GERÇEK

GERÇEK

  • Eskişehir ETİ Fabrikası’nda, 2 bin dolayında işçinin 9 gün sürdürdüğü grev, anlaşmayla sona erdi.


    Eskişehir ETİ Fabrikası’nda, 2 bin dolayında işçinin 9 gün sürdürdüğü grev, anlaşmayla sona erdi.
    Dün gazetemize işçilerden bazıları, grevden neler öğrendiklerini anlatıyorlardı. Ve bu dokuz günde işçiler; “grev nedir”, “işçilerin birleşmesi neden gereklidir”, “mücadele nedir”, “hak almak nasıl bir şeydir”, “patron kimdir”, “sendika ne işe yarar”...gibi işçi sınıfı mücadelesinin en temel kavramaları konusunda ciddi bir fikre sahip olmuşlar.
    Hele genel olarak ve hak mücadelesinin yaşanmadığı işletmelerde işçinin gözünde “baba” gibi görünen patron için söyledikleri, işçilerin bir “sınıf bilinci”nin eşiğine geldiklerini göstermektedir.
    Hele o işçinin gözünde “baba” olan patron için işçiler; “Patronla işçi arasındaki farkı, bu grevde çok iyi gördük. Patronun hep çok iyi bir adam olduğunu, burada çalışan 2 bin işçiye ekmek verdiğini düşünürdüm. Ama her şey bu grevde ortaya çıktı. Bize istediğimiz ufak bir zammı vermemek için direndi, fabrikası kapalı kaldı, milyonlarca lira zarar etti. ETİ’nin sadece bir günlük kârı, buradaki bütün işçilere verilecek bir yıllık zammı karşılıyordu. İşçiye hakkını verirsem sonra daha fazlasını ister diye düşünüyor. Ama biz artık istediğimizi almanın nasıl olacağını öğrendik. Greve başlamasaydık, bu zammı almamız mümkün değildi” fikrine varmışsa, bu artık işçinin kimlerin hangi safta olduğuna dair bir fikir oluşturmaya başladığını göstermektedir. Ki, bu fikre varan işçi sayısı nispeten az bile olsa, orada artık mücadelenin hiçbir zaman eskisi gibi olmayacağının işaretidir bu.
    Şöyle düşünelim: Eğer bir okul açsaydık, dünyanın en iyi öğretmenlerini getirseydik, işçilere bu temel ekonomi politik bilgileri verdiremezdik. Belki öğretmen bu ekonomi politik bilgileri pek güzel ve ayrıntılı anlatırdı, ama işçiler sorunu böyle özlü bir biçimde anlayamazlardı!
    İşte işçiyi böyle hızlı ve dolambaçlı olmayan bir yoldan eğittiği için sosyalizmin literatüründe grevler, işçi sınıfının mücadeleyi öğrendiği okullar olarak tanımlanmaktadır.
    Elbette ki ETİ grevi, 9 gün değil de 20-30 gün sürse, işçiler başka şeyleri de öğrenecek, bugün bildikleri (yeni öğrendikleri) pek çok şey pekişecekti. Ama elbette bu, bizlerin uzun grevleri savunduğu anlamına gelmez. Gerçekte her grev gerektiği kadar uzun olursa, sınıfın eğitimi bakımından o ölçüde önemlidir. Gereksiz uzayan grevler, yorgunluk yarattığı gibi işçileri de sendikayı da yıpratır.
    Ama burada asıl önemli olan, ETİ grevinin eğittiği işçilerin eğitimlerinin sürmesidir. Sendika ve ileri işçiler, işçilerin bu ilk bilgilerini ilerletecek bir çalışma yapabilirse, diğer işkollarındaki işçilerin mücadelesi (Asil Çelik, Sinter, TPAO işçileriyle, kamu emekçilerinin mücadelesiyle dayanışma), sendikal mücadelenin sorunları, demokrasi mücadelesinin sorunları, Kürt sorununun demokratik çözümü, Türkiye’nin egemenlerinin iç ve dış politikaları, ülkenin nereye sürüklendiği, gençliğe ve çocuklara nasıl bir dünya bırakılacağı, krizin yükü sorunu, işçi hareketi ve sorunları, sınıf siyaset ve partisi gibi mücadelenin her sorunu, çeşitli vesilelerle gündeme getirilip işçilerin bu tartışmalar içinde birliklerinin güçlenmesi için kesintisiz bir ajitasyon sürdürülebilirse; ETİ işçisi, grevden öğrendiklerini bir hayat felsefesine dönüştürme yoluna girecektir.
    Aksi halde; edinilen bilgiler, belki tümden unutulmaz ama işçileri uzun süre bugün oldukları yerde tutmaya bile yetmez.
    Evet, işçiler grev mücadelesinden iyi ve ileri sonuçlar çıkarmıştır ama ileriye doğru sağlam adımlarla yürümeleri için hem genel olarak dünyada (ülkede) olup bitenleri (ekonomik, siyasi) anlamaları, hem de özellikle ileri işçilerin sömürü, sınıf mücadelesi, devrim, sosyalizm...konusunda her yol ve araçla eğitilmeleri bir zorunluluktur. Burada bunu yapacak olan da ileri işçilerdir.
    ETİ işçisinin grevle başlayan uyanışı, ancak böyle bir süreç içinde anlamlanıp ete kemiğe bürünecektir.
    Aslında böyle bir eğitim, sadece ETİ için değil tüm mücadele içindeki işyerlerinde, hatta tüm sınıf içinde hayati bir öneme sahiptir. Hele at izinin it izine karıştığı şu günlerde, bu çok daha yakıcıdır.
    İ. Sabri Durmaz
    www.evrensel.net

    0 yorum yapılmış

      Yorum yapın

      Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.