Göstere göstere cinayet

Göstere göstere cinayet

Silivri, Selimpaşa, Çatalca derken sel rezaleti, 2010 Kültür Başkenti’nin kapısına geldi dayandı. Önceki gün Bahçeşehir, İkitelli, Halkalı ve Bağcılar sular altında kaldı.


Silivri, Selimpaşa, Çatalca derken sel rezaleti, 2010 Kültür Başkenti’nin kapısına geldi dayandı. Önceki gün Bahçeşehir, İkitelli, Halkalı ve Bağcılar sular altında kaldı.
Batıdan İstanbul’a adım adım gelen sel kabusu, 15 milyonluk şehre yaklaşırken, yaşanabileceklerin de habercisiydi. Ama altyapı sorununun yıllardır halledilmemesi, derelerin tüm ısrarlara rağmen ıslah edilmemesi gibi köklü ve uzun vadeli sorunlar bir yana dursun, su baskınların yaşanabileceği bölgeler bile saptanmadı; bu bölgelerde yaşayan binlerce, belki milyonlarca insan, kaderine terk edildi. İkitelli’de, Halkalı’da insanların evlerindeki suları boşalttığı, çamurları yıkadığı dakikalarda Başbakan Erdoğan kameralar karşısında, “Biz ne acılar gördük” diyor ve ekliyordu: “Alibeyköy Deresi’nin taştığı zamanları da hatırlıyoruz, bu yağmurda orada hiçbir şey olmadı.” Meteoroloji ise aynı gün içinde yaptığı uyarılarda, “Siz asıl cuma günü görün” diyordu.
SULAR ÇEKİLMİŞ, ARAÇLAR KALDIRILMIŞ…
Önceki gün İETT otobüslerinin, işyeri servislerinin, özel araçların yolda kaldığı, can pazarı yaşanan Basın Ekspres Yolu’nun kenarındaki Dereboyu Caddesi’ndeydik. Sabahın erken saatlerinde suların evleri, tavanlara 5 santim kala doldurduğu Halkalı Merkez Mahallesi’nde, Eski Bağlar mevkiine ulaşabildiğimizde saatler öğleye yaklaşmıştı. 7 kadın işçinin can verdiği servis ortadan kaldırılmış, bulunabilen cesetler Adli Tıp Kurumu’na götürülmüştü. Fame Tekstil’in 2 katlı deposunda olduğu tahmin edilen 2 işçinin cesedi çıkarılıyor, aileler sinir krizleri geçiriyordu; TEM otoyolundaki sular çekilmiş, geriye olayın şokundaki İETT şoförleri kalmıştı. Otoyolun hemen kenarındaki mahallenin evlerinden de çekilmişti sular. Ve sular çekildikçe götürdükleri de ortaya çıkıyordu; selin verdiği hasar, zarar, kayıp…
SESİNİ BİR TÜRLÜ DUYURAMADI
Ayamama Deresi, sabahın ilk ışıklarında taşmış, sulara set olan duvar yıkılmış ve sular var gücüyle mahalleye akmıştı. 3 katlı binanın alt katındaki kafeterya da sular altındaydı. Kafeteryanın sahiplerinden Necdet Özgündüz şaşkındı, Mert Ali Özgündüz ise şoktaydı, iki çocuğu kayıptı. Sabahtan beri aradığı itfaiye ise “Ancak cesetlere yetişebiliyoruz” diyerek gelmeme sebebini açıklıyordu. “Yetkililerin görmesi için cenaze mi olmamız gerek?” diye feryat eden Mert Ali Özgündüz, kayıp olan çocuklarının sular altından çıkmasından korkuyordu. Derdini bize anlatırken sinir krizi geçiren ve yolu trafiğe kapatan Özgündüz, sesini 30 metre ilerideki polise ancak böyle duyurabildi.
KAMYON LASTİĞİ, SANAYİ DOLABI
Önce polis geldi, sonra itfaiye. Suyun birazını çekti, içeride ne olup ne olmadığı ortaya çıkınca gitti. Özgündüz, saatler süren korkulu bekleyiş ve aramanın ardından çocuklarının sağ olduğunu öğrendi. Özgündüz kardeşler rahatladı, ama dükkanın içini görünce “Çocuklar da buradan doyuyor” diyerek ailelerinin göreceği zarara dikkat çektiler. Kardeşler, seslerini duyuramadıkları yetkililere gazetemiz aracılığıyla seslendiler: “Nerede Belediye Başkanı Aziz Yeniay? İnsan en azından bir yetkili gönderir.”
İçerideki manzara ise görmeye değerdi: Kamyon lastiği, sanayide kullanılan buzdolabı…ve oraya ait olmadığı belli olan birçok şey, sel sularıyla birlikte dükkana girmişti.
TAVANA BEŞ SANTİM KALA
On bir kişinin yaşadığı bir ev ise yarısına kadar sular altındaydı. Eşyaları dışarı çaresizce çıkaran ev sakinleri, var güçleriyle evi yeniden kullanılır hale getirmeye çalışıyordu. Bayram Nazlı, evin duvarlarındaki su izlerini gösterirken gözlerinden yaşlar süzülüyordu. Evden ayrıldığımız sırada, evde yaşayan iki aile, el ele vererek temizliğe koyuldu.
Mehmet İsmail’in evinin tamamen sular altında kalmasına 5 santim kalmış. Birkaç saniye içinde suların doldurduğu evinin üst katına kaçan İsmail ailesi, faciadan kıl payı kurtulmuş. Duvarları çamur içinde olan evlerini ilaçlamayı düşünen Mehmet İsmail, evdeki suyu kovalarla boşalttıklarını anlatıyor: “İtfaiye gelmedi. Su saatlerce kaldı, saat 15.00, yeni boşalttık. Bütün eşyalarımız bitmiş durumda.”
Selin vurduğu mahallelerde dün gece komşularda, anne-babalarda, arkadaşlarda, üst katlarda geçti. Bu durumun ne kadar süreceği konusu ise belirsizliğini koruyor. (İstanbul/EVRENSEL)
Ceren Saran
www.evrensel.net