Barış planları, gelir gider

Barış planları, gelir gider

Kendi kendimize, Filistin ve İsrailliler arasında nihai bir anlaşmanın sınırlarını çizebilecek bir çözüm için şimdilik hoşça kal dedik. Selefine küfredildiği halde kendisi uluslararası kamuoyunda beğenilen bir başkan var...


Kendi kendimize, Filistin ve İsrailliler arasında nihai bir anlaşmanın sınırlarını çizebilecek bir çözüm için şimdilik hoşça kal dedik. Selefine küfredildiği halde kendisi uluslararası kamuoyunda beğenilen bir başkan var; bölgeyi derinden rahatsız eden güçlüklere ve nüanslara karşı hassas olduğu görünen, diplomasiye inanan, Ortadoğu’da bir barış yapıcılığı niyetinde olan Barack Obama. Dahası, zaman da olgunlaşmış görünüyor.
Arap dünyasının büyük bir bölümü İsrail’le ortak bir çıkarı paylaşıyor: Suudi Arabistan ve diğerleri, Tahran’dan, Tel Aviv’den korktuklarından daha çok korkuyorlar ve eğer İran ve İran’ın nükleer projelerine karşı uluslararası baskı bir birlik haline gelse, İsrail’le farklılıklarını unutmaya hazırlar.
Obama’nın doğru adam olduğunu ummak çok mu? Korkarım öyle. Kutsal topraklar, başkalarının hata yapıp kendilerinin başarılı olacağına inanan insanların hayaletleriyle lanetlendi. Sorunlar, Obama’nın övünebileceği özel armağanlar değil.
İsrail’in Netanyahu’su, Kuzey İrlanda’ya merhem olmuş ve Obama tarafından Filistin ve İsraillileri aynılaştırmayla görevlendirilmiş George Mitchell’le görüşmek üzere Londra’da.
Gordon Brown’la yaptığı basın toplantısında İsrail başbakanı, 1967’de İsrail’in işgal ettiği yerlerdeki yerleşim inşaatlarını dondurma ile ilgili Obama’nın talepleri ile kendisi arasındaki farklılığı azaltmaya yönelik ilk kez iyi bir şeyler önerdi. Elbette Netanyahu’nun açıkladığı gibi kreşlere ve okullara ihtiyacı olan çocuklar için bazı yerleşim inşaatları olmalıdır ama yeni birine gerek yok. Netanyahu, İsrail’in sert eleştiri dilini kullanarak ısrar etti ve ısrarla “Bu, yer kaplamadan çok farklı bir şey. Sonradan yapılan yerleri kamulaştıracağız” dedi.
Belki o ve Mitchell, ‘doğal büyüme’ yi kesinlikle dışarıda tutarak bir yıl inşaatlar durdurulabilir, demenin dışında bir uzlaşma formüle etmeye muktedirdir. Ama Filistinliler, İsrail yerleşimleri bütünüyle durdurmadıkça bir görüşme yapmayacaklarını söylüyorlar. Eğer Washington, yerleşim planının bütünüyle durdurulmasında ısrar ederse, sonunda İsrailliler de boyun eğebilirler. Ama böyle bir sonuç, yeni bir barış sürecinin başlamasına uğursuz bir temsilcilik yapar. İsrail’le bir rekabetin başlangıcında Obama, göz ardı edilmiş biri olur ama
Obama, bu kamburu atabilir ve görüşmeler tekrar başlar.
Bugün, Obama’nın kendisi önemli bir fark. Onun, görüşmelerdeki becerisi değil, Arap ve İslam dünyasındaki yeri. Ki bu durumu, Bush’unkinden çok daha iyi. Jeruselam Post’un temmuz ayındaki bir anketine göre İsraillilerin yüzde 6’sı, Obama yönetiminin İsrail destekçisi olduğunu düşünüyor. Elbette bu durumda İsraillileri, herhangi bir barış anlaşmasına ihtiyaçları olduğu konusunda ikna etmesi zorlaşacak.
Belki sorunun özünden, 1948’in sorunlarından, asıl sorunlardan kaçıldığı için peş peşe yapılan barış görüşmeleri sonuçsuz kalmıştır. Belki de gerçek barış en zor sorunla karşılaşıldığında gelecek: bir tarafta evlerinden çıkarılarak mülteci olmaya zorlanan Filistinliler, diğer tarafta yaşadıkları yerden sürülen, 2 bin yıldır bir İsrail yaratma arzusundaki Yahudiler.
Barış, ulaşılmaz bir şey olarak geride kalmadı, çünkü barış yapıcılar yeterince sıkı çalışmadı. Belki de bu, savaşın gerçek nedenlerini görmediğimiz için ulaşılmaz olarak kaldı.
(26 Ağustos 2009)
Jonathan Freedland
www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.