ÖRGÜTLÜ BASIN

ÖRGÜTLÜ BASIN

  • Yıl 1984, ODTÜ Kamu Yönetimi Bölümü Uluslararası İlişkiler branşından mezun olmuşum… Yıl 1987, yeniden üniversite sınavına girip Hukuk Fakültesi’ni kazanmışım…


    Yıl 1984, ODTÜ Kamu Yönetimi Bölümü Uluslararası İlişkiler branşından mezun olmuşum… Yıl 1987, yeniden üniversite sınavına girip Hukuk Fakültesi’ni kazanmışım… Aradan geçmiş 22 yıl, koca bir çalışma yaşamı… Devamsızlıktan, sınavlara girememekten, harç borcunu ödeyememekten okuldan atılmışım… Birkaç kez çıkan aflarla, dışardan sınavlara girerek ilk iki sınıfı bitirmişim… Derken 2008 yılında çıkarılan son af yasasından yararlanarak, üçüncü sınıftan itibaren hukuk okumaya yeniden aday olmuşum…
    Daha önce de yazmıştım, bana göre en zor iş öğrencilik…
    Yaz tatilinden sonra ilk ve orta öğretimle birlikte üniversitelerde de yeni eğitim dönemi heyecanı başladı. Aynı heyecan, ilköğretimdeki kızlarımla birlikte bende de var…
    Hukuk öğrenme ihtiyacıyla, uygulamada yaşadıklarımızın teorisini okuma hevesiyle ders başı yapacağız…
    ***
    Hukuku gerçekten iyi bilmek gerekiyor… İnsanlar, akla hayale gelmeyen hukuksuzluklarla yüz yüze çünkü…
    İşçiler, tüketiciler, sendikalar… İşverenlerin oyunlarına karşı ne çetin bir mücadele veriyorlar, yaşayanlar bilir… Mücadele sadece vahşi kapitalistlere karşı değil ki… Öyle olsa, diğer güçlerle ittifak kurma olanağı doğar, kötüye karşı mücadele kolaylaşır...
    Topluma şirin gözüken, işçinin gözünü bağlayan, sosyal demokratlık ve sosyal adalet ilkelerini kendilerine kalkan yapanların, işçilere, sendikalara, tüketicilere vurduğu hançerler, ne yazık ki demokratik mücadele ittifakının genişlemesini ve güçlenmesini engelliyor.
    ***
    Medya sektörü, hukuksuzluğun tepe noktasına çıktığı bir alan… Dördüncü güç, diğer üç erkin yerine oynayınca, hukuk tanımazlık da kendiliğinden ortaya çıkıyor… Dördüncü gücü eline geçiren, devletin tüm kurumlarını, toplumu, hatta dünyayı yönlendirebileceğine inanıyor. Onun için bu satranç tahtasında mücadele dördüncü güç üzerinde yoğunlaşıyor.
    Bankacılık faaliyetlerine bulaşanın açığını yakalayan bir mekanizma var. Sermayenin el değiştirmesinde de etkin bir rol oynuyor.
    Bankacılık faaliyetlerinden sıyrılanı ise vergi denetimleri bekliyor.
    Dağıtım olanağı bulunmayan gazete ve dergilere istediği gibi fiyat dayatan ve dağıtımlarını engelleyen büyük medya kuruluşlarının sahipleri, mali denetim yumruğu karşısında can havliyle bağırıyor haklı olarak: “Basın özgürlüğü elden gidiyor!”
    Avrupa’dan da ses geldi elbette…
    Peki, sizin gazetecilik işkolunda sendikayı yok etme kavganızın adı “basın özgürlüğü” mücadelesi miydi? Sendikanın üye sayısına itiraz etmek için her altı ayda bir topluca açtığınız davalar demokrasi adına mıydı?
    29 yıl aradan sonra medyada başlatılan bir grevi, basın emekçilerinin örgütlenme mücadelesini kamuoyunun dikkatlerinden kaçırma uğraşınızın ardından, sermayenin sorunlarını tüm Türkiye’nin gündemine sokma çabanızda nasıl bir ittifak anlayışı yatıyor?
    Turkuvaz işyerlerindeki grevin tamamen yasal ve greve katılanların da hakkı olduğuna ilişkin mahkeme kararı Yargıtay’da onandı. Bunu, kamuoyuna, siyasi iktidara, muhalefete, Avrupa’yı idare edenlere duyurmayı basın özgürlüğünün bir parçası olarak görür müsünüz?
    Siyasi iktidarların medya üzerinde baskı kurmasına ortam yaratanlar, halkın özgürce haber alma hakkının aracı olması gereken gazete ve televizyonları, devleti ele geçiren siyasi ve ekonomik güçlere bağımlı hale getirenler bizzat siz medya sahipleri değil miydiniz?
    Eski medya patronlarının ellerinden dördüncü gücü söküp almaya aday yeni sermayedarlar, daha farklı bir düzen kurmaya mı adaylar sanki?
    İktidar olanlar, kendilerine bağımlı medyadan haz duyuyorlar da; muhalefettekiler bambaşka bir ittifak arayışında mı?
    ***
    Bizim mücadelemiz hep hukuk zemininde kalarak, meşru yollarla, kötü olan herkese ve tüm kutsal ittifaklara karşı sürecek.
    Bazen yalpalasak da kendimizi çabucak toparlayıp, yolumuzda yürüyeceğiz!
    İç hukuk tartışmalarının yavaş yavaş sonuna geliyoruz. Sabah-atv grevi için bu böyle, Halk tv için bu böyle, Olay gazete ve televizyon grubu için bu böyle… Diğer medya grupları için de aynı… Hukuki mücadeleyi, uluslararası boyutlarını da düşünerek tamamlayacağız.
    Kötünün yenilmesi, iyinin kazanması kaçınılmaz.
    Er veya geç
    ERCANİPEKÇİ
    www.evrensel.net