Üçleme

Üçleme

İnsan yaşamına en çok hangi rakam girmiştir diye bir soru sorulduğunda, inanıyorum ki hepimiz bir süre duraksarız. Tıpkı “Derya içindedir deryayı bilmezler” gibi. Gereği yokken niçin duraksarız biliyor musunuz?


İnsan yaşamına en çok hangi rakam girmiştir diye bir soru sorulduğunda, inanıyorum ki hepimiz bir süre duraksarız. Tıpkı “Derya içindedir deryayı bilmezler” gibi. Gereği yokken niçin duraksarız biliyor musunuz? Katılırsınız ya da katılmazsınız; ben, gözleyen değil gözetlenen olduğumuz için duraksadığımızı düşünüyorum. Ve hayatımıza en çok ve sıklıkla giren rakamın üç olduğunu düşünüyorum.
Çünkü...
İnsan yaşamı doğum, büyüme ve ölüm diye üç mutlak evreye ayrılmıştır.
Faşist Franko İspanya’yı fiesta, fado, futbol; yani üç F ile 40 yıl yönetti.
Evrensel olarak kuvvetler ayrılığının yasama, yürütme, yargı gibi üç ayağının olduğu belirtilir.
Güçsüzlerin 19. yüzyıldaki mücadelesi iş, ekmek, hürriyet sloganını temel almıştır.
Bitkilerin kök, gövde, çiçek diye üç ana organı vardır.
Başbakan Erdoğan DTP’li belediyeleri çöp, çamur, çukur üçlemesi; yani üç Ç ile eleştirmeye çalıştı.
Napolyon para, para, para demiştir.
Çekirge bir sıçrar, iki sıçrar, üç sıçrar diye bir deyim vardır.
Üç vakte kadar bekliyorum deyimi halkın toplumsal belleğinde yer etmiştir.
İslami inanca göre üç taş atılarak “kadın boşanır”.
Baba, oğul ve kutsal ruh kavramları Hristiyan inancının sembolleridir.
Mısır mitolojisinde İsis, Osiris, Horus üçlemesi var.
Hint felsefesinde tanrının yüzleri “Yaratıcı Brahma, Koruyucu Vişnu, Yok edici Siva”dır. Platon’un ideal üçlemesi “iyi, doğru, güzel”dir.
Zeus, Poseidon, Hades (gök ve yer/deniz-yeraltı) Yunan mitolojisinin temelini oluşturmuştur.
Doğa, canlılığına bitki, hayvan ve insan üçlemesi ile renk katmıştır.
Fen bilimlerini fizik, kimya, biyoloji oluşturur.
Yazılar giriş, gelişme ve sonuç bölümlerinden oluşur.
Felsefe, mantık ve psikoloji sosyal bilimlerin ana dallarıdır.
Marksist-Leninist örgütler, mücadelesini parti, ordu ve cephe yapıları üzerinden sürdürür.
Dünya, uzun bir süre doğu bloğu, batı bloğu ve bağlantısızlar üzerinden siyasal dengesini sağlamıştır.
Düşün alanında tez, antitez ve sentez üçlemesi vardır.
Mekanik ulaşım araçları üçe ayrılır: Kara taşıtları, deniz taşıtları ve hava taşıtları.
Hayatımızı didik didik eden MİT, CIA ve KGB kelimeleri üç harften oluşmuştur.
Kısa bir süre içinde ben bu kadarını hatırlayıp yazabildim. İnanıyorum ki, sizler de düşünmeye başlarsanız bu liste uzayıp gider.
Burada, sistematik hale gelen üç rakamına “ilahi” bir anlam yüklememek gerekir. Günlük yaşam içinde olgulara dikkatlice baktığımızda, buna kolaylıkla anlam veririz. Çünkü doğasal bir kuraldır. Doğa, hayatı/yaşamı en ekonomik biçimde dengelediği için biz insanlar da insana dair her şeyi en ekonomik olgu üzerinden formüle ediyoruz. Tıpkı doğanın, kendini bitki, hayvan ve insan canlılar üçlemesiyle sürdürdüğü gibi...
Çünkü tabanlı her nesne, en ekonomik olarak üç ayak üzerinden dengelenir. Ve bütün ağırlık üç ayağa dağılmış olur. Bu olayın bir yönüdür.
Diğer yönü ise doğa, toplum ve insanın diyalektik bir ilişki içinde olmasıdır. Bu diyalektiğin iki ayağına ilişkin çok sayıda üçleme bulmak olanaklı iken, üçüncü ayak olan insanın “insanlaşması” için belleklerde yer edinen bir üçlemeye ne yazık ki rastlayamıyoruz.
Erdemden bahsederiz, erdemli insanların özelliklerini sıralarız, ama üçlemeye dönüştürebildiğimiz, anlamı ağır ancak kolayca söylenebilen, az başvurulan ancak çok önemli olan bir üçlememiz yok. Belki de çıkarımıza gelmediği için oluşturmaktan kaçınıyoruz.
Bana göre insanın “insanlaşması” için en doğru üçleme; ahlaklı olmak, vicdan sahibi olmak ve adil davranmaktır.
Bu üçlemeyi belleklerimizde yer etmeye ne dersiniz?
İnsanlık için zararının olmayacağı kesin. Ya faydası olursa?..
Son bir iki hafta içinde kendilerine aydınım diyen bazı kişilerin, ezelden beri Kürdüm diyen bazı siyasetçilerin, ‘Türkiye’nin hayrına düşünüyorum’ diyen bazı politikacıların, ‘Allah için konuşuyorum’ diyen bazı İslamcıların, demokrasi kelimesini sakız gibi çiğneyerek çürüten bazı Kürt ve Türk kişiliklerinin verdiği beyanatlar, sarf ettiği sözler, beni bu yazıyı yazmaya mecbur etti. Zorunluluk, toplumsal yaşam için bazen ön açıcı oluyor.
MİHDİ PERİNÇEK - İnsan hakları savunucusu
www.evrensel.net