Burası İstanbul!

Burası İstanbul!

İstanbul’un ‘parlayan yıldızı’ Avcılar’da unutulmuş bir mahalle Yeşilkent. Ne Avcılar Belediyesi sahiplenip hizmet götürüyor, ne de İSKİ’nin mahallenin ortasından...


İstanbul’un ‘parlayan yıldızı’ Avcılar’da unutulmuş bir mahalle Yeşilkent. Ne Avcılar Belediyesi sahiplenip hizmet götürüyor, ne de İSKİ’nin mahallenin ortasından her türlü pislik ve mikrobu içinde barındırarak akan dereyi kurutmak için adım atıyor.
UNUTULMUŞ İNSANLAR
Yeşilkent yüz bin kişilik nüfusuyla koca bir kent kadar büyük bir mahalle. Fakat unutulmuş, dışlanmış insanları. Dere boyunca yürüdüğünüzde hissettiğiniz ağır kokudan bayılacak gibi oluyorsunuz. Derenin her iki tarafından künklerin ağızları açık; atık ve lağım suları akıyor. Derede ne ararsanız var; hayvan leşleri, pazar atıkları, plastik torbalar, pet şişeler. Bir saat bile kalmak yetiyor insanların durumunu ve yaşadığı koşulları anlamak için.
ÇOCUKLAR YARA BERE İÇİNDE
Yazın daha da beter oluyor. Sinekler ve kara böcekler evleri istila ediyor. Çocukların yüzleri yara bere içinde kalıyor. ‘Balkonda oturamıyoruz’ diyor insanlar. Kapılarını açmaya bile korktuklarını söylüyorlar. Lağım fareleri cirit atıyor, özellikle çocuklar çok tedirgin oluyorlar. Ama insanlar çaresiz, ve mecbur yaşıyorlar dere kenarında. Yoksulluk onları bulmuş, işsizlik yine onları vurmuş.
Mahalleli bir tahta köprü yapmış derenin üstüne. Son yağan yağmur ve sel tahta köprüyü alıp götürmüş. Mahalleli karşı mahalleye geçmek için ya derenin içinden geçiyor ya da uzun bir yol yürümeyi göze alıyor. Sağlık ocağının karşıda olmasından, yaşlıların ve çocukların gidip gelemediğinden yakınan mahalle sakinleri, ‘Bizi unutanları ve böyle bırakanları biz de affetmeyeceğiz’ diyorlar.
OLAN VATANDAŞA OLUYOR
Halk böyle koşullarda yaşamaya mahkum edilirken, Avcılar Belediyesi İSKİ ve Büyükşehir Belediyesi’ni, İSKİ ve Büyükşehir Avcılar Belediyesi’ni suçluyor. Arada vatandaş kalıyor.
Mahallede yaşayanlardan Ömer Öksüz, evinin dereye bitişik olduğunu belirterek, “Selden sonra evin altı oyuldu, dilekçe verdim henüz bir haber yok” diye konuştu. Kendi imkanlarıyla yaptıkları köprüyü de selin alıp götürdüğünü söyleyen Öksüz, “Tam bir keşmekeş yaşanıyor” dedi.
Kirada oturduğunu söyleyen Esengül Altundal, “Yaşlıyım, çalışamıyorum. Yetkililer başımızı sokacağımız bir konut versinler. Bu dereyi kapatsınlar, çoluk çocuk hep hastalanıyor” diye konuştu.
Muhtarın, belediye başkanının seçim zamanı geldiklerini söyleyen Nazmiye Kaşkar, şunları söyledi: “Yeşilkent’i adı gibi yeşil yapacağız, biz de yaparlar diye oy veriyoruz. Ama gelin halimizi görün. Ne dere kapandı, ne de burası yeşil oldu, giderek kararıyor.”
Her tarafı sineklerin sardığını anlatan Hatem Sevindik, “Bizi sineklerden ve böceklerden kurtarın” diyerek feryat ediyor. Derenin bir an önce kapatılmasını isteyen Sevindik, mahallede çöp atacakları bir bidon ve konteyner bile olmadığını anlatıyor.


SORUMLULAR UTANMALI
Adile Altındağ: Belediye başkanı seçimden sonra hiç gelmedi. Avcılar merkezini yıkıp yeniden yapıyorlar. Önce burayı yapsınlar. Hiç olmazsa oradan söktükleri kaldırım taşlarını buraya getirip yapsalar yine bir parça çamurdan kurtuluruz. Ama bunu bile çok görüyorlar. İnsanlar dereden karşıya geçemiyor. Yağmur yağınca insanlar evlerden çıkıyor, daha yükseklere gidiyorlar. Çocuklar korkuyor.

Caner Çeğil: On iki yaşındayım, doğduğumdan beri dere böyle. Üstü açık ve çok pis kokuyor. Geçenlerde arkadaşlarım karşıdan karşıya geçerken düştüler, zor kurtardık.

Nurten Şimşek: Kim burada yaşamak ister, ama mecburuz. Eşim kalp hastası, dolanarak sağlık ocağına gitmek zorunda kalıyoruz. Böyle bir yaşam olmasın, yetkililer buraya çözüm bulsunlar. Çöp, bina ve her türlü vergiyi veriyoruz, hizmet almak bizim hakkımız.

Yaşar Boz: Dokuz yıldır burada oturuyorum, hiçbir değişiklik olmadı. Çok imza topladık, belediyenin kapısına gittik, dilekçeler verdik; topu birbirlerine atıyorlar. Dere üzerinde sokakları birbirine bağlayacak köprü bile yok. Artık bizi insan yerine koysunlar.

Solmaz Yılmaz: Biz de insanız; buranın kokusu, sineği, bizleri çok ciddi rahatsız ediyor. Balkonda oturamıyoruz, her tarafımız yara bere içinde kaldı. Oyumuz boşa gitti, elim kırılsaydı da vermeseydim.

Ayşe Bilgiç: Belediye başkanı burada bir gün yaşasın, biz daha fazla kalmaya razıyız. Ama ben biliyorum; bırak bir gün kalmayı, bir dakika bile burada duramazlar.

Hurma Uzun: Yağmur yağınca uyuyamıyoruz, diken üstündeyiz. Çocuklar okula gitmek için iki saat yürümek zorunda kalıyorlar. Seçim gelince kapımızdan ayrılmayanlar şimdi neredeler?

Nafiz Aral: Yağmur yağınca insanlar tedirgin oluyor, her seferinde uyduruk yapılan künkler bozuluyor, sular üste çıkıyor. Kanalizasyon dereye akıyor. Yedi yıldır buradayım durum değişmedi. Ne belediye, ne İSKİ, ne de büyükşehir belediyesinin umurunda değiliz.

Salih Kılıç: Evler neredeyse göçecek. Burası unutulmuş, köy bile değil. Çocuklar ayakları çamurlu olduğu için utanıyorlar, kimilerini okula almıyorlar. Yetkililer bu durumdan utanmalılar ve sorunlarımızı çözmeliler.
(İstanbul/EVRENSEL)
Seyit Aslan - Sinan Ceviz - Savaş Gülelçin
www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.