Lastik-İş Kocaeli Şubesi’ne, Lastik-İş Genel Merkezi’ne ve DİSK’e açık mektubumuz ve çağrımızdır!

Lastik-İş Kocaeli Şubesi’ne, Lastik-İş Genel Merkezi’ne ve DİSK’e açık mektubumuz ve çağrımızdır!

Kocaeli kamuoyunun beklentisi, bütün bu tartışmaların demokratik bir ortamda yapılacak seçimle son bulmasıdır.


Sermaye ve AKP Hükümeti’nin iş birliği içinde uyguladığı ekonomik ve sosyal politikaların ülkeyi getirdiği yer; açlığın ve yoksulluğun derinleşmesi, kamusal hizmetlerin ticarileştirilmesidir. Uzun zamandır hayata geçirilmek istenen, sosyal devleti kamusal alanı tasfiye etme, emekçilerin kazanılmış haklarını ellerinden alma girişimleri, yaşanan kriz de fırsat bilinerek hızla hayata geçirilmekte; emekçilere geçici istihdam, kısa süreli çalışma, taşeronlaştırma, ücretsiz izin gibi esnek çalışmanın her biçimi temel istihdam biçimi olarak dayatılmaktadır. Kriz gerekçesi ile şimdiye kadar çıkarılan bütün paketlerden sermayeye teşvikler, vergi indirimleri, emeği sınırsız sömürme çıkarken, emekçilere düşen ise daha çok yoksulluk ve işsizlik olmuştur.
Sermayenin her talebini emir kabul eden hükümet, 2 milyonun üzerindeki kamu emekçisinin grev ve TİS talebine yüzde 5, 400 binin üzerindeki kamu işçilerinin ‘Reel kayıplarımız karşılansın’ taleplerine yüzde 6.5’lik zam ile karşılık verirken, milyonlarca emeklinin aylıklarına ise 1.83’lük zam yaparak emekçilerle dalga geçmektedir.
Her renkten sermaye kesimleri, aralarındaki bütün çıkar çatışmalarına rağmen, var olan bütün örgütleri ile emekçilere karşı birleşmektedir. Ancak emeğin ve emekçilerin hakları için mücadele etmesi gereken emek örgütlerinin, bütün bu saldırılara karşı birleşememeleri, hiçbir gerekçe ile izah edilemez. Bu olsa olsa -bilinçli veya bilinçsiz- sermaye ve hükümetin icazetinde sendikacılık yapmaktır.
Sermayenin kriz gerekçesi ile ilan ettiği kampanyalarda sermaye örgütleri ile yan yana gelen, işveren desteği ile işçileri sendika değiştirmeye zorlayan sendika ve konfederasyonlar; iş emekçilerin çıkarları için birleşmeye, ortak bir mücadele programı çıkarmaya geldiğinde, bir anda farklılıklarını hatırlamakta yan yana gelmeme adına her bahaneye sarılmaktadırlar.
Çağrımızdır:
Bizler, emek ve demokrasi mücadelesi veren sendikalar ve demokratik kitle örgütleriyiz.
Bizler; insanca yaşam mücadelesi içinde yer alan aydınlar, yazarlar, akademisyenler, işçiler ve emekçileriz.
Tüm sendikaları, demokratik kitle örgütlerini ve emekten yana güçleri, kapitalizmin krizinin sonuçlarına karşı birlik olmaya ve mücadele etmeye çağırıyoruz. Kriz bahanesi ile yok edilmek istenen yaşam ve çalışma hakkımızı savunmaya çağırıyoruz.
İlimizde krizin etkileri yoğun bir biçimde yaşanırken, yüzlerce işçi kriz bahanesi ile işten atılmaktadır. Fabrika ve işyerlerinde tek tek sendikaların mücadeleleri yaşanmakta, ateş düştüğü yeri yakmaktadır. İlimiz başta olmak üzere, işçi ve emekçi mücadelesinin ortaklaştırılamaması, sendikal hareketin aşması gereken bir zaaf olarak önümüzde durmaktadır. İlimizde Kocaeli Sendikalar Birliği gibi, geçmişte önemli deneyimlere sahip olmuş bir yerel platformun, bütün bu yaşananlar karşısında ses çıkarmaması, bir kez bile toplanmaması veya toplanamaması, sendikalarımızın içinde bulunduğu durumu bütün açıklığı ile göstermektedir.
Sermaye saldırıları böylesine yoğunlaşmışken; lastik işkolunda işçilerin seçmiş olduğu temsilciler, önce sendikal görevlerinden alınıyor, daha sonra da işveren tarafından işten atılıyorlar. Yetmiyor, lastik işkolunda onlarca işçi işten atılıyor. Tüm bunlar yaşanırken yerel basında ve çeşitli platformlarda inanılması güç iddialar havada uçuşmaktır. Lastik-İş Sendikası gibi geçmişi mücadeleyle dolu, DİSK gibi ülkemiz sınıf hareketinde önemli yeri olan bir konfederasyona bağlı bu sendikamızda uzun süredir yaşananlar, Kocaeli ve ülke kamuoyunun yakından bildiği ve takip ettiği iddialar, sendikal hareket için utanç vericidir.
Bu süreçte gündeme gelen, gazete manşetlerinden düşmeyen sendika yöneticilerinin malvarlıklarındaki inanılmaz artışlar, işveren ile iş birliği yapılarak işçilerin sendikal görevlerinden ve işlerinden atılmaları, işçilerin adaylıklarının engellenmek istenmesi iddiaları dilden dile dolaşmaktadır.
Sendikalar, işçilerin mücadelesi ve emekleri üzerinden bedelle yaratılmıştır. Sendikaların varlık nedeni, işçi haklarının ilerletilmesi ve sermayenin saldırılarına karşı korunmasıdır. İşçilerin sendikal görevlerinden uzaklaştırılma haksızlığının mahkeme kararları ile sabit olması, işe iade davasını kazanmış olmaları ve bir kısmının davalarının halen devam etmesi karşısında; sendikanın bu işçilerin adaylıklarını engellemek için işten atılma mazeretine sarılması, sendikal demokrasiye vurulan bir darbedir. Demokrasisizlikte ısrar etme ve işçilerin ancak mahkeme kararları ile delege olmasının mümkün hale gelmesi, sorunların bir keşmekeş haline getirilmesi, sadece Lastik-İş’e ve DİSK’e değil bir bütün olarak sendikal hareketin tümüne zarar vermektedir.
Sendika ve sendikacıların her geçen gün güven kaybettiği bir dönemde bu iddiaları boşa çıkarmak, Lastik-İş Sendikası’nın olduğu kadar lastik işçisi için de bir görevdir. Gelinen aşamada yaşananlar, bir sendikanın iç sorunu olmaktan öte, sendikal hareketin tümünü ilgilendiren bir boyuta taşınmıştır. Dolayısıyla yaşananlara seyirci kalmak, işçi ve emekçi davasına seyirci kalmakla eşdeğerdir.
Bu nedenle Lastik-İş Sendikası, şimdiye kadar yaşananlardan gerekli dersleri çıkararak işçilerin kendilerini hiçbir baskı ve tehdit altında hissetmeden, kendi özgür iradeleri ile seçim yapmalarını sağlayacak bir ortamın oluşması için gerekli özeni göstermekle yükümlüdür. Çünkü sorun artık, Lastik-İş’in özeli olmaktan çıkmış, sendikal hareketin tümünü ilgilendiren bir aşamaya gelmiştir.
Yaşanan yargı sürecinin ardından Lastik-İş Sendikası, seçim sürecinin yeniden başlatılacağını açıklamıştır. İsteğimiz ve beklentimiz; bunca yaşanan tartışmalardan sonra, bu seçim sürecinin demokratik bir ortamda gerçekleşmesidir. Seçim sürecinde yaşanması muhtemel gerginlikler, şaibeler, kim tarafından yapılırsa yapılsın seçim sonucunu değiştirecek usulsüzlükler, sadece Lastik-İş’e değil sendikal harekete zarar verecektir.
Yönetime talip olanlar, her türlü baskıcı ve seçme seçilme hakkını engelleyici antidemokratik tutumdan uzak durmalıdır. Herkes lastik işçisinin iradesine saygı duymak zorundadır. Yaşanan bunca tartışmadan sonra, baskı ve tehdit altında yapılacak ve yine mahkemelere taşınacak bir süreç, işçi sınıfına ve sendikalara zarar verecektir.
Kocaeli kamuoyunun beklentisi, bütün bu tartışmaların demokratik bir ortamda yapılacak seçimle son bulmasıdır. Aksi bir durum, DİSK’in ve Lastik-İş’in tarihinden devraldığı, savunucusu olduğu demokratik mücadeleci sendikal çizgiye ters düşmek anlamına gelecektir.
Kazanan lastik işçisi olsun, kazanan örgütlü mücadele olsun!
İMZACILAR
Belediye-İş Kocaeli 1 No’lu Şube
Belediye-İş Kocaeli 2 No’lu Şube
Eğitim Sen Kocaeli Şubesi
SES Kocaeli Şubesi
Yapı-Yol Sen Kocaeli Şubesi
ESM Kocaeli Şubesi
Tüm Bel-Sen Kocaeli Şubesi
BES Kocaeli Şubesi
Genel-İş Kocaeli Şube Başkanı Gürol Güçlü
Teksif Kocaeli Şube
Başkanı Mustafa Karataş
Emekli-Sen Kocaeli Şube Başkanı Osman Nuri Şenol
Birleşik Metal-İş Kocaeli Şube Yöneticisi Hakan Akyol
BTS Kocaeli
İl Temsilcisi İlker Önal
KOÜ Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı Bşk. Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu
KOÜ Tıp Fak. Patoloji
Anabilim Dalı Öğrt. Üyesi Prof. Dr. Cengiz Erçin
KOÜ Tıp Fak. Adli Tıp Anabilim Dalı Bşk.
Prof. Dr. Ümit Biçer
KOÜ Tıp Fak. Çocuk
Sağlığı ve Hastalıkları
Anabilim Dalı Öğrt. Üyesi Prof. Dr. Şükrü Hatun
KOÜ İktisadi ve İdari
Bilimler Fak. İktisat Böl.
Öğretim Üyesi
Doç. Dr. İsmail Şiriner
KOÜ İktisadi ve İdari
Bilimler Fak. Siyaset Böl. Öğrt. Üyesi
Doç. Dr. Yücel Demirer
KOÜ Sağlık Yüksekokulu Öğrt. Üyesi
Yrd. Doç. Dr. Özlem Özkan
KOÜ İktisadi ve İdari
Bilimler Fak. Çalışma Ek. Böl. Öğrt. Üyesi Yrd.
Doç. Dr Betül Urhan
KOÜ Hukuk Fak. Öğretim Üyesi Yrd.
Doç. Dr. Seydi Çelik
www.evrensel.net