YAZILAMA

YAZILAMA

  • Geçtiğimiz günlerde toplanan 4. Karaburun Bilim Kongresi’nde ‘7 Dakikada Herşey: Kapitalizmin Krizi: Alternatifler/Ütopyalar’ başlığıyla bir oturum düzenlendi.


    Geçtiğimiz günlerde toplanan 4. Karaburun Bilim Kongresi’nde ‘7 Dakikada Herşey: Kapitalizmin Krizi: Alternatifler/Ütopyalar’ başlığıyla bir oturum düzenlendi. Fuat Ercan’ın yürüttüğü ve geçtiğimiz Şubat ayında hayatını kaybeden Türkel Minibaş anısına adanmış oturumda her biri 7 Dakika’dan oluşan 30 kadar sunum yapıldı.
    Benim ‘Kriz ve Sanat: Alternatif Bir Dünya İçin Sanat’ başlığıyla yaptığım sunum, geçen yıl yine bu kongreye bildiri olarak sunulan ve Evrensel Kültür’ün Ekim 2008 sayısında yayımlanan ‘Bugüne Sanatla Bakmak’ başlıklı çalışmadaki kategorileştirmeye yaslanıyordu. Orada günümüzde sanatla dört şekilde karşılaştığımız söyleniyordu:
    1. Materyal olarak sanat: Çeşitli sanatsal türlerin ve yöntemlerin ortaya bir sanat eseri çıkarmayan, böyle bir iddiası da olmayan endüstriyel kullanımlarına örnek olarak reklamlar, grafik tasarımları, radyo cıngıl müzikleri, gazete vinyetleri, logolar vd. verilebilir.
    2. Meta olarak sanat: Sanatın yine endüstride kullanılmakla birlikte, bu kez başka ürünlerin bir parçası olarak değil sanat eseri olarak metalaşmasına örnek olarak TV dizileri, vodviller, pop şarkıları gibi asıl olarak satılmak için ortaya çıkarılan sanat ürünleri verilebilir.
    3. Salt sanat olarak sanat: Yalnızca bir sanat ürünü olması için, başat olarak ne ticari ne toplumsal başka kaygı duymadan ortaya çıkarılan sanat ürünleri.
    4. Toplumsal özne olarak sanat: Sanatın toplumsal özelliğinin farkında olunarak üretildiği durumların örneği sadece devrimci sanatçılar değil İslamcı, faşist, hatta liberal kültürü yaymaya çalışan müzisyenler, yönetmenler, şairler vb. de.
    Bu dört kategoriyi eksen alarak, krizin bu kesimleri ne şekilde etkileyebileceğine yönelik şu kabataslak tahminler yapılabilir:
    Temelde ekonomik nitelik taşıyan ilk iki grup pek çok açıdan benzer sonuçlarla karşılaşacaktır. Her yerde olduğu gibi bu alanlarda da işsizlik ve hak kayıpları birbirini kovalayacak. Ama baskılar direnişi otomatik olarak doğurmaz. Dolayısıyla bu sahalarda çalışanların bir kısmı özellikle ekonomik örgütlülükler üzerinden hak aramaya girişirken diğer kısmı sinecek, işini kaybetmemek için geri adımlar atacak. Muhtemelen, beyaz yakalı apolitizminin hakim olduğu ilk kategoride sinme ağırlıklı olacakken, çoğunlukla politik duyarlılıkları olan ikinci grupta örgütlülüklerle daha çok karşılaşacağız. Her iki kategorinin sanatla ilişkisinde ise, daha çarpıcı işlere imza atabilmek için sanat tarihinin her bucağının daha fazla talan edildiğini göreceğiz. Daha çok roman, dizi yapılacak; daha çok klasik müzik parçası çeşitli popüler düzenlemelerle pazarlanacak.
    Üçüncü kategoridekiler, yani “sanatçı” sıfatıyla en çok taltif edilenler muhtemelen bir içe kapanma yaşayacaklar. Çoğu bunalım döneminde olduğu gibi kendi iç dünyalarına daha çok yönelecekler, daha kapalı, toplumsallığa daha uzak duran işlere imza atacaklar. Ama bir yandan da genel ekonomik sıkıntıdan nasiplerini aldığı için aralarından ilk ve ikinci kategorilerde ticari işler yapmaya başlayanlar; kapitalizmin sıkıntısını hissettikleri için dördüncü kategoride sanatlarını toplumsal özneliğe yöneltenler de çıkacak.
    Dördüncü kategoride bulunanlar için, sanatın anlam üretmesi çok daha hayati bir önem kazanacak. Bunlardan solda duranlar kritik bir görevle karşı karşıya kalacaklar: Düzeni kitlelere daha fazla teşhir etme, sanatlarıyla onları devrim ve muhalefet saflarına daha çok çekme. Süreçle başa çıkamazlarsa, ilk iki kategorinin kolaycılığını düstur edinip iki taraflı devrimci sanat bıçağının sanat yanını körleştirirlerse devrimci yanı da zayıflayacak ve kitlelerden uzaklaşıp marjinalleşecekler. Başa çıkabilirlerse sanatsal açıdan daha usta, toplumsal açıdan daha halkla bütünleşmiş bir devrimci sanatımız olacak.
    Aslında krizin tam ortasında olduğumuz düşünülürse burada gelecek zaman kipinde kurulan cümleler şimdiki zaman kipinde de okunabilir ve bu okuma, “kehanetlerin” doğruluğuna ilişkin şimdiden bir mihenk taşı görevi görebilir.
    BARIŞ YILDIRIM
    www.evrensel.net

    0 yorum yapılmış

      Yorum yapın

      Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.