G.Saray güle oynaya…

G.Saray güle oynaya…

Keita ilk geldiğinde “Acaba Yattara gibi mi olur?” endişesi taşıyanlar, onun Lyon’da biraz sekmeye uğrayan kariyerinin daha da aşağıya ineceğini düşünenler, önceki gece bir kez daha bu düşünceleri taşımak için...


Keita ilk geldiğinde “Acaba Yattara gibi mi olur?” endişesi taşıyanlar, onun Lyon’da biraz sekmeye uğrayan kariyerinin daha da aşağıya ineceğini düşünenler, önceki gece bir kez daha bu düşünceleri taşımak için hiçbir neden olmadığına inanmış olmalılar. Büyük ihtimalle onu 2010 Dünya Kupasında Fildişi Sahilleri formasıyla izleyeceğiz ve eğer ki bu performansı devam ettirirse yine onu pek çok kulübün transfer listesinde göreceğiz.
Galatasaray’ın, fiziksel mücadele açısından pek de güçsüz sayılmayacak Levaida Tallinn’i bir kez dahi pozisyona sokmadan, adeta güle oynayarak farklı galibiyete ulaşması takdir ediciydi. Ayhan ve Mustafa Sarp’ın mücadeleci futbolu aslında Gökhan Zan ve Servet’e çok da iş düşürmedi. Tıpkı ligdeki Denizlispor karşılaşması gibi Galatasaray’ın rakibini boğan ve sıkan futbolu, özellikle ikinci yarıda oyuna giren Kewell’ın da katkısıyla, farklı galibiyeti getirdi. Baros’un son vuruşlardaki tutunamayanlığı akıllara “Nonda”yı getirse de gerek taraftar desteğiyle gerekse bu kez penaltıyı kimin atacağına Arda’nın değil, taraftarın karar vermesiyle Çek golcü, penaltı golü ile biraz olsun moral bulmuş oldu.
Galatasaray’ın önceki gece alacağı tek farklı bir galibiyet rövanş için yetmeyebilirdi çünkü Levaida Tallinn öylesine sert ve rakibi yıldırıcı oynuyor ki İstanbul’dan avantajlı dönmesi halinde kendi evlerinde Galatasaray’a kök söktürebilirlerdi…
ARDA SADECE OYUNUNA BAKSA…
Arda Turan, üzerindeki kaptanlık heyecanı ile aslında hiç de gerek olmayan ve Galatasaray kaptanına asla yakışmayacak davranışlarda bulunuyor. Zaman zaman istediği top gel(e)meyince Keita’ya fena bir bakış atıyor, neredeyse atılacak taç atışının bile kararını vermek istiyor, penaltı tahlilcisi oluveriyor ya da maçtan sonra taraftara “üçlü” çektiriyor. Takım kaptanlığını biraz farklı bir şekilde algıladığı açık. Aslında elinde var olan futbol yeteneklerini sahaya sürüp sadece kendi oyunuyla ilgilense çok daha büyüyecek. Örneğin ligdeki Gaziantepspor maçındaki gibi fenalaşan Keita’nın hemen yanına gidip yardım etmesi ne kadar yerindeyse, kaptanlık sendromuyla neredeyse atılacak taş atışına bile karışmak istemesi o kadar abes.
Refik Sıla Güvenç
www.evrensel.net