İzmir Barosu’nun son icraatı...

İzmir Barosu’nun son icraatı...

26.08.2009 günü İzmir Barosu’nun “Kürt açılımına” tepkisini içeren açıklamasını hayretle ve ibretle okudum. İzmir Barosu’nun bir üyesi olarak ne türden insanlar tarafından yönetildiğimizi bir kez daha gördüm.


26.08.2009 günü İzmir Barosu’nun “Kürt açılımına” tepkisini içeren açıklamasını hayretle ve ibretle okudum. İzmir Barosu’nun bir üyesi olarak ne türden insanlar tarafından yönetildiğimizi bir kez daha gördüm. Alanı, hukuk olan, evrensel hukuk kurallarını birer değer yargısı ve yaşama biçimi olarak topluma yaymak misyonu olan bir hukuk kurumunun savaş ve kan çığırtkanlığı yapmasına dair bir sıfat bulmakta zorlanıyorum. Üstelik faşist 12 Eylül generallerinin ‘82 Anayasası’na dayanarak anayasa suçundan bahsetmek kelimenin tam anlamıyla bir hukuk örgütünün düştüğü bataklığı gösteriyor.
Oysaki geçmiş yıllarda, aynı İzmir Barosu, “İşkenceyi Önleme Komisyonları”, “İşkenceyi Önleme Grubu” kurarak tüm Türkiye’deki barolara örnek olmuş bir baroydu. Şimdiki baro yönetiminin düştüğü bu acınası durumlar yukarıdaki olgularla yan yana konulduğunda bu kurumun düştüğü açmaz daha net ortaya çıkmaktadır.
Kürt sorununda yapılması gereken, Kürt halkının etnik, kültürel haklarının sağlanması ile birlikte sosyal, ekonomik ve sınıfsal taleplerini de içerir gerçek anlamda demokratik bir açılımı sunmak iken, hükümetin göstermelik ve içi boş açılımına dahi tahammül edememek, gerici MHP-CHP ittifakının borazancılığına soyunmak, bir hukuk örgütünün en son yapacağı şey olmalıdır. Barolar her şeyden önce insan yaşamını savunan örgütlerdir. Demokratik hak ve özgürlüklerin ön koşulsuz savunulmasını üstlenmesi gereken barolar, toplumun huzur ve mutluluğunu, daha adil yasalar, anayasalar ve uygulamaların hayata geçirilmesini asli görevleri olarak algılamalıdırlar.
Savaşı, kanı, öldürmeyi savunan bir baronun varlığı, tüm avukatlara bu baro yönetiminin ilk seçimde görevden uzaklaştırılması görevini yüklüyor. Kendi üyeleri tarafından ibra edilmemiş bir yönetim kurulu ile karşı karşıyayız. Sayısız hukuk ihlalleri ile tanıdığımız İzmir Barosu’nun bu son icraatı kendi örgütünü aşağılamakla kalmamış, üyelerini de kan dökmeyi savunan hukukçular durumuna düşürmüştür.
Bu imajı silmek için gecikmeksizin kendisine hukukçuyum diyenlerin harekete geçmesi, mesleki bir zorunluluk olduğu kadar, aynı zamanda bir insanlık sorumluluğudur.
CEMAL DOĞAN - Avukat
www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.