Sendikalar Kürt sorununu tartışıyor 6

Sendikalar Kürt sorununu tartışıyor 6

Eğitim Sen Adana Şube Başkanı Güven Boğa: Dünyanın birçok yerinde yaşanmakta olan çatışmalar, savaşlar ve şiddet, insanlığın geleceğini tehdit etmekte ve insanın en temel evrensel hakkı olan ‘yaşama hakkı’nı elinden almaktadır.



‘Kanın durması için ne gerekiyorsa yapılmalı’
Eğitim Sen Adana Şube Başkanı Güven Boğa: Dünyanın birçok yerinde yaşanmakta olan çatışmalar, savaşlar ve şiddet, insanlığın geleceğini tehdit etmekte ve insanın en temel evrensel hakkı olan ‘yaşama hakkı’nı elinden almaktadır. Eğitim Sen olarak, savaşları toplumların yaşamından sonsuza kadar çıkarmayı, ülkemizde çatışmasız ve barış için de yaşanan bir ortamın oluşturulmasına katkıda bulunmayı; hangi nedenlere dayanırsa dayansın, şiddetin en örgütlü ve amansız biçimi olan savaşın kutsanmasına karşı durarak, toplumda var olan barış kültürünü açığa çıkarmayı; önümüze vazgeçilmez bir görev olarak koymaktayız.
Bugüne kadar Kürt sorununu salt askeri operasyonlarla çözme eğilimi sonuç vermediği gibi sınır ötesi operasyon, çatışmaların kalıcılaşması ve yaygınlaşması ihtimalini de beraberinde getirecektir. Üzerinde yaşadığımız coğrafya da halklar arasında güven ve kardeşlik duygularının güçlenmesine hizmet etmeyen her tutum, telafisi imkansız yaralar açacak, ülke içinde de toplumsal gerilimi tırmandıracaktır.
Unutulmamalıdır ki toplumumuz, barışa büyük özlem duymakta, acılara ve akan kana son verilmesi için gerekli adımların atılmasını beklemektedir. Ülkeyi yönetenler yıllarca “Devlet pazarlık yapmaz” diyerek operasyonları sürdürdü, çatışmaları körüklediler. Oysa az çok demokratik olan devletin görevi halkın mutluluğu, refahı ve güvenliğini sağlamaktır. Öyleyse akan kanın durması için ne yapılması gerekiyorsa yapılmalı; kiminle görüşülmesi gerekiyorsa görüşülmelidir. Cumhurbaşkanı ve hükümet bir yandan “iyi şeyler”den, “açılım”lardan söz ediyor; öte yandan ABD ve Irak ile kapalı kapılar ardında gizli pazarlıklar yapıyorlar. Halkı aldatmak üzerine siyaset yapanların bu kez Türk ve Kürt halkını kandırmalarına izin vermeyelim. Silahlı çatışmaların durdurulması ve Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümü başta olmak üzere, Türkiye’de demokrasinin, insan haklarının, özgürlüklerin ve sosyal adaletin tesisi, barış çalışmalarının temel hedefidir.
NE İÇİN BARIŞ?
Birlikte yaşama iradesinin bir ifadesi olarak; dışlayıcı tanımlardan ayıklanmış bir ortak siyasal kimliğin oluşmasını sağlayacak şekilde bütün yurttaşların hukuksal eşitliğini ve özgürlüğünü güvence altına alan ve onları eşit haklar ve sorumluluklar ile donatan yeni bir anayasa hazırlanması için barış.
Çatışmalarda evladını kaybetmiş anaların gözyaşlarını dindirmek için barış.
Toplumsal, kamusal ve siyasal yaşama katılımı sağlayacak ve kamuoyu vicdanını rencide etmeyecek bir demokratik katılım programının yürürlüğe konulması için barış.
Olağanüstü hal rejiminin tüm izlerinin silinmesi, faili meçhul cinayetlerin aydınlatılması, koruculuk sisteminin kaldırılması için barış.
Zorunlu göçün neden olduğu ekonomik, siyasi, sosyal, psikolojik, vb. tüm yıkımların etkilerini giderecek önlemlerin alınması ve bütün bölgenin acilen mayınlardan temizlenmesi için barış.
Bölgedeki yoğun yoksulluğu ve bölgeler arası dengesizliği giderici pozitif ayrımcılığı esas alan kalkınma plan ve projeleri gerçekleştirilmesi için barış.
Ülkemizde farklı kültürlerin varlığı, tarihsel ve sosyolojik bir gerçek olarak kabul edilmesi; inkarın ve yasakların yol açtığı, kültürlerin gelişmesini ve birbiriyle iletişimini engelleyen siyasal ve kültürel ortamın değiştirilmesi için gereken çabanın gösterilmesi ve bunun için gerekli yasal ve anayasal düzenlemelerin yapılması için barış.
Türkiye’de demokrasiden, barıştan, eşit koşullarda bir arada yaşamaktan ve adaletten yana tüm demokrasi güçlerine düşen görev; toplumun sağduyulu olmasını sağlamak, provokasyonları önlemek, barışa ve demokrasiye sahip çıkılmasını sağlamaktır.
Türk ve Kürt halkları, eşitlik ve kardeşlik için birleşmeli, ülkede kurşun ve ağıt sesleri son bulmalı, kardeşlik ve özgürlük tohumları filizlenmeli.


BARIŞI HEP BİRLİKTE ÖRMEMİZ GEREKİYOR
Petrol-İş Sendikası Mersin Şube Başkanı Adil Alaybeyoğlu: 30 yılı aşkın bir dönemdir akan kanın ve ekilen düşmanlık tohumlarının bir an önce durdurulması gerekiyor. Barışa giden yolu ciddi bir şekilde değerlendirmek ve yüzyıllardır bir arada yaşayan halkların arasındaki sorunları ortadan kaldırmak gerekiyor. Gelinen son noktada atılan adımlar oldukça önemli. Ancak ülkemizde siyasetçilerin kötü alışkanlıkları var. Bu toplumda siyasetçiler umut yaratıp sonra bunu boşa çıkartmada oldukça becerikliler. Siyasetçiler, toplumun umudunu da kıran ve dolayısıyla çok daha sert çatışmaları yaratmakta ustalar. Tarihte bunun birçok örnekleri var. Bugün oluşturulan bu umudun da boşa çıkartılması, çok ciddi sıkıntılar yaratacak.
Biz Petrol-İş Sendikası olarak silahların susması, aklın ve mantığın olduğu demokratik ortamda herkesin düşüncelerini özgürce dile getirmesi ve sonuçta da ortak bir çözüm oluşturulmasından yanayız. Bugün bu toplumda herkesin kendine göre bireysel olarak çözüm yöntemi olabilir. Ancak konu başlıklarını netleştirip bir taslak oluşturulması ve bunun üzerinden tartışma sürdürülmesi gerekiyor. Her kafadan bir sesin çıktığı bir şeyin oldukça zararı olur.
Şunu unutmamak gerekiyor; nerede silahlar konuşuyorsa, kan varsa, savaş varsa, bunun faturasını biz emekçiler ödüyoruz. Kaybettiğimiz çocuklarımızla ve ekonomik ve siyasal kayıplarımızla ödedik bedelini. Barışı hep birlikte elbirliğiyle örmemiz gerekiyor. Bu toprakların, bu toplumun buna ihtiyacı var. Bu toprakların sorunu emperyalist amaçlara alet edilmeden çözülmelidir. Birlikte yaşayan halklar, çözümü bulabilecek yetenekte ve kabiliyettedir.


ETNİK BİR SORUN YOK
Haber-İş Genel Başkan Ali Akcan: Kürt sorunu diye bir sorun görmüyorum. Doğrudur, ülkemizde bireysel olarak demokratik sıkıntılar ve sorunlar var. Ülkemizde inanç ve ifade özgürlükleri bakımından yaşanan sıkıntıları dünya normları ve kriterlerine çekmeliyiz. Ancak Türkiye’yi bölecek, parçalayacak her türlü söylemin karşısındayım. Yaşanan sorun etnik bir sorun değildir. O bölgede terör örgütü yıllardır bir faaliyet yürütüyor ve bu tür söylemler terör eylemlerini cesaretlendirir. Bir devletin resmi bir dili vardır. Örneğin Amerika’da birçok toplum yaşıyor ama resmi dili İngilizcedir. Kürtçeyi resmi dil yaparsak o zaman Lazcayı da koyacaksınız, Çerkezceyi de koyacaksınız... Yani bir ülkenin belli bir tarafında yaşayan insanlar da mı başkaldırsınlar? Bu ülkenin kaos ortamına sürüklenmesi demektir. Bugün çözüm diye yapılan şeyin Büyük Ortadoğu Projesi’nin bir parçası olduğunu düşünüyorum. Herkes bu konuda sağduyulu düşünmeli. Bireysel özgürlükler konusunda sonuna kadar varım. Ama etnik bir sorun olduğunu düşünmüyorum.
www.evrensel.net