Mahkeme JİTEM’i Genelkurmay’a sordu

Mahkeme JİTEM’i Genelkurmay’a sordu

Diyarbakır, Mardin ve Batman’da, birden fazla adam öldürme, kundaklama ve bombalama eylemleri gerçekleştiren JİTEM’cilerin yargılandığı davanın duruşmasında mahkeme heyeti...


Diyarbakır, Mardin ve Batman’da, birden fazla adam öldürme, kundaklama ve bombalama eylemleri gerçekleştiren JİTEM’cilerin yargılandığı davanın duruşmasında mahkeme heyeti, JİTEM’in olup olmadığına ilişkin Jandarma Genel Komutanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı’ndan bilgi istedi.
Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi ile 7. Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesi’nin verdiği iki ayrı “görevsizlik kararı” nedeniyle Uyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderilen dava dosyası, Uyuşmazlık Mahkemesi’nin kararı üzerine Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi’ne iade edilmişti. Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın duruşmasına, tutuksuz yargılanan sanıklar katılmazken, mağdurların Avukatı Tahir Elçi ve sanık avukatları hazır bulundu.
DOĞAN’IN İFADESİ DOSYAYA KONULDU
Duruşmada ilk önce İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nden talep edilen ve gönderilen JİTEM Kurucusu Arif Doğan’ın ifadesi okunup dosyaya konuldu. Tanık Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcı’nın talimatla alınan ifadesi de okunup dosyaya konulurken, Av. Elçi, Arif Doğan’ın beyanlarında JİTEM adlı örgütü kurduklarını ve resmi bir kurum olduğunu ifade ettiğini söyledi. Elçi, “Tanık Hanefi Avcı de JİTEM adını vererek, örgütle ilgili beyanlarda bulundu. Bu beyanlar göz önüne alınarak, Jandarma Genel Komutanlığı’na yazı yazılarak, komutanlık bünyesinde JİTEM isimli bir kuruluşun olup olmadığının sorulmasını talep ediyorum” dedi.
Ayrıca adı geçen sanıklardan bazılarının asker olduklarını belirten Elçi, sanıklarla ilgili Genelkurmay’ın işlem başlatıp başlatılmadığının Diyarbakır 7 Kolordu Komutanlığı’na sorulmasını istedi. Mahkeme heyeti, tanık Eşkişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcı ve Arif Doğan’ın dosyaya gelen beyanlarını eklemek suretiyle Jandarma Genel Komutanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı’na yazı yazılarak kısa adıyla JİTEM olarak bilinen birimin olup olmadığını, varsa hangi tarihlerde kurulduğunu ve adı geçen kişilerin bu kuruluşa üye olup olmadıklarına ilişkin yazı yazılmasına karar verdi.
BODROLAR SORULACAK
JİTEM İtirafçısı Abdulkadir Aygan’ın (Aziz Turan) JİTEM isimli kuruluşta çalıştığı yönünde hakkında maaş bordrosu düzenlendiği için Maliye Bakanlığı ve Diyarbakır Defterdarlığı’na yazı yazılarak sorulmasını isteyen mahkeme heyeti, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na yazı yazılarak, Arif Doğan’ın evinde yapılan aramada hem Doğan ile hem de diğer sanıklar ve JİTEM ile ilgili belgelerin olup olmadığı bilgisinin kendilerine bildirilmesini istedi.
MÜEBBET HAPİS İSTENİYOR
İddianamede, çeşitli tarihlerde Diyarbakır, Mardin ve Batman’da “adam öldürme, kundaklama, bombalama” eylemlerini gerçekleştiren JİTEM Elemanları Adil Timurtaş, Ali Ozansoy, Hüseyin Tilki, Abdülkadir Aygan, Hayreddin Toka, Fethi Çetin, Faysal Şanlı, Mehmet Zahir Karadeniz, Lokman Gündüz, Recep Tiril’in içinde yer aldığı 11 sanık hakkında TCK’nın 313. maddesi uyarınca, “Cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak” ve 450. maddesi uyarınca “Birden fazla kişiyi öldürmek” suçlarından 9’u hakkında müebbet, 2’si hakkında da 15 yıla kadar hapis cezası isteniyor.


DAVANIN GEÇMİŞİ
JİTEM’in yaptığı infaz ve kayıplarla ilgili 1999 yılında dönemin Şırnak’ın İdil İlçesi Başsavcısı İlhan Cihaner fezleke hazırlayarak, dönemin Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi’ne (DGM) gönderdi. Diyarbakır DGM, Jandarma Genel Komutanlığı’nın bilgi vermemesi nedeniyle Veli Küçük, Arif Doğan, Cem Ersever gibi subaylar hakkında dava açamadı. Savcı, İlhan Cihaner, 1999 ‘da görev yaptığı sırada, 16 Eylül 1989’da kaçırılarak öldürülen köylüler Tahsin Sevim, Hasan Utanç ve Hasan Caner’in davasını yeniden açtı. Fezlekede Cihaner, bugün Ergenekon sanığı olan Emekli Albay Arif Doğan o tarihte ölen Binbaşı Cem Ersever, Yüzbaşı Sinan Yaşar, Astsubay Başçavuş Şaban Bayram, İtirafçı İbrahim Babat ve Korucu Faysal Şanlı’nın “silahlı çete oluşturduğunu ve birden fazla kimseyi öldürdüğü” bilgilerine yer verdi. Diyarbakır DGM, Genelkurmay’dan bu kişilerin 1984’ten bu yana hangi tarihler arasında nerede görevli olduklarının ve kimlik bilgilerinin gönderilmesi istedi. Ancak gelen yanıtta bu konuda Genelkurmay’ca gerekli ‘incelemenin başlatıldığı’ belirtildi. DGM’den gelen ikinci talep ise ‘Bu nedenle aynı konuda tekrar talepte bulunulmasının sebebi anlaşılmamıştır’ denildi.
(DİYARBAKIR)


İDDİANAME YARGITAY’A GÖNDERİLDİ
Murat Kuseyri
İsveç Savcılığı JİTEMCİ Abdülkadir Aygan’ın Türkiye’ye gönderilmesini isteyen iddianameyi Yargıtay’a gönderdi. İddianamede Türkiye’nin Aygan ile ilgili iddiaları kanıtlayamadığı vurgulanmasına rağmen Türkiye’ye iade edilmesinde İsveç yasaları ve Avrupa Sözleşmesi açısından bir engel bulunmadığı belirtildi.
Konu ile ilgili düşüncelerini sorduğumuz Abdulkadir Aygan, Aygan’ın Avukatı Gunnar Larsson ile Musa Anter’in İsveç’te yaşayan kızı Rahşan Anter İsveç’in tutumuna tepki gösterdi.
İddianamede Diyarbakır Savcılığının 21 Ağustos 2008’de İsveç’e başvurarak Musa Anter’in öldürülmesi ve Orhan Miroğlu’nun yaralanmasından sorumlu olduğunu gerekçesi ile Abdulkadir Aygan’ın ,(Aziz Turan) iadesi istendi. “Eski Bir JİTEM Elemanının İtirafları” adlı kitap ile Gazeteci Ersin Kalkan’ın Aygan’la yaptığı röportajda Aygan Anter cinayetine karıştığını söylemişti. İddianamede kitabın ve röportajın ilgili bölümlerinin İsveçceye çevrildiği ancak Aygan’ın cinayete karıştığına ilişkin bir ifadeye rastlandığımı belirtildi. Bunun üzerine savcılığın Türkiye’den Aygan ile ilgili iddiaları kanıtlayacak yeni belgeler sunması istendi. Türkiye’nin tekrar söz konusu kitap ile İsveç’in Expressen gazetesinde Eşref Okumuş’un Aygan’la yaptığı röpörtajı kanıt olarak gösterdi. Gazeteci Okumuş’un ifadesine başvurulduğu ancak, Aygan’ın cinayete karıştığına dair bir bulguya rastlanmadığı dile getirildi. İsveç savcılığı tarafından hazırlanan ve çelişkiler dolu iddianamede Aygan’ın Anter cinayetine karışmadığına dair kanıt bulunmadığını da öne sürdü. Anter cinayetinin amacının devleti yıkmaya yönelik bir eylem olmadığı için suçun önemli oranda politik bir suç sayılamayacağı iddia edilen iddianamede Aygan’ın Türkiye’ye iadesine bir engel olmadığı da belirtildi. Ayrıca Türkiye’den Aygan’ın kötü muamele ve can güvenliği de İsveç savcılığı tarafından istendi. Abdulkadir Aygan, sekiz aydır belediye sınırları dışına çıkmasının yasaklanarak özgürlüğünün kısıtlandığını ve aleyhinde kanıt olmamasına rağmen İsveç’in kendisini Türkiye’ye göndermek istemesinin ilticacıların haklarını düzenleyen yasalar ve uluslararası sözleşmelerle çeliştiğini söyledi. Aygan kendisinin Anter cinayetini gerçekleştirenleri kamuoyuna açıkladığını ve hiçbir biçimde Anter’in öldürülmesi ve Orhan Miroğlu’nun yaralanmasına karışmadığını öne sürdü. Miroğlu’nun ifadelerinin kendisini doğruladığını belirten Aygan yaşamının tehlikeye gireceğini bildiği için Türkiye’ye gitmek istemediğini ancak her zaman İsveç’te yargılanmaya hazır olduğunu söyledi.
TÜRKİYE’YE GÖNDERİLMESİN
Aygan’ın Avukatı Gunnar Larsson ise Aygan’ın Türkiye’ye iade edilmesinin İsveç yasaları ve Avrupa İnsan Hakları sözleşmesine aykırı olduğunu kaydetti. Önümüzdeki hafta Yargıtay’a itiraz dilekçesini vereceğini belirten Larsson mahkemenin hukuk kuralları çerçevesinde hareket edeceğine inandığını belirtti. Anter’in kızı Rahşan Anter de Aygan’ın Türkiye’ye gönderilmesine karşı. Türkiye’ye gönderilmesi halinde Aygan’ın öldürülebileceğini söyleyen Anter ilk kez kendilerinin bundan üç yıl önce Aygan’ın yargılanması için İsveç savcılığına başvurduklarını ancak bu güne kadar olumlu veya olumsuz bir alamadıklarını söyledi. Anter, Yargıtay’da yapılacak duruşmalara müdahil olmak istediklernisöyledi.
(StockholmEVRENSEL)
www.evrensel.net