YOLCULAR İÇİN EL AYNASI

YOLCULAR İÇİN EL AYNASI

  • Bir yolcu gördüm,Karşılaştığımız yer, ıssız bir kavşaktaki küçük konaktı.Yolculuklarını anlatmaya başladığı akşam daha ilk kelimeler dudaklarından dökülürken...


    Bir yolcu gördüm,
    Karşılaştığımız yer, ıssız bir kavşaktaki küçük konaktı.
    Yolculuklarını anlatmaya başladığı akşam daha ilk kelimeler dudaklarından dökülürken, aynı kentlerin meydanlarında gezindiğimizi, aynı dağların eteklerini okşayarak geçtiğimizi, aynı baharın çiçeklerini kokladığımızı, tenlerimizin aynı ayazlarda yandığını fark etmiştim.
    Birbirimize anlattığımız her yolculuk, birlikte geçirdiğimiz zamanı uzatıyor, yeni yollara çıkmak yerine geçmişte yaptığımız yolculuklarla avunmamıza sebep oluyordu.
    Uzun süre birlikte kaldık. İkimizi birden oraya bağlayan neydi çözebilmiş değilim. Belki yorgunluk, belki de onca yolun ruhlarımıza yerleştirdiği ağırlıktı. Sebebin bir önemi yok ama neredeyse yerleşik hayatların kasvetli havasına bürünmek üzereydik. Etrafımız anılarla kuşatılmıştı. Anılar bedenimize dolanmış kemendi her solukta biraz daha fazla sıkıyordu. Belli ki bir söz, tek bir söz kurtaracaktı bizi bu bağlanmışlıktan ama neydi o söz, kim söyleyecekti ve ne zaman?
    “Bu son yolculuğumdur,” diye konuşmaya başladığı gün çaresizlik batağının tam orta yerinde çırpınmaktaydım. Sesini duyunca irkildim. Bir umut, belki bir çıkış olabilirdi söyleyecekleri. Ne yazık ki umutlarım boşa çıktı.
    Yine de konuşmadım, susturmaya çalışmadım, bekledim.
    Çok geçmeden hiçbir kuşkuya mahal bırakmayacak biçimde ayrılma vaktinin geldiğini anladım. Ancak ne o karar vermişti hangi tarafa gideceğine, ne de ben biliyordum hangi yolun yolcusu olacağımı. İkimiz de çaresizlik içinde çırpınıp duruyorduk. Bu kararsızlık dalgalarından sıyrılmak için yola çıkmak, nereye olursa olsun gitmek gerekiyordu. Tam o sırada:
    “Konuş,” dedi son kez.
    Konuşmadım. Sessizlikle birlikte havanın ağırlığı daha da artıyordu, ta ki o alazla yırtılana kadar.
    Son gördüğüm şey, elinde tuttuğu kamaydı. Havada parlayan çelikle birlikte gözlerindeki ateşi gördüm bir de.
    “Bu yol iki kişiyle yapılmaz,” dediğini işittim son olarak.
    ÖZCAN YURDALAN
    www.evrensel.net