Kadınlar barış için bir arada

Kadınlar barış için bir arada

“Barış herkese; ama en çok bize gerekiyor” diyor kadınlar; “çünkü şiddetin hayatlarımızda nelere mal olduğunu en iyi biz kadınlar biliyoruz. Çünkü erkek egemenliği, savaş ve militarizmle her geçen gün güçleniyor. Çünkü evde, işte, sokakta, gece ya da gündüz yaşamın her alanında şiddete uğruyoruz. Çünkü çalıştığımız her yerde emek sömürüsü ile karşı karşıya kalıyoruz...”


“Barış herkese; ama en çok bize gerekiyor” diyor kadınlar; “çünkü şiddetin hayatlarımızda nelere mal olduğunu en iyi biz kadınlar biliyoruz. Çünkü erkek egemenliği, savaş ve militarizmle her geçen gün güçleniyor. Çünkü evde, işte, sokakta, gece ya da gündüz yaşamın her alanında şiddete uğruyoruz. Çünkü çalıştığımız her yerde emek sömürüsü ile karşı karşıya kalıyoruz...”
Seslerini birleştirmek, barış taleplerini hep birlikte haykırmak için 31 Mayıs’ta Diyarbakır’da, 28 Haziran’da Ankara’da buluştular. Bu buluşmalardan Barış İçin Kadın İnisiyatifi doğdu. İnisiyatifin ilk eylem kararı, Hakkari’de Berçelan Yaylası’nda bir gecelik barış nöbetiydi. Türkiye’nin çeşitli illerinden yüzlerce kadın, Berçelan’da bir araya geldi ve “Silahlar sussun, operasyonlar durdurulsun, Kürt sorunu demokratik ve barışçıl çözüme kavuşturulsun” dedi. Aynı gün eş zamanlı olarak İstanbul’da Taksim Meydanı’nda sabahlayan kadınlar, şimdi bir başka buluşmanın heyecanını yaşıyor. Bugün Maçka Demokrasi Parkı’nda yapılacak ‘Barış İçin Kadın Şenliği’nin heyecanını.
Hükümetin açılımıyla son günlerde daha fazla gündemimize giren ve her kesimin söz söylediği Kürt sorununda kadınların da söyleyecek sözü var. Ama onlar, sadece sözlerini söylemekle yetinmiyor; “değiştirecek, çözümü geliştirecek gücümüz de var” diyorlar. Barış İçin Kadın İnisiyatifi üyeleri, bu iddiayla çıktıkları yoldaki yürüyüşlerini nasıl sürdüreceklerini, gazetemize anlattılar.

TALEPLERİMİZ VAR VE UMUTLUYUZ
Aylin Mert (Sosyalist Demokrasi Partisi): Kadınlar Taksim’de sabahladı. Bu, uzun süredir olmayan bir şeydi ve önemliydi. Hakkari’de sıfır noktasında, Berçelan Yaylası’nda yapılan eylem inanılmazdı. Eyleme katılım tahminimizin çok üstündeydi. Orada somut taleplerimiz vardı ve bunlar için bir araya geldik. Kadınlar Berçelan’a, Taksim’e yüzlerce faili meçhulün hesabını sormak için geldiler. Devletin yıllardır uyguladığı inkar ve imha politikalarına dur demek için oradalardı. Kadınlar barış için umutluydular. Umutluyduk ama biz oradayken bile gerilla cenazeleri geliyordu. Barışı çağırırken bile... Umudumuz Kürt hareketinin devamlılığına ve mücadelenin sürekliliğine olan güvenimizden geliyor. Kadınların gözündeki ışıltı; beş çocuğunu bile savaşta yitiren bir kadının gözündeki ışıltı, bana umut veriyor aslında.

GERÇEK BİR BARIŞ İÇİN SESİMİZİ YÜKSELTİYORUZ

Serpil Kemalbay (Özgür Kadın Dergisi): Biz yıllardır kadınlar olarak Kürt halkının özgürlüklerinden ve haklarından yana eylemler yaptık. Ama şimdi yeni bir süreç işliyor. Kürt meselesine daha önceki yaklaşımlardan biraz daha farklı bir yaklaşım varmış gibi bir hava var. Kadınlar olarak hiçbir zaman edilgen değildik, ama özellikle bu süreçte halkların kardeşliğinden, Kürt ulusunun özgürlüklerinden, kadınların özgürlüklerinden yana taleplerimizi yükseltmek istiyoruz. Bunu yukarıdan verilmiş bir şey olarak değil de halkın istediği, kadınların istediği talepler olarak gündemleştirmek istiyoruz. Gerçek bir barıştan bahsediyoruz; halklar için barıştan, halklar için demokrasiden bahsediyoruz. Şimdiye kadar savaşla, operasyonlarla, kayıplarla, işkencelerle bu olayın üzerine hep şiddetle gidildi. Şimdi bu geçmişi unutmadan ama barış için, halkların kardeşliği için, Kürt ulusunun demokratik talepleri için yan yana geliyoruz. Bunun için Hakkari Berçelan’da barış nöbeti tuttuk. Ben de İstanbul’da barış nöbetinde olanlardan biriydim. Çok güzel bir eylemdi. Çok yakın bir zamanda linç olaylarını hatırlıyoruz. Fakat kadınlar sabaha kadar Taksim Meydanı’nda barış talebini ifade ederken tatsız olaylarla karşılaşmadılar. Aksine; çevredekilerin katılımıyla, ilgisiyle karşılaştık. Sesimizi yükseltmek için doğru bir adım attığımızı gösterdi.

SOKAĞI HİÇ TERK ETMEYECEĞİZ
Nimet Tanrıkulu (Sosyalist Feminist Kolektif): Bu etkinliklerde çeşitli kadınlar var; feministler, emekçi kadınlar, sendikacılar, Türkiye coğrafyasından farklı kadınlar... Ben de Berçalan’a gittim; Dersim’den Berçelan’a gittim. Dersim’de özellikle son dönemde artan kadın intiharları, savaşın bitmesinin ne kadar gerekli olduğunu bir kez daha yüzüme çarptı. Kadınların, annelerin, eşlerin, sevgililerin barışı ne kadar hasretle beklediklerini; ama bunun kalıcı ve adil olması gerektiğinin altını çizdiklerini gördüğümüz bir zaman yaşadık Berçalan’da. Maçka’da yapacağımız şenlikten sonra da yürüyüşümüz devam edecek. Çünkü kadınlar biliyorlar ki, bu savaş en çok kadınları tahrip ediyor. Her türlü egemenliği, şiddeti, erkek egemenliğini, yoksulluğu, işsizliği üretiyor ve en ağırını kadınlar yaşıyor. Bütün bunlara dair sözlerimizi kuracağız ve daha sonra bunu konferanslarımızda dillendireceğiz. Çünkü bir yol haritası konuşulmaya başlandı, kadınların sözlerini doğru kurmaları için konferanslar önemli. Ama sokağı hiç terk etmeyeceğiz. Kadınlar sokağı hiç bir zaman terk etmeyerek bazı şeylere ulaştılar diye düşünüyorum.

BARIŞIN ELDE EDİLMESİNDE ÖZNE OLMAK İSTİYORUZ
Yıldız İmrek Koluaçık (Emek Partisi): Barış sorununun, Kürt sorununun şiddetle anılan bir sorun olması, Türkiye’de yaşayan herkesi etkilediği gibi kadınları da etkiliyor. Kadınlar bir taraftan anne, bir taraftan eş, bir taraftan doğrudan eşit haklara sahip olması gereken bireyler olarak Kürt sorununun çözümsüzlüğünden doğrudan etkileniyorlar. Esas olarak barış sorununu çok daha kapsamlı olarak ele alabiliriz. Çünkü bu bir demokrasi sorunudur, eşitsiz haklar sorunudur. Otuz yıldır süren savaş ortamı, kadınlar için de çok ağır bedeller ödenmesi gereken bir süreç oldu. Bu nedenle barış istiyoruz. Ve barışın gerçekleşmesi için kurucu özne olarak ortaya çıkmak istiyorlar; yani sadece barış isteyen olmaktan öte, barışın elde edilmesinde kurucu bir faaliyet yürütmek istiyorlar. Bunun altını çizmek istiyorum. Çünkü hükümetin yürüttüğü görüşmelerde kadınları da muhatap alması gerekiyor. Anadilde eğitim mesela; bu, elbette herkesin sorunu ama kadınlar için çok özel bir önem taşıyor. Kadınların eğitimi, kamu hizmetlerinden yararlanması için anadilde eğitim vazgeçilmez bir talep. Bunların iyi tartışılması, taleplerin barış sürecinde dikkate alınması gerekir. Berçelan’daki, Taksim’deki barış eylemlilikleri kadınların sözlerini sokaktan söylemenin birer parçasıydı. Çok farklı kadın örgütleri, farklı kesimlerden aydın kadınlar, sanatçı kadınlar, omuz omuza vermiş ve cesaretle istiyorlar. Barışın elde edilmesi cesaret istiyor ve bu kadınlarda var.
Sema Barbaros
www.evrensel.net