İktisat Atölyesi Sonuç Bildirgesi

İktisat Atölyesi Sonuç Bildirgesi

İktisat biliminin; ekonomik göstergelere, döviz kurlarına, ekonomistler ve ‘uzman’ların televizyon ve gazete tahlillerine indirgendiği günümüzde, iktisadın toplumsal yaşamını belirleyen faktörlerin başında geldiğini...


İktisat biliminin; ekonomik göstergelere, döviz kurlarına, ekonomistler ve ‘uzman’ların televizyon ve gazete tahlillerine indirgendiği günümüzde, iktisadın toplumsal yaşamını belirleyen faktörlerin başında geldiğini, yalnızca iktisatçıların işi olmadığını bilerek yola çıktık. Gönen Gençlik Buluşması’nda iktisadi idari bilimler fakültesi öğrencileri olarak, iktisada ilgi duyan kamp katılımcıları ve işçilerle bir araya geldik. 4 günlük atölye çalışmasında iktisat biliminin amacını, krizi, küreselleşmeyi ve çalışma yaşamını konuştuk, tartıştık. Başarıyla sonuçlanan Desa Deri Direnişinin Sembolü Emine Arslan, Tuzla Tersane işçileri, direnişteki Sinter Metal işçileri kriz sürecindeki saldırıları ve krizin etkilerine karşı nasıl mücadele edilmesi gerektiğini kendi deneyimleri üzerinden anlattılar.
2008 yılında ABD’de başlayan ve hızla tüm dünyaya yayılan ekonomik kriz, ‘küreselleşmeci’ kapitalizmin barış ve refah içinde, krizsiz bir toplum iddialarını yerle bir ederken, iktisat biliminde de bir altüst oluşa neden oldu. Emperyalist ideologların savunageldiği iktisat biliminin başlıca tezleri yaşam tarafından yalanlanırken, kapitalist ideologlar bunların bir kısmını sorgulama ve yeniden inşa etme ihtiyacı duydular. ‘Karl Marx haklı mıydı’ sorusu bu sorgulama sürecinde gündeme gelmesine rağmen; Marksizm’le kastedilen ekonomiye devletin müdahalesi yada Marksizm’in Keynesciliğe indirgenmesiydi. Böylece bir yandan neo-klasik egemen iktisat anlayışının revizyonu, diğer yandan alternatifi olan Marksist iktisadın içeriğinin boşaltılması, onun alelade bir devlet müdahaleciliğine indirgenmesi isteniyor.

Egemen iktisadın tezleri iflas etti!
Atölyemizde, emperyalizmin çıkarlarına göre biçimlendirilen ve üniversitelerde öğretilen iktisadın temel tezlerini ele aldık. Sınırlı kaynaklarla sınırsız ihtiyaçları karşılama bilimi olarak ifade edilen egemen iktisadın, en temel ihtiyaçları dahi karşılayamadığını, bir kişinin gelirinin 45 Afrika ülkesinin gelirine eşit olduğunu, dünyanın yarısının günde 1 doların altında ücretle yaşamaya mahkum ettiğini, bir milyar insanı açlık tehlikesinden ölümle burun buruna getirdiğini gördük, bizzat yaşadık.
Serbest rekabet, serbest ticaret gibi ‘küreselleşme’ argümanlarının emperyalist tekellerin istedikleri ülkeye girmelerini sağlayan, onlara yeni sömürü alanları yaratan argümanlar oldukları, dünya üretimi ve ticaretini ellerinde bulunduran tekellerin menşelerine bakıldığında anlaşılabilir. Sömürge ülke halkları ve genel olarak dünya halkları için küreselleşme propagandasının tekelci kapitalizmin vahşi yüzünde yalnızca bir maske olduğu, insan hakları, demokrasi, katılımcılık, şeffaflık vb. söylemlerin hepsinin tekellerin egemenliği temelinde kabul edilebilir olduğu da son yıllarda daha bir açıklıkla görüldü.

Krizler, kapitalizmle beraber tarihin çöplüğüne!
Krizle beraber, dünya ve ülkemiz emekçileri işten atmalar, ücretsiz izinler, ücretlerin düşürülmesi, fazla mesailer, yıllık izinlerin gasbedilmesi, esnek çalışma uygulamaları gibi saldırılarla karşı karşıya kaldılar. Dünya ve ülkemizdeki tekelci sermaye sınıfı ise daha da merkezileşti, rakiplerini geçenler daha da büyüdü. Küçük üreticiler, esnaf ve yoksul köylülük krizin etkisiyle yıkılırken büyük sermaye grupları kriz fırsatçılığıyla daha da büyüdüler. Hükümet kriz mağduru işçi ve emekçilerin taleplerini karşılamak bir yana, krizin yaratıcısı olan sermaye gruplarına işçilerin birikimlerini peşkeş çekerek teşvik üzerine teşvik yaptı, paket üzerine paket açtı.
Kriz genelde dünya ölçeğinde, özelde ülkemizde, ekonomik ve sosyal yaşamdaki uçurumları daha da arttırdı. İşçi ve emekçilerin yaşam koşullarını ağırlaştırdı. Halkın normal zamanlarda kabul edemeyeceği hak gaspları, kriz fırsata çevrilerek yaşama geçirildi. Bütün bunlar; bağımsız ve demokratik bir ülkede halkı için iktisat bilimiyle uğraşmak ve emekten yana iktisadi politikalarının yaşama geçirilmesini isteyen biz iktisat öğrencilerinin ve bir bütün olarak üniversite öğrencilerinin geleceğinin de çalınması anlamına geliyor. Geleceğimizin elimizden alınmasına karşı “Kriz Kapitalizmin Gelecek Bizimdir” diyerek bir araya gelen biz gençler kapitalizmin gençliğe vaat ettiği krizleri, yoksulluğu, işsizliği ve geleceksizliği kabul etmiyoruz!
Bağımsız ve demokratik bir ülkede iktisat için;
Üniversite öğrencileri olarak sadece harç zamlarına değil harçların tamamına karşıyız. Eğitimin her aşaması parasız ve fırsat eşitliği temelinde yeniden inşa edilmelidir. Barınma, yemek, sosyal ve kültürel aktiviteler için olanaklar ücretsiz olarak sağlanmalıdır. Üniversitelerde yönetilen olmayı kabul etmiyor, yönetimlerde söz sahibi olmak, kendi sorunlarımızı kendi öz örgütlerimiz aracılığıyla çözmek ve bunun önündeki tüm antidemokratik engellerin kaldırılmasını istiyoruz.
Emperyalizmin ihtiyaçları doğrultusunda biçimlendirilmiş, toplumsal yaşamdan uzaklaştırılan iktisat eğitimi, başka bir deyişle bilimsel olmayan bir eğitim müfredatı istemiyoruz.
İktisat biliminin kapitalizmin ‘doğruları’ ile sınırlandırılmasına karşı gerçek bilimi savunmak, bir bütün olarak krizin yaratıcılarına karşı halkın ihtiyaçları temelinde inşa edilmiş planlı bir ekonomi için tüm iktisat öğrencileri ve üniversiteli genç aydınlar, işçi ve emekçilerin demokrasi ve bağımsızlık mücadelesinin bir parçası olmalıdır.
Tüm kamp katılımcıları ve üniversite öğrencilerini; sekizincisi Ankara Üniversitesi’nde düzenlenecek olan tamamen üniversite öğrencilerinin organize ettiği Türkiye Üniversite Öğrencileri Bağımsız İktisat Kongresine (TÜÖBİK) katılmaya, 2010 Uluslararası Gençlik Kampı’nda yeniden buluşmaya davet ediyoruz!
İKTİSAT ATÖLYESİ - Gönen Gençlik Buluşması
www.evrensel.net