Açılıma Arap Alevilerden katkı; Nusayriler ne istiyor?

Açılıma Arap Alevilerden katkı; Nusayriler ne istiyor?

İnsan hakları, demokrasi ve özgürlükler uğruna on yıllardır verdiğimiz mücadelenin sonucunda gündeme gelen; Kürt-Demokrasi Açılımı’na katkı anlamında bütün mağdurların kendi özgün taleplerini ilan etmeye davet ediyoruz.


İnsan hakları, demokrasi ve özgürlükler uğruna on yıllardır verdiğimiz mücadelenin sonucunda gündeme gelen; Kürt-Demokrasi Açılımı’na katkı anlamında bütün mağdurların kendi özgün taleplerini ilan etmeye davet ediyoruz.
Çünkü biz konuşmasak meydanın özgürlük karşıtlarına kalma tehlikesi vardır. Demokrasi açılımının ölümü işaret edip, sıtmaya razı etme sürecine evirilme tehlikesine karşı, herkes için demokrasi hemen şimdi sloganının içini biz doldurmalıyız…
Arap Aleviler ne istiyor?
* Arap Alevileri, Suriye’deki Türklerin karşılığı (mukabili) olarak görmekten vazgeçilmelidir.
* Ülkemizin bize yaklaşımı devletler arası ilişkilere bağlı olmaktan çıkarılmalı, Suriye ile ilgili gelişen her olumsuzluğun faturası bize kesilmemelidir.
* Kim tarafından yapılırsa yapılsın yaşadığımız bölgeler ile ilgili demografik yapıyı değiştirme vb. plan-projelerden vazgeçilmelidir.
* Doğa ve tarih insanlığın ortak değerleridir. Doğanın, tarihin, insanın ve bütün canlıların zararına, en olmayacak yerlere santral, baraj, maden vs. kurulmaya çalışılması ve her fırsatta, bin bir türlü bahane ile tapularımızın iptal edilmesine (topraksızlaştırma) son verilmelidir.
* Yaşam alanlarımızı ve geçim kaynaklarımızı darlaştırıcı, yoksul bırakan, göçe ve yurt dışına mahkum eden anlayış ve politikalara son verilmelidir.
* Genel olarak kamunun bütün alanlarında; iş, istihdam, sosyal yardım ve benzeri alanlarda tüm farklılıklara ve Arap Alevilerine fiili olarak uygulanan dışlayıcı ve ayrımcı politikalar terk edilmelidir.
* Yaşadığımız bölgede ismi değiştirilen yerlerin orijinal isimleri iade edilmelidir. Her hangi bir başvuruya gerek duyulmadan yetkililer orijinal isimlere dönüş kararı almalıdır.
* Hatay “40 asırlık Türk yurdu” değildir; Türk, Arap, Ermeni, Kürt, Süryani… yurdudur ve orijinal adı Antakya’dır.
* Ne Atatürk’e mal edilen tanımla Hititlerin, ne Tansu Hanım’ın tanımı ile Yavuz’un torunları ne de Recai Bey’in tanımı ile “Sapık Alevi mezhebi” değiliz. Ne bizi tanımlama mecburiyetiniz ne de bizim buna ihtiyacımız var. Kendimizi en iyi biz tanımlarız. Türkiyeli Arap Alevileriyiz. Bu tanımlamanın içeriğine uygun olmayan bütün uygulamalar asimilasyondur, kaldırılmalıdır.
* Milli Eğitim Bakanı’nın ayrımcılık konulu ilk ders genelgesi iyi de ikinci derste çelişmemek için yapılması gerekenler var: Okullarda çocuklarımıza söyletilen ve dağa taşa, betona yazılan andımız kaldırılmalıdır.
* Zorunlu din dersi kaldırılmalıdır.
* Nüfus cüzdanlarında yer alan dini hanesi kaldırılmalıdır.
* Tarih ve diğer bütün derslerde ayrımcılık yapan, ötekileştiren, önyargılı bütün ifadeler ayıklanmalıdır.
* Anadilde eğitim hakkı tanınmalı ve bu hakkı kullanmak isteyenlerin eğitimi sağlanmalıdır.
* Alt yapısının hazır olduğu iddia edilen TRT 7 (SEBA) Arapça kanalı bir an önce açılmalı, Arapça yayın yapan özel TV, radyo ve diğer basın üzerindeki kısıtlamalar kaldırılmalıdır.
* Hakkaniyete ve eşitliğe aykırı, tek din, tek mezhep, tek tarikat, (o da devlet dini) olarak faaliyet gösteren Diyanet İşleri Başkanlığı feshedilmelidir.
* Arap Alevilerin ibadethaneleri (Ehlibeyt Mescitleri) tanınmalıdır.
* Ğadir-hum inanç bayramı günü bölgemizde tatil olmalıdır.
* Azınlıkların, ötekileştirilenlerin genel ve yerel seçimlerde nüfusları oranında veya pozitif ayrımcılık yolu ile temsilci seçebilmelerini sağlayacak yeni bir seçim sistemi getirilmelidir. TBMM’de hiçbir Hıristiyan milletvekilinin olmaması normal bir durum değildir.
Mevlüd Oruç (Akdeniz Kültür ve Dayanışma Der. Yön. Kur. Üyesi)
www.evrensel.net