ETİ’de toplusözleşme ve grev süreci

ETİ’de toplusözleşme ve grev süreci

Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi’nde kurulu olan ve Tek Gıda-İş Sendikamızın örgütlü durumda bulunduğu ETİ Gıda Sanayi AŞ işletmelerinde 175 gün süren toplusözleşme görüşmeleri süreci, maaşlarda ve sosyal haklardaki dengesizliğin...


Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi’nde kurulu olan ve Tek Gıda-İş Sendikamızın örgütlü durumda bulunduğu ETİ Gıda Sanayi AŞ işletmelerinde 175 gün süren toplusözleşme görüşmeleri süreci, maaşlarda ve sosyal haklardaki dengesizliğin kaldırılması talebimizin kabul edilmemesiyle tıkanma aşamasına gelmişti. Bunun üzerine bir de 25 Temmuz tarihinde ödenmesi gereken yakacak paralarının işveren tarafından toplusözleşme sürecinin devam etmesi bahane gösterilerek ödenmemesi, işçilerimiz açısından bir mağduriyete yol açmıştı. Sendikamızın tüm toplusözleşme görüşmeleri boyunca göstermiş olduğu iyi niyet girişimlerinin olumsuzlukla sonuçlanması ise bizi üzen bir diğer etken olmuştu. Fabrikada örgütlü durumda bulunan sendikamızın tüm üyeleri, ödenmesi gereken yakacak paralarının ödenmesi için bir uyarı eyleminde bulunarak, hemen o gün öğle yemeklerini boykot ederek yemek yememiş ve fazla mesailere kalmamış ve ertesi gün de servislere binmeme eylemlerinde bulunmuşlardı. Buna bir de işvereni son kez uyarmak için fabrika önünde yaptığımız oturma eylemini de ekledik, ama işveren bizim tüm bu uyarılarımıza adeta gözlerini kapatarak görmezden geldi.
Sendikamız ve şube yönetimimiz olarak, örgütlü durumda bulunan iki bin işçimizin önünde durmak ve onlara yol göstermek zorundaydık. Yaşanan tüm bu gelişmelerin ve yaptığımız uyarı eylemlerinin ardından, yaptığımız son toplusözleşme görüşmesinde; açlık sınırının üzerinde bir ücret ve 2005’ten beri var olan, üyelerimiz arasında dengesiz bir uygulama olan sistemde düzenlemeler yapılması ve seyyanen ücret verilmesi taleplerimizi işverene bir kez daha ilettik. Ancak bir kez daha taleplerimiz işveren tarafından kabul görmedi. Artık elimizdeki son kozu oynamanın vakti gelmişti. Üretimden gelen gücümüzü kullanarak, hemen ertesi sabah iki bin işçimizle birlikte onurlu grevimize başladık. Şunu da belirtmek gerekir ki; greve çıkacağımız 14 Ağustos tarihinde, sabah mesai saatine kadar işverenin bize ulaşmasını bekledik ve eğer taleplerimiz kabul edilirse grevi başlatmayacağımızı da kendisine ilettik. İşverenden herhangi bir ses çıkmayınca 14 Ağustos sabahı genel başkanımız Mustafa Türkel’in de katılımıyla iki bin işçimizle beraber grev uygulamamızı başlatmış olduk. İşverenin bizim bu greve başlayacağımıza, bunun arkasında durarak kararlı bir şekilde devamını getireceğimize bir inancı yoktu. Ancak iki bin arkadaşımızın kararlı duruşuyla başlayan ve ilerleyen grev, hemen herkeste “işçiler isterse başarabilirler” düşüncesinin yerleşmesine neden oluyordu. Bu tür durumlarda yaygın ve yanlış olan bir kanı vardır; “verirse işveren verir, alamazsa sendika alamaz” şeklinde. İşte bu grevimiz, bu zihniyetin tamamen yıkıldığını ve işçilerin başarıya ulaşabilmesi için mutlaka örgütlü bir güç olması gerektiğini herkese bir kez daha gösterdi.
Dokuz gün boyunca tüm kararlılığıyla süren grevimiz, birçok şeyi de görmemize, öğrenmemize neden oldu. Grev, bizim elimizdeki en önemli gücümüzdü ve bizim için bir amaç değil, istediklerimizi elde etmemiz yolundaki bir araçtı. İşçiler olarak bizim niyetimiz; işyerimizi yıkmak, batırmak değil; ona sahip çıkarak, insanca yaşayabileceğimiz seviyedeki bir ücretle onun devamını sağlamaktı. İşçiler, emekçiler, her şeyin farkındalar ve gözlerinden hiçbir şey kaçmıyor. ‘Asgari ücret vergi dışı kalmalıdır’ diyen Başbakan’ın asgari ücrete yaptığı 19 liralık sadak zammı, açıklanan açlık sınırı ve bu sınırın altında yaşamını devam ettirmeye çalışan milyonlarca emekçiyle aynı kaderi paylaşan ETİ işçileri… Bu duruma karşı daha fazla sessiz kalmayan ve açlık sınırı üzerinde, insanca yaşanacak bir ücret için dokuz gün boyunca dimdik durarak onurlu bir şekilde hakkını arayan ETİ işçileri…
Dokuz gün süren onurlu mücadelemizin ardından işverenle yapılan son görüşmemizle anlaşmayı sağladık ve grevimizi sonlandırarak işbaşı yaptık. Taleplerimizi kabul edilemez olarak gören işveren, son görüşmede birçok talebimizi kabul etti. Yapılan anlaşmanın içeriği ise şöyle:
* İlk altı ay için maaşı brüt 724 lira olanlara 87, 724 lira üstü olanlara 100 lira seyyanen zam verilecek.
* İkinci altı ayda enflasyon artış oranında zam yapılacak.
* Kademelerdeki dengesiz oran 1, 2, 3, 4. kademelerde yüzde 25’ten yüzde 50’ye çıkartılacak.
* Aile, çocuk parası ve diğer sosyal haklar yüzde 100 olarak tam ödenecek.
* Bu düzenlemelerle maaşlarda yüzde 11.6, sosyal haklarla da birlikte yüzde 17 artış yapılmış olacak.
Yapılan bu düzenlemelerle birlikte alınan ücretlerle açlık sınırının biraz üzerine çıkmış olduğumuz görülmektedir. Buna muhteşem bir anlaşma diyemeyiz, ama taleplerimizin çoğunun kabul edildiği bir anlaşma olarak değerlendirebiliriz. Herkesi memnun etmemiz tabii ki mümkün değil, ama işçilerimizin büyük bir kısmını memnun etmiş olmamız, bizim için en önemli olan nokta. Burada anlaşma sağlandı ve bu süreç sona erdi ama tabii ki bizim işimiz burada bitmiş değil. Bundan sonraki toplusözleşme görüşmelerinde de kazanılmış bu haklarımızın takipçisi olacağız ve daha nasıl iyileştirmeler yapabilir bunları araştıracağız. Bunun yanında örgütlü olduğumuz işyerlerindeki tüm üyelerimize sendikal seminerler vererek, eğitim bilincini artırmak, sendikalı ve örgütlü olmanın gerekliliğinin bilincini yerleştirmek, ilerideki dönemde çalışmalarımız arasında olacak. Dengeli ve eşit sosyal haklarla, insanca yaşayabilecek bir ücreti elde etmenin yolu ancak buralardan geçiyor.
KADİR ÖZENLER - Tek Gıda-İş Sendikası Eskişehir Şube Başkanı
www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.