YAZILAMA

YAZILAMA

  • Tarihin bütününün olduğu gibi düşünce ve sanat tarihinin zenginliklerini de altında ezilmeden taşıyabilecek tek meşru mirasçı devrimcilerdir. Bunun basit bir sebebi var galiba: Devrim yapmak dünyanın –muhtemelen– en zor işi.


    Tarihin bütününün olduğu gibi düşünce ve sanat tarihinin zenginliklerini de altında ezilmeden taşıyabilecek tek meşru mirasçı devrimcilerdir. Bunun basit bir sebebi var galiba: Devrim yapmak dünyanın –muhtemelen– en zor işi.
    Zincirleri müstesna (allı pullu, süslü püslü de olsa zincir zincirdir) hiçbir şeyi olmayan bir sınıfın adına neredeyse her şeyin sahibi bir sınıfa savaş açmışsındır. Bu yüzden de bu savaşta işine yarayacak her şeyin ama her şeyin değerini dehşetli bilirsin. Öyle bir tarihin vardır ki, kurtlu fasulyelere ağulu dikenler saplayıp Amerikan askerlerinin çıplak ayak gezdiği karakol bahçelerine serpmişsindir. Meyhane kavgalarında hasımların birbirinin başına geçirdiği ince camlı şişelere benzin doldurup Nazi tanklarını, faşist panzerleri durdurmuşsundur. Hapishanelerde, kullanılmış permatiklerin jiletlerini tasarımcı falçatası olarak kullanmakla kalmamış saplarını da bazen flüt bazen silah yapmak için biriktirmişsindir. Şu son örneği düşünelim: Basit bir tıraş bıçağından bir iş aleti, bir sanat aleti, bir de savaş aleti çıkaran bir geleneğin söz gelimi Platon’un, söz gelimi Baudlaire’in, söz gelimi Nietzsche’nin değerini bilmemesi mümkün mü?
    Kilit söz budur işte: Değerini bilmek.
    Sanılır ki bir şeyin değerini bildin mi onu yere göğe sığdıramaz, karşısında ezilir büzülür, elini koyacak yer bulamazsın. I-ıh. Bugünün dünyasında değerini bilmeyi en iyi öğrendiğimiz şeyden örnek verelim: paradan. Terimin sözcüğü sözcüğüne anlamıyla paranın değerini bilmek, öncelikle onunla ne satın alabileceğini ve ne satın alamayacağını bilmektir. Permatikten ne yapabileceğini ve de ne yapamayacağını bilmek gibi.
    Kültür tarihinin yalnız köşe taşlarının değil, başka yapı unsurlarının arasında gözden ırak kalan çakıl taşlarının bile değerini hem bilmek hem tayin etmek ancak devrimcilerin harcıdır; çünkü davaları, en küçük çakıl taşından kayalık dağ kütlelerine kadar her şeyi hizmetine ister, dedik. Buna bir şeyi eklemezsek tablo eksik kalır. Devrimciler bu kültür yapıtaşlarının değerini, tam anlamıyla “bilir”ler. Diyelim ki akademyanın birbirlerine baka baka sallabaşlık etmeyi öğrendiği kerli ferli pirlerin bir takım süslü püslü kavramlarının ahmaklıktan ibaret olduğunu söylemekte tereddüt etmezler. Aptala aptal, faşiste faşist, emperyalizmin uşağına uşak, fahişesine fahişe demekten kaçmazlar. Onlar bunu dedi diye, aklıaceleciler sanır ki biz o aşağıladığımız zatların keçiboynuzundan bal süzemeyiz. Burnukocamanlar sanır ki onların vardığı derinliklerde biz kulaç atamayız da erişemediğimiz üzüme koruk, uzanamadığımız ciğere mundar deriz. Aceleci akıllar da büyük burunlar gibi duvara çarpar.
    Onların tapındığını biz anlarız.
    Zira anlamak zorundayız. Her düşmanımızı, her dostumuzu iyi tanımak zorundayız; güçleriyle, güçsüzlükleriyle. Ki düşmanımızı nereden vurmamız gerektiğini, dostlarımızla nerede birlikte durabileceğimizi bilelim.
    Babamızın malı
    Brecht’in Üç Kuruşluk Opera’sının konusunu İngiliz yazar John Gay’in (1685-1732) Dilenciler Operası’ndan aldığını biliyoruz. Gerçekten sosyalist, gerçekten gerçekçi bir yazarı ayıran temel özelliklerden biri bu galiba: kendisinden önce gelenleri –kendisiyle eşzamanlı olanları da– babasının malıymış gibi görmek. Bir anlamda öyledir de, “tarih bilimi”nin kurucusu Marx babamızın malıdır bütün tarih! Bizim derdimiz sosyalist sanat yapmaktır, bu sıfat tamlamasının tamlayanından da tamlananından da vazgeçmeden. Bu yüzden de en iyisinden en kötüsüne, en ilericisinden en gericisine bütün geçmişe babamızın malıymış gibi bakar, tıpkı babamızın malına yapacağımız gibi, bize gerekli olanları (ilerici olanları) alır, gereksiz olanları bırakırız. Brecht’i son yıllarında Godot sergilemeyi düşündüren de bu olmalıdır.
    Not: Devrim Denemeleri, 2007’den beridir yazılıyor. Adı öyle çünkü, deneme türünde yazılmış bu yazılar hep devrimle ilgili ve dünyada denenmiş devrimlerden esinler taşıyor. Başlı başına bir çalışmaya ne zaman dönüşeceği belli olmayan bu denemeler külliyatını zaman zaman Yazılama’nın duvarına yazılayacağız. İzninizle…
    BARIŞ YILDIRIM
    www.evrensel.net