3D

3D

Biliyorum, şimdi moda 3G ama ben 3D hakkında yazacağım. Yani üç boyut.Sinemalarda son zamanlarda giderek daha fazla bu tür film oynatılıyor. Üç boyutlu izlemek için gözlük takıyorsunuz, sinema salonuna oturuyorsunuz. Aynı perdeden üç boyutlu film gösteriliyor. Zaten gözlüğü takmazsanız, bulanık bir şey görüyorsunuz.

Biliyorum, şimdi moda 3G ama ben 3D hakkında yazacağım. Yani üç boyut.Sinemalarda son zamanlarda giderek daha fazla bu tür film oynatılıyor. Üç boyutlu izlemek için gözlük takıyorsunuz, sinema salonuna oturuyorsunuz. Aynı perdeden üç boyutlu film gösteriliyor. Zaten gözlüğü takmazsanız, bulanık bir şey görüyorsunuz. Bu haftaki “Terra’yı Kurtarmak” da bu tür filmlerden. Bütün kopyaları üç boyutlu olarak izlenebilecek. Tabii bu bütün sinemalarda olan bir teknoloji değil. Onun için filmler buna uygun olan sinemalarda üç boyutlu göste-rime giriyor. Çoğunlukla, biraz daha pahalı. Bazı sinemalar, hem üç boyutlu, hem iki boyutlu gösteriyor, bazıları da “sadece üç boyutlu” gösterime giriyor. “Terra’yı Kurtarmak” da bu ikincilerden. Az üç boyutlu, bazen üç boyutlu, tam üç boyutlu falan ama sık sık böyle filmlere rastlamanın artık şaşırtıcı bir yanı kalmadı. Üç boyut, dünyanın birçok yerinde giderek artı-yor. Geçen Harry Potter bile bu yola başvurdu, ilk 12 dakikası üç boyutlu başladı. Ne oluyor böyle olunca derseniz, ilginç bir tecrübe işte. İlk üç boyutlu izlediğim filmi hatırlıyorum, kafama bir şeyler çarpacakmış gibi kaçılmıştım. Hani, Lumiere kardeşlerin çektiği ilk sinema filmini izleyenler tren üstlerine geliyor diye sağa sola kaçışmışlar ya. “Trenin La Ciotat Garına Gelişi”nin tarihi 1895. Benzer bir tadı 2000’lerde yaşamak için üç boyut fena fikir değil.Üç boyutu genelde animasyonlarda, ya da bolca görsel efekte yer verilen filmlerde kullanıyorlar. Bunu yapmak için aynı sahneyi birkaç açıdan çekip birleştiriyorlar, tabii kurguda da bilgisayar başında çokça değişiklik yapmak gerekiyor. Belki bu işin tekniği ilerledikçe, işler daha kolaylaştıkça, üç boyutlu olan filmle olmayan film arasında büyük farklar olabilir. Ama şimdi, pek bir şeyin değiştiği söylenemez.Bu teknolojiyi asıl önemli hale getiren, sinemaların bir şekilde bunu yaşam kaynağı olarak görmeleri oldu. Çünkü, malum, DVD’nin icadıyla, internetin de yaygınlaşmasıyla, sinema salonları eskisi kadar izleyici çekemez oldu. Video çıktığından beri böyle bir tehlikeyle karşı karşıyaydılar ama nedense, belki televizyonların da büyümesiyle sinemayı salonda izlemek isteyenlerin sayısı bu dönemde çok düştü. Bu sefer sinema pahalılandı. Öyle olunca, izleyici sayısı daha da düştü. DVD’nin yeri ayrı tabii, sinemayı sinemada izlemenin de tadı başka. İşte, üç boyut, evdeki televizyonla, bilgisayar ekranıyla ulaşılması zor bir şey olduğundan, sinema salonlarına yeniden ilgiyi çekebilir diye düşünülüyor. Az bir yatırım da değil, ama birçok sinema 3D teknolojisine geçiyor.Bütün bu tartışmalarda nedense unutulan bir şey var. Sinema biletleri pahalı. Kolay iş değil, bir ailenin kalkıp sinemaya gitmesi. Belki buradan başlanırsa, kimsenin izleyici çekmek için başka başka masraflar yapmasına gerek kalmaz. Biletler ucuzlasın da, siz gene yapın boyutunuzu kendinize göre.
Çağdaş Günerbüyük
www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.