EVRİM/DEVRİM

EVRİM/DEVRİM

  • Gündeme getirilen bir Kürt Açılımı var. Ya da “demokratik açılım”. İçeriğine ilişkin açık ve net düşünceler yeni yeni dillendiriliyor. Önce “açılalım” deniyordu yalnızca.


    Gündeme getirilen bir Kürt Açılımı var. Ya da “demokratik açılım”. İçeriğine ilişkin açık ve net düşünceler yeni yeni dillendiriliyor. Önce “açılalım” deniyordu yalnızca. “Kürt gencinin ki de ana, Türk gencininki de”, “Hakkari’deki ana da aynı Yasin’i okuyor Yozgat’taki de” deniyor ve “eşitlik” ima ediliyordu. Ama “açılım”ın öncesinde temel yaklaşım tutumlar ortadaydı. Gelinen yerde açık konuşulmaya başlandığında yaklaşım ve tutumlar ortada: Anayasa’da değişiklik olmayacak! Kürtçe eğitim dili bile olmayacak! “Tekçi” yaklaşım değiştirilemez, “ulus devlet”ten taviz verilemez!
    Ve.. Ve Genelkurmay adına düzenlenen cuma günkü basın toplantısında yinelendiği gibi, “TSK, en son terörist etkisiz hale getirilinceye kadar, mücadelesine planlandığı şekilde devam edecektir.” Peki, neden “açılım”dan söz açılmıştı? Ne güzel birbirimizi öldürüp duruyorduk! 30 yıla yakındır sürdürüyorduk! Yine sonuna kadar birbirimizi öldürmeye devam edeceksek, bu “açılım” nereden çıktı?
    Laf düzeyinde olmadığını göstermek ve herhalde fazla “gevşendiği”nden olacak, derlenip toparlanma sağlamak üzere, operasyonlara yeniden hız verildi. Gerçekti, sonuna kadar gidilecekti. Yazılar da döşenmeye başlandı. Öteden beri söylenir dururdu. Son olarak Civaoğlu, “silahlar sussun” diye yazan H. Cemal’in komşu köşesinden yazdı; “Önce ‘silahlar sussun, parmaklar tetiklerden çekilsin’ gibi soyut ve genel ifadeler kullanıldı. Bir tarafta PKK, öte yanda güvenlik güçleri. İkisi aynı terazinin karşılıklı kefelerinde nasıl tartılır? Yani ikisi de parmaklarını tetikten çekecekler. Öyle mi? Bunu söyleyenler ya Anayasa ve kamu hukukundan habersizler ya da akıllarını peynir ekmekle yemişler.” Yani ne demek bu? Silahlar susmasın. Çatışmalara, savaşa devam mı? Kan akması sürsün mü?
    Şimdi, TSK ile PKK eşit mi değil mi, “devletler hukuku” ne der, Anayasa’ya uygun mu aykırı mı tartışması zamanı mıdır hâlâ? Bu süreç, bu argümanları ve tartışmalarıyla birlikte hâlâ tamamlanmamış, miadını doldurmamış mıdır? Her şey bir yana, öncelikle bu 12 Eylül Anayasası nasıl değişmez “Allah emri” sayılır? TSK ile PKK kuşkusuz eşit değildir. Ama bir terazi de vardır ve silahlı güçler olarak bakıldıklarında karşılıklı kefelerde durmaktadırlar. Bu gerçektir. TSK, PKK ile otuz yıla yakındır savaşmaktadır. Operasyon üzerine operasyon düzenlemekte, ama bırakalım “son teröristin etkisiz hale getirilmesi”ni, PKK’nin gücünü kıramamaktadır. K. Irak’a hava destekli yoğun kara harekatları düzenlenmiş, yine olmamıştır. Otuz yıla yakındır olmamıştır! PKK dağda elinde silah, durmaya devam etmektedir. Bu, silah gücüyle engellenememektedir.
    Peki, ne olacaktır? El insaf Civaoğlu, “Güvenlik güçlerinin Türkiye topraklarındaki tek meşru kuvvet olduğu gerçeği göz ardı edilemez. Başka bir silahlı oluşumu yok etmek, onun anayasal ve yasal görevidir.” diyorsun. Sevgili Civaoğlu, meşru ya da değil, zaten tartışma bu, TSK’nın “Başka bir silahlı oluşumu yok etme”si ve “Anayasal ve yasal görevi”ni yerine getirmesi için daha ne kadar zaman ve ne kadar kan gerektir? Şimdiye kadar kimse elini tutmadı: Olmuyor. olmuyor!
    Şimdi biz Türklere oturup yeniden düşünmek düşmüyor mu? Devam mı? Ortalık kana bulansın ve anaların ağlaması sürsün mü? Ve ne kadar sürsün? Süre de belli değil. Otuz yıl yetmedi. Kaç yıl daha gerek? Kaç gencecik fidan daha toprağa düşsün? Başbakan’ın dediği gibi Türk ya da Kürt kaç ana ağlasın? Hâl⠓bizim yoğurdumuz tatlı, Kürdün ki ekşi” deyip savaş yanlısı mı olacağız? Operasyonların devamını mı alkışlayacağız, “Meşru tek silahlı güç var” diyerek? Meşru ya da değil, birden fazla silahlı güç var ve birbirlerine diş geçiremiyorlar. Gerçek bu. Ve sevgili Civaoğlu, hâlâ afaki konuşma ve akıl yürütmeleri sürdüremeyiz, gerçekçi olacaksak.
    “Aklını peynir ekmekle yemek”, hâlâ bugünkü durumun sürdürülmesinden, operasyonların devamından yana olmaktır!
    MUSTAFA YALÇINER
    www.evrensel.net