla işyerlerinde sorunu tartıştırma yükümlülüğü, sendika merkezlerinin direktifleriyle değil, sınıftan yana sendikacıların ve işyerlerindeki sendika temsilcilerinin; her görüşten sınıf ve emek mücadelesi kaygısı, demokrasi kaygısı duyan ileri işçilerin yükümlülüğüdür.
    Kuşkusuz ki bu, ileri işçilerin ve kamu emekçilerinin işyerlerindeki çabaları, sendikanın ve sendikanın çeşitli kademelerindeki sendikacıların çabalarıyla birleştiğinde daha verimli olacaktır. Ancak bütün bu imkanlar olmağında bile ileri işçiler, ileri kamu emekçileri, işyerlerinde tartışmalar açabilirler; açmalılardır da. Bunun için gazetemizin (televizyonun da) işyerlerinde yaygınlaştırılıp bu tartışmaların bir platformuna dönüştürülmesi; işyerlerinde tartışmaların yaygınlaştırılması ve değişik işyerlerindeki tartışmaların merkezileştirilmesi bakımından da son derece önemlidir.
    Daha önceki deneylerden biliyoruz ki; işçiler, gazetemizin emek mücadelesine ilişkin haberlerini hevesle okumuşlardır ama Kürt sorununa ilişkin haberlerine ve makalelere; bunları yazarak bölücülüğü kışkırttığımız, Türk-Kürt ayrımı yaptığımız gibi gerekçelerle tepki göstermişlerdir.
    Şimdi ise o tepki gösteren işçilerin sendikacıları ve oy verdikleri partileri bu konuyu tartışmaktadır. MHP ve CHP gibi partiler de aslında “bölücülük yapılıyor” derken bile, Kürt sorununun çözülmesi gereken bir sorun olduğunu kabul etmektedirler. Bu yüzden de gazetemizin işyerlerinde dağıtılması; gazetemiz üstünden sendikacıların bu konuda ne düşündüklerinin, işçilerin oy verdiği partilerin ne dediklerinin işyerinde tartışılması için şimdi daha çok imkan vardır.
    “Çözüm karşıtı”görüşlerin çürütülmesi, hükümetin tutarsızlıkları ve kamuoyuna söyledikleriyle yaptıkları arasındaki çelişkiyi ortaya koymanın fırsatları, şimdi düne göre çok daha fazlalaşmıştır.
    Demek ki; her çevre karşı çıksa bile, gazetemiz ve televizyonumuz, bugün bu sorunun emekçi kitleler içinde tartışılması için son derece önemli araçlar olarak ortada durmaktadırlar.
    Elbette bu araçların işlevsel olmaları için gerek Kürt sorunu gerekse krizin yükünü reddetme sorununda (*), işçilerin bu sorunların aşılması için aralarında birlik sağlamak üzere, onların tartışma platformu olarak işlevselleşmeleri gerekmektedir.
    Bu da elbette, gazetenin editörlerinden başlayarak, habercilere, dağıtımcılara kadar herkesin bu açıdan katkısıyla olanaklıdır.

    (*) Semtlerdeki çalışma da elbette aynı perspektifleele alınmak durumundadır.
    İ. Sabri Durmaz
    www.evrensel.net