BASIN TURU

BASIN TURU

Başbakan olarak ilk konuşmasından beri Gordon Brown, bir ciddiyet değeri oluşturmaya çalıştı. Afgan savaşı ile ilgili kamuoyunda giderek yükselen kuşkuları yatıştırmak için ağırlıklı markalarına bir daha seslendi.


Başbakan olarak ilk konuşmasından beri Gordon Brown, bir ciddiyet değeri oluşturmaya çalıştı. Afgan savaşı ile ilgili kamuoyunda giderek yükselen kuşkuları yatıştırmak için ağırlıklı markalarına bir daha seslendi. Olumlu ve gerçekçi konuşmaya çalıştı. Yeni politik sezon başlarken Brown’un konuşmasının arka planı Afganistan’dan gelen kötü haberlerle doluydu. Misyonun başladığından beri İngiltere’nin kaybının en yüksek olduğu ay ağustostu. Seçim sonuçsuz kaldı ve güneyde Brown’un sözüyle ‘hayal kırıklığı’ vardı.
Politik olarak Afganistan şimdi kendini tehlikeli bir belirsizlikte buldu. Devlet Başkanı Karzai, gelecek ay yapılacak bir ikinci tur seçimle karşı karşıya kalabilir, ancak düzensizlik ve seçimlere tamamen hile karıştırıldığı iddiaları giderek arttı ve bütün sürecin güvenirliğine kuşku düşürdü. ABD’li yeni komutan General Stanley McChrytal, stratejide keskin bir değişim gerektiğini söyledi. Ama bu stratejinin bileşenleri hâlâ Washington’daki tartışmanın altındaymış gibi görünüyor. Ama Brown’un Londra’nın savunma stratejisiyle ilgili en önde gelen düşünce kuruluşundaki görünümü daha özel bir bağlamdaydı; savunma bakanı yardımcısı istifa etti. Eric Joyce, herhangi bir yardımcı değil, hükümete sadık biri. Joyce’un dokunaklı istifa mektubu, sadece kuşkucu bir halkın değil, askeriyenin de kuşkularını daha görünür kıldı.
Brown, Joyce’un saldırı niteliğindeki suçlamalarını cevaplamaya çalıştı. İngiltere’nin askeri anlaşmasının bugünkü seviyesine gücü yeter mi? Diğer NATO ülkelerinden neden daha fazla şey talep edilmiyor? Joyce ayrıca, savaşın devam etmesinin meşruiyeti ile ilgili ortak bir kuşkuyu da yansıttı: Afganistan’da ‘terörizmle’ savaşan askerlerimiz ‘terörizmin’ buraya yayılmasını engelleyebiliyor mu? Brown, soruları cevaplamaya çalışırken diğer taraftan daha yetişkin iddialar istedi.
Brown, askerlerin ekipmanlardan yoksun olduğu, helikopter sayısının ve zırhlı araçların eksikliği gibi ithamlara karşı hükümetini savunmaya çalıştı.
Brown’un vurguladığı güvenlik ve devlet inşası konuları, ‘Afganisation’un hızlandırılmasıyla ilgili -Afgan asker ve polisinin eğitimiyle... Ancak en iyi senaryoya göre çekilmek için bir zaman tayin edilse de, İngiltere askerleri en azından gelecek yıl da Afganistan’da olacak. Elbette ‘Afganisation’ yarım kalan işi gizlemek için bir örtü olarak kullanılmadan, bir nebze de olsa onurlu bir biçimde İngiliz güçleri geri çekilebilir.
İngiltere’nin Afganistan’daki operasyonlara niçin katıldığını hatırlatan; ‘terör üslerinin’ yeniden kurulmasını engellemek, bir Afganistan devleti inşa etmek ya da yeniden kurmak, kız çocuklarının eğitimi gibi ılımlı İslamla ilgili kültürel değerleri büyütmek gibi geride kalan konuşmalar, daha saygın görülüyordu ama bu temel konuların sayılıp durması, George Bush’un idealist olmayan çok sevdiği özgürlük ve demokrasi konuşmaları, sadece sekiz yıldır devam eden askeri bir işgalin başarıdan ne kadar da uzak olduğunu hatırlatan bir mektup olma hizmetini sundu. Bu konular, biraz bozulmuş durumda.
Brown’un hâlâ bunları uygulayabilecekleri yönündeki ısrarı, tartışılır durumda. ABD stratejisi ve seçimlerden çıkacak yerleşimlere kadar planların en iyisi bile verimsiz olacak. Bir alternatifin olmadığı, ancak bir istikrar yakalama ve onu devam ettirme zamanındayız.
THE INDEPENDENT 5 Eylül 2009 Başyazı
www.evrensel.net