DURUM

DURUM

  • Kürt sorununa “çözüm” bulunmasına yönelik tartışmalar tüm hızıyla sürüyor. AKP Hükümeti’nin önce “Kürt Açılımı”, daha sonra şovenist, milliyetçi ve faşist karışımı koronun karşı saldırısı ile “Demokratik Açılım”a döndürdüğü, ama...


    Kürt sorununa “çözüm” bulunmasına yönelik tartışmalar tüm hızıyla sürüyor. AKP Hükümeti’nin önce “Kürt Açılımı”, daha sonra şovenist, milliyetçi ve faşist karışımı koronun karşı saldırısı ile “Demokratik Açılım”a döndürdüğü, ama ne olduğu henüz belli olmayan “açılımına” ilişkin pek çok şey söylenmekte. CHP ve MHP gibi muhalefet partilerinden Genelkurmay’a kadar uzanan, buradan solun sosyal şoven kesimlerini de kapsayan gerici cephenin sesi oldukça gür çıkıyor.
    Bunlar, “emperyalizmin oyununu bozup, ülkenin bağımsızlığını; devletin, milletin ve vatanın birliğini” korumaya kararlılar! Hükümet ise bunları teskin ediyor, “kırmızı çizgilerin ortak olduğunu” yeniden yeniden ilan ediyor. Ama soruna daha yakından bakılınca, aslında sürecin çok karmaşık olmadığı, bu konuda safların kalın çizgiler ile ikiye ayrıldığı görülüyor. Bu taraflar, sorunun çözümü konusunda temelden ayrılıyor ve kendi dünyalarının değerleri çerçevesinde bu soruna yaklaşıyor.
    Kürt sorununda bir taraf sermaye dünyası, burjuva dünyasıdır. Bu taraf, bu dünyanın şimdiki başı ABD’den başlayıp, genel olarak emperyalist devletlere, onların Türkiye’yi yöneten ama kliklere bölünmüş olan iş birlikçilerine kadar uzanıyor. Bu cephenin bir kesimi artık emperyalizmin ve Türkiye’nin durumunun değişmekte olduğunu, Kürt sorununda “eskisi gibi gidilemeyeceğini” tespit ediyor ve buradan bir zorlama içine giriyor. Bunların “açılımı” sorunun bazı önlemlerle biraz hafifletilmesi yönünde.
    Bu cephenin “statükocu” kanadı ise “eskisi gibi devam edilmesini”, Türkiye’nin “eskisi gibi devam ederek de” emperyalizme uşaklık yapabileceğini savunuyor. Bunlar ağızlarından “ulusalcılık ve bağımsızlık” sakızını eksik etmiyorlar. Ama bu sakız çürümüş ve niteliğini artık yitirmiş durumda. Bu iki cephe kendi içinde bir hesaplaşma sürdürüyor ve emperyalizmin bugünkü ihtiyaçlarını temel alanların ağır basması kaçınılmaz gibi. Ama bu epeyce gürültülü bir kavga olacak.
    Bu gerici cephenin karşısında ise Kürt sorununun demokratik ve halkçı bir çözüme kavuşması için mücadele edenler yer alıyor. Bu cephe, siyasi demokrasinin koşulsuz egemen olması için mücadele ediyor. Bu demokrasi, Kürtlere anayasal ve yasal eşitlik ve güvencelerden anadilde eğitime, kendi iç yaşamını özgürce düzenlemeye kadar bir dizi temel hak tanınmasını içeriyor. Halkçılığı ise bölgedeki ekonomik ve sosyal yapının, Kürt emekçilerinin talep ve isteklerine göre bir reformdan geçirilmesinde yazıyor. Örneğin bir toprak reformu yapılması gibi. Böylece yoksul ve topraksız köylüler toprağa kavuşurken, geri siyasi yapıyı besleyen ekonomik temelin tasfiye edilmesi hedefleniyor.
    Bir açıdan bakılınca, bu ikinci cephenin çözümünün de burjuva dünyası dışına çıkmadığı ileri sürülebilir. Bu doğrudur! Ancak sorunun siyasi demokrasiyi içeren halkçı çözümü, bir bütün olarak Türk ve Kürt işçi ve emekçilerinin daha elverişli koşullarda, yeni bir dünya kurmak için birlikte yürütecekleri mücadelenin önünü açacaktır. Bugün Türk işçi ve emekçileri bu çözümün yaşama geçmesi için ne kadar güçlü mücadele verir, bu mücadelenin önünde yürürse, buradan daha ileri mücadelelere yönelmenin yolunu da düzlemiş olacaklardır.
    Tarihsel gelişim ve sosyal, toplumsal mücadeleler burada özetlenmeye çalışılan çözümlerin dışında, ara yolları da kuşkusuz gündeme getirebilir ve bu olanaklıdır. Ancak bunların gündeme gelmesi “çözüm” için yola çıkan güçlerin henüz zayıf oldukları anlamından öte bir şey ifade etmez. Sorun temel olarak ortada durur ve çözülmek üzere daha güçlü bir toplumsal dalgaya ihtiyaç duyar. Burada önemli olan, Türk işçi ve emekçilerinin, Kürt işçi ve emekçileri ile birlikte mücadelenin ön safını tutmayı başarabilmeleridir. Yoksa birilerinin “çözümü”, geçici de olsa çözüm olarak dayatılacaktır.
    Ahmet Yaşaroğlu
    www.evrensel.net

    0 yorum yapılmış

      Yorum yapın

      Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.