KÜLT-ABLASI

KÜLT-ABLASI

  • Atlamamak lazım. Konu bulamamaktan değil gündem dolu dolu. Konudan bol bir şey yok. Ama ramazana değinmeden geçemeyeceğim. Ramazanla değil derdim. Televizyonun ramazan aktiviteleriyle... Dönen tanıtımlara dayanamadım. İlla ki iki kelime yazayım dedim…


    Atlamamak lazım. Konu bulamamaktan değil gündem dolu dolu. Konudan bol bir şey yok. Ama ramazana değinmeden geçemeyeceğim. Ramazanla değil derdim. Televizyonun ramazan aktiviteleriyle... Dönen tanıtımlara dayanamadım. İlla ki iki kelime yazayım dedim…
    Bir telaş bir telaş, her kanalda programlar beşer beşer. İlahiyatçı hocalar hazır ve nazır. Saçlar başlar boyandı, sponsorlardan kıyafetler düzüldü. Gerçi hocaların televizyona sadece bir ay çıkması sorunu bu sene çözüme kavuşmuştu, sandıkta beklemediler çok şükür. Her biri bir kadın programına ‘hocam caiz midir’ sorgusu suali için nöbetçi konulmuştu zira. Bizim de içimiz rahattı. Bir domates, bir defne yaprağı, bir et modelinden esinlenilen şiş kebap formatıyla bir şarkıcı, bir ilahiyatçı, bir dayak yiyen kadıncağız, bir ilahiyatçı kombinasyonuyla günah defterlerini dürüp sevaplısını kabartmaya başlamıştık sayelerinde. Kam almadık diyemem. Mini eteğin en ekstremini giyip de saf saf “hocam aşkolsun yani, bu kıyafet açık mı” sorularına cıklayan mı istersin, yorumsuz bırakanı mı, ‘giymişsiniz bir kere’ diye güleni mi, “yok canım mühim olan niyet”çileri mi; her türlüsünü gördü bu gözler. Uzundur tatildeydiler pek özledik. Ramazanın olmazsa olmazı bunlar zaten, yeni bir şey yok deme gafletinde bulunursanız çok ayıp edersiniz. Olur mu hiç? Ne formatlar ne formatlar... Televizyon dünyası böyle akıl uçuran kalıplarla hiç karşılaşmadı. Hem ramazanı hem de televizyon dünyasının yeniden doğuşunu karşılıyoruz böylece. Her ikisi de mübarek olsun.
    Programlardan en can alıcısı, kutsal topraklardan yapılacak olan. Mekke’den Medine’den bildiren arkadaşlar, hem canlı canlı oralardan maneviyat aktaracak, hem Müslümanlığın başlangıcıyla ilgili canlandırmalar yapıp kalbimize akacaklarmış. Neredeyse reality show tadında adım adım ne olmuş ne bitmiş göreceğiz bakalım. Kabını bırak, Kabe’ne Dön buyurmuşlar seyirciye. Hayırlısı olsun ne diyeyim. Sultanahmet’tir, Eyüp Sultan’dır, yetmemiş kabımızda duramamış taşmışız anlaşılan. Gidip de yad etmek isteyene, hiç gidemeyecek olana yine bir televizyon hizmeti daha. Çağrı’yı otuza bölüp bin iki yüz defa izletene sesini çıkarmadan izleyene bir alternatif. Bu da bir gelişme. Artık Safa Merve arası koşup zemzem mi çıkartırlar; üç beş figüranla Müslümanlığı tekrar tekrar mı yayarlar, bilemeyeceğim. Diğerleri de boş durmamış yenilik ararken; sandığa sepete takılanları da var, abik gubik icat yapanlar da. Bir ramazan dizisi alt başlığında inceleyeceğimiz programlar kürekle. Sohbet yetersiz. Merak unsuru da katarak ilerleyelim.
    Kafamızın rahat ettiği parantezinde “nerde o eski ramazanlar” diyeceğiz bu gidişle. Gelişmeler bununla da bitmiyor. Kürt açılımının da ramazan programı hazır. Kadınlar için Kürtçe bilen kadın vaizler, Kuran’ın, mevlütün çevirileri kapıda. Açıla açıla bu mu açıldı demeyin. Bakalım devamı nasıl gelecek?
    Belediyeler de canla başla çalışıyor boş durmuyor elbette. Klimalı iftar çadırları müminlerin hizmetinde. Bir de yoksullar için evlere servis iftar sahur yemeği var. Aşevi arabasının önündeki kuyruklar bitecekmiş ama kontrol de var ihtiyaç sahibi değilse zaten ikinci gün keseceklermiş yemeği. Ya bir de oruç tutmuyorsa Allah korusun.
    Ben bu kadarını takip edebildim. Şarkılı türkülü, ilahili dizili Mekke’den Medine’den canlı canlı bir ramazan. Sadece bize değil Kürt açılımı’na da gelmiş üstelik. Ne diyeyim, İslam alemine hayırlı olsun!..
    ayşebengi
    www.evrensel.net