Öldürülen emeklilik

Öldürülen emeklilik

Aydın Çubukçu’dan dinlemiştim. Burjuva iktidarının ilk yıllarında, bir burjuva meclisinde, yasalar görüşülürken, her yasa önerisi gündeme geldiğinde Meclis sıralarında oturan bir vekil ayağa kalkar, ceketini ilikleyip...


Aydın Çubukçu’dan dinlemiştim. Burjuva iktidarının ilk yıllarında, bir burjuva meclisinde, yasalar görüşülürken, her yasa önerisi gündeme geldiğinde Meclis sıralarında oturan bir vekil ayağa kalkar, ceketini ilikleyip yerlere kadar eğilir, birilerini selamlarmış. Adama sormuşlar: “Neyi, kimi selamlıyorsun?” Adam: “Her yasa teklifinde karşımda bir burjuvanın yüzü beliriyor, yasa sanki onun için yapılmış gibi, onu karşımda duruyormuş gibi görüyorum ve saygıda kusur etmemeye çalışıyorum.”
Bizim Meclis de öyküdeki gibi. Özel duruma, özel yasa çıkarıyor.
Sosyal Güvenlik Kanunu’nda değişiklik yapan yasa tasarısı Meclis’ten geçeli epey oldu. Kamuoyunda bu yasa konusunda fazla bir ses çıkmasa da, bazı duyarlı işçilerin yaptığı protestolar göz ardı edilmemelidir diye düşünüyorum.
Eskisine işçiler “mezarda emeklilik” adını taktıklarına göre, yeni tasarıya herhalde “öbür dünyada emeklilik” derler. Çünkü, yeni yasa tasarısında diğer şeylerin yanı sıra işçiler aleyhine çok önemli iki yeni düzenleme getirilmiştir.
Birincisi; emeklilik yaşı altmış sekize çıkarılıyor ki, bu yaşa kadar yaşayabilmeyi başarmış bir işçinin bu yaştan sonra emekli olmasının ona ne faydası olacağı ayrı bir tartışma konusu.
İkincisi; işçinin emekli olması için dokuz bin işgünü prim yatırması gerekiyor. Dokuz bin işgünü demek, yirmi beş sene aralıksız prim ödemek, yani yirmi beş sene aralıksız çalışmak demek.
Eskiden, erkekler yirmi beş sene, kadınlar ise yirmi sene çalışınca emekli olabiliyordu. On sekiz yaşında çalışmaya başladığını varsaydığımızda; kadın işçi otuz sekiz, erkek işçi kırk beş yaşında emekli olabiliyordu.
Bu süre içinde beş bin iş günü, yani on beş sene prim ödemek yeterliydi. Mezarda emeklilik dediğimiz yasa değişikliği ile emeklilik yaşı kadın için altmış, erkek için altmış beşe; prim ödeme süresi ise yedi bin işgününe çıkarılmıştı. Şimdi, altmış sekize çıkartıldı.
Emeklilik yaşı altmış sekize çıkarılarak, işçilerin emekli olmadan, bir gün dinlenmeden çalışmasını isteyen patronlar ve IMF, işçilerin yüzde sekseninden az olmayan bir kesiminin çalıştığı beş yüz on milyon lira asgari ücreti de çok görüyor.
AKP’nin işçi ücretleri konusundaki planları ise asgari ücreti indirmesi mümkün olmasa bile bu noktada dondurmak. Sosyal Güvenlik Yasa Tasarısı’nda gündeme getirdikleri “emeklilik maaşlarının ocak ve temmuz ayları enflasyon oranında artırılması” düzenlemesini, muhtemelen asgari ücret konusunda da ileriki tarihlerde gündeme getirecekler.
Böylece, asgari ücretin bir komisyon tarafından belirlenmesi ve hükümetin son sözü söylemesi uygulaması kaldırılacak. Hükümet böylece, hem asgari ücretin düşük olmasının sorumluluğundan kurtulacak, hem de reel asgari ücret asla artmayacak, hatta enflasyon oranı oyunları ile düşürülecek.
AKP Hükümeti’nin bağlı bulundukları emperyalist devletler, emperyalist tekellerin iş birlikçisi yerli patronlar ve IMF ile yürürlüğe koyduğu; işçi sınıfının ölünceye kadar asgari ücretle çalıştırılması politikasının yol açabileceği sosyal patlama ve ayaklanma tehlikesine karşı da, Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’nde tehdit olarak dış tehditten iç tehdide geçiliyor.
Milli Güvenlik Kurulu, iç tehdidi ifade ederken “yoksulluk, işsizlik, kapkaç ve hırsızlık gibi ekonomik suçlar”dan söz ediyor. MGK’yı dinleyen de sanacak ki, MGK ya da devlet, yoksulluk, işsizlik vd. sorunları ele aldı, bu sorunları çözecek ve sorunlar ortadan kalkacak.
Ama öyle değil. MGK, uygulanan ekonomik politikaların sonucu ortaya çıkan işsizlik ve yoksulluğun ekonomik suçları artırdığı ve daha da artıracağını saptayarak, bu gidişatın sonunun bir sosyal patlama, ayaklanma olacağını görüyor ve devlete karşı baş tehdit olarak bu olasılığı, yani iç tehdidi öne çıkararak, bu tehdidi önlemek için güçlerini organize ediyor.
Emekli olma olasılığı olmadan ömür boyu asgari ücretle çalışma politikasına karşı sendikaların ne yaptığını artık sorma ihtiyacı hissetmiyorum. Ama işçi sınıfı, emperyalistlerin ve iş birlikçileri patronların bu saldırısını mutlaka geri püskürtmelidir.
Aynı saldırılar, Avrupa’nın pek çok ülkesinde de gündeme geldi. Ama, örneğin İtalyan işçi sınıfı, emeklilik yaşının artırılması saldırısına, üç milyon işçinin katıldığı genel grev ile cevap verdi. Keza, Fransız ve Alman işçilerinin cevabı da grev oldu.
Türkiye işçi sınıfı da, patronların küresel saldırısına gereken cevabı verecektir.
Müslüm Çevik
www.evrensel.net