Dört koldan operasyon!

Dört koldan operasyon!

Operasyonlar devam ediyor, hem de dört koldan. Askeri, politik, toplumsal ve medyatik operasyonlar aldı başını gidiyor, açılım tüm hızıyla sürüyor.


Operasyonlar devam ediyor, hem de dört koldan. Askeri, politik, toplumsal ve medyatik operasyonlar aldı başını gidiyor, açılım tüm hızıyla sürüyor.
AKP’nin başlattığı ve kabul eden etmeyen herkeste bir heyecan yaratan, umut yeşerten “demokratik açılım” politikası, sözü edilmeye başladığından bu yana her geçen gün anlamını biraz daha yitiriyor. Tayyip Erdoğan’ın bahsini ettiği şeyin, bizim anladığımız şekliyle olmadığı kanısı gittikçe güçleniyor. Kaldı ki başta demokratik kesimler, bu süreci anlamsızlaştırmaya çabalayan Devlet Bahçeli, Deniz Baykal, askeri kanat temsilcileri ve birtakım gazetecilere inat, sürecin arkasında durmuştu. İktidara cesaret vermeye çalışmıştı. Şu an bile bunun için çabaladıkları ortada. Ancak görünen o ki tüm bu çabaların karşılığını almak gittikçe zorlaşacak.
Bir yandan açılımın gereği olarak çeşitli kesimlerden görüşler alınıp bir orta yol bulunmaya çalışılacak, toplumun huzura ermesi adına gereken düzenlemeler yapılmak istenecek, bir yandan da tüm bunlardan kaynaklı umutları yerin altına gömecek pratiklerle karşılaşılacak. Yıllardır Türkiye’nin bir gerçeğiyle tekrar karşılaşacak mıyız diye merak ediyorum. Olan şuydu, birileri güzel şeyleri dillendirir, hatta söylenemeyecek şeyleri sizin adınıza ifade eder ve bir anlamda söz verir; ancak iş uygulamaya gelince ne olduğunu şaşırırsınız. Bundan sonra da toplumun yaşayacağı ikilemi ya da travmayı seyreyleyin.
Süreci baltalayan ve bir çıkmaza sürükleyen sadece askeri operasyonlar değil artık. Üstelik bu bile tek başına, yapılabilecek tüm “güzel işleri” altüst eder nitelikteyken. Son iki hafta içinde onlarca asker ve onlarca PKK gerillası hayatını kaybetti. Bunun açılımla ne ilgisi olabilir? Hiç!
Şimdi de “açılım” sözcüğü dilden dile dolaşıp, önüne farklı sıfatlar ala dursun, herkes kendince bir teori geliştirsin; aslında alışık olduğumuz ama bir anda “Bu da nereden çıktı şimdi?” dedirten yeni operasyonların haberlerini izler olduk. Bu ülkenin vatandaşlarının seçtiği ve kendisini temsil etme yetkisini verdiği politikacıların “politik operasyonlar” sonucu tutuklanması kafaları karıştırdı ve Kürt halkının açılım hakkındaki olumlu öngörülerini yıkmaya başladı. Tabi bununla yetinilmemiş olacak ki tutuklu yüzlerce çocuğun yanına “yeni arkadaşlar” gönderildi. “Polise atılan taş” gerekçesiyle onlarca yılla yargılanan çocukların açılımdan nasiplerini almayacakları ortaya çıktı sanki. Oysa Cumhurbaşkanı bu çocukların ekim ayında serbest bırakılmaları için elinden geleni yapacağı sözünü vermişti. Bir de medya üzerinden geliştirilen operasyonlar var. Kürt halkının yakından takip ettiği Günlük gazetesinin kapatılması, Kürtçe yayın yapan Azadîya Welat gazetesinin bürolarına yapılan baskınlar ve çalışanlarının gözaltına alınması da işin medya ayağını oluşturuyor.
Tek kelimeyle harika bir strateji. Barışı istemeyenlerin, savaşı devam ettirecek uygulamalarını pratiğe döken bir plan. Bir: Askeri güçle sindirme ve imha politikası. İki: Siyasetçi, yerel yönetici, aydın ve emek cephesi mensuplarının tutuklanarak meşru politik zeminde boşluk yaratma çabası. Üç: Çocuk yaştaki bireylerin Terörle Mücadele Kanunu (TMK) ile mağdur duruma düşürülüp yargılanması, tutuklanması ve aileleri üzerinden başta Kürtler olmak üzere tüm demokratik kesimler üzerinde korku yaratma politikası. Dört: Toplumun gelişen olayları doğru algılama ve yorumlama görevini üstlenen demokratik basın yayın kuruluşlarının kapatılması, baskıya maruz bırakılması, böylece hakla sürecin tüm bileşenleri arasındaki ağın koparılmaya çalışılması.
Daha ne söylenebilir ki? İyi işletilmeye çalışılan bu mekanizmanın önünde de yer yer hoşnutluk duyacağımız, biraz da oyalanacağımız “aperitif” uygulamalar mevcut. Örneğin, Kürt dilinin üniversitelere alınmaya çalışılması, ilköğretim okullarında okutulan andın kaldırılması planı vs.
Fakat devletin ve onu işleten iktidarın içinde bulunamayacağı bir operasyon şekli olmayacağını herkes tahmin edebilir. Üstelik katmer katmer Ortadoğu ülkeleriyle yeni ekonomik gelirler üzerinden Kürt halkının içinde bulunduğu durumun pazarlıkları yapılıyor. Yürütülen bunca operasyon varken, ülkede yapılacak hiçbir değişiklik, yenilik ya da düzenlemenin bir anlamı olmayacaktır. Kaldı ki devlet Kürtlere karşı bunu hep uyguladı. Ama nihayetinde bugüne varıldı. Statükocu egemen güçlerin ısrarla devam ettirdiği bu politikaların bundan sonra da sonuç getirmeyeceği açıkken kaybedilecek olan yeni hayatlar ve umutlar olacaktır.
FIRAT BİLİR - Selçuk Üniv. Uluslararası İlişkiler Yüksek Lis. Öğr.
www.evrensel.net