MEDYATİK

MEDYATİK

  • “Türkiye’de insanlar gazete okumuyor!” Siz de duymuşsunuzdur mutlaka, bu tür yakınmaları. Doğru da zaten. 70 milyonluk ülkede, 38 ulusal gazetenin toplam satışı yalnızca 4 buçuk milyon.


    “Türkiye’de insanlar gazete okumuyor!”
    Siz de duymuşsunuzdur mutlaka, bu tür yakınmaları. Doğru da zaten. 70 milyonluk ülkede, 38 ulusal gazetenin toplam satışı yalnızca 4 buçuk milyon. 7-13 Eylül haftasında mesela; Posta 542, Hürriyet 485, Sabah 351, Habertürk 244, Vatan 175, Milliyet 166, Akşam 158, YeniŞafak 101, Cumhuriyet 58, Taraf 49, Radikal 41, Evrensel 6, BirGün 5 bin adet satmış kabaca…
    Şimdi bu tabloya bakıp ne diyeceğiz?
    A)“Bizim millet cahil, okumaz.”
    B) “Gazeteler pahalı.”
    C) “Bizim kültürümüz zaten sözlü kültür.”
    D) “Bir gazeteyi en az dört kişi okuyor ama.”
    E) “Tirajımız az ama etkimiz büyük.”
    “HİÇBİRİ” yazacak seçenek kalmadı, onu da buraya yazalım bari…
    Allah aşkına Türkiye’deki gazetelere bir bakın. Hemen hepsi, birbirinin aynı ajans haberlerini evirip çevirip yayınlıyor. Haber gibi görünen şeylerin önemli bir bölümü doğru değil, dolayısıyla haber değil. Gerçekten haber olanlar, kötü yazıldıkları için sonuna kadar okunmuyor. Üstüne üstlük artık internet kullanımı yaygınlaştı (Türkiye’de 18 milyon kişi) ve televizyon haber kanalları çoğaldı. Yani gazeteler bir gün önceden zaten haberdar olduğumuz bilgileri bize parayla satmaya çalışıyor. Yer mi bunu millet? Yemez!
    Peki gazeteler bu durumdan nasıl kurtulacak? İnternet haber siteleri ve televizyondaki haber kanalları, gazeteleri bitirecek mi?
    Elbette hayır. Gazeteler fark yaratmanın yollarını bulacak. Buluyorlar da… Başkalarında olmayan, ‘orijinal’ haber üretenler kazanacak örneğin. (Laf aramızda, Evrensel avantajlı bu konuda)! Deneyimli muhabirleri olanlar, derinlemesine özel haberler yapacak, ayrıntıları sunacak. Edebi tatlar veren insan hikayeleri, portreler yazılacak.
    Yüksek siyaset üzerine ahkam kesmekten başka bir iş yapmayan; parti genel merkezlerinde, Genelkurmay’da kulağına fısıldananları ‘izlenim’leri olarak yazan köşeci takımı yerine, siyasi, ekonomik, toplumsal olayları gerçekten analiz eden, ufuk açan yorumcular okunacak.
    Tüm bunlar olduktan sonra, “Basılı gazeteler 10 sene sonra da hayatımızda olur mu?”; işte asıl zor soru bu.
    Galiba yavaş yavaş veda edeceğiz kağıda basılı gazetelere. Bugün gazeteleri tehdit eden internet ile elinizde tuttuğunuz bu kağıt gazetenin çatışmasından yeni bir şey doğacak. Gazeteler ve internet teknolojisi buluşacak, barışacak. Gazeteciliğin teknolojik altyapısı değişince, kaçınılmaz olarak içeriği de değişecek. İnternet ve dijital teknoloji herkes için yepyeni ufuklar açacak…
    Yetti mi bu kadar tahmin, kehanet? E haydi o zaman, herkesin geleni gideni vardır:
    İyi bayramlar!
    http://twitter.com/mkuleli
    MUSTAFA KULELİ
    www.evrensel.net