BAŞYAZI

BAŞYAZI

  • “Sosyal demokrat piyasacı” Kemal Derviş’ten neoliberal Mahfi Eğilmez’e, basındaki her çeşidinden piyasacı burjuva iktisat çevrelerine kadar geniş bir çevre, “IMF artık eski IMF değildir.


    “Sosyal demokrat piyasacı” Kemal Derviş’ten neoliberal Mahfi Eğilmez’e, basındaki her çeşidinden piyasacı burjuva iktisat çevrelerine kadar geniş bir çevre, “IMF artık eski IMF değildir. IMF değişmiştir ve dün en büyük sermaye güçlerinin çıkarını savunurken, bugün bütün ülkelere karşı daha eşit bir konuma geçerek, her ülkenin koşullarını gözeten çözümler üreten bir kuruma dönüşmüştür.” İddiası etrafında bir propaganda yürütüyorlar. Bunun için de IMF karşıtı, IMF’nin emperyalist bir kurum olduğunu öne sürerek gösterilen tepkileri de eleştiriyorlar. Bu çevreler, “solcu, sosyalist” Dominique Strauss Khan’ın IMF’nin başkanı olmasını da ondaki bu “değişime” bağlıyorlar.
    Bu kişi ve çevreler, bu iddiaları öne sürerken, dün IMF’nin büyük devletlerin çıkarlarını savunduğunu, onların tahsildarı, haciz memuru ya da denetçisi olarak davrandığını da kabul ediyorlar. Çünkü, bugün söylediklerine inanılması için böyle söylemeleri gerekiyor. Ama bu aynı kişi ve çevreler, dün de IMF’nin politikalarının doğru olduğunu, onun herkese dayattığı neoliberal politikaları destekliyorlardı. Şimdi bunları yapmamış gibi, “Evet, dün yaptıkları yanlıştı, ama bugünküler doğrudur” diyorlar. Böyle demezlerse, dünyayı krize sürükleyen politikaları benimsemiş olacakları, inandırıcılıklarını yitirecekleri için böyle yapıyorlar elbette. Yoksa, IMF gibi onun şakşakçılarının da gerçek görüşleri değişmemiştir. Yarın da tersini savunabilirler.
    Bu görüşü savunanlar, “IMF’nin değiştiğinin” göstergesi olarak da, G-8 sahneden çekilirken, G-20’nin sahnenin önüne çıkarılmasını gösteriyorlar.
    Elbette ki çöken küresel sistemle birlikte onun politikaları da çökmüştür ve aynı noktada ısrarla bir yere girilmeyeceğinin dünyayı yöneten büyük güç odakları da fakındadır. IMF’nin dün olduğu gibi, bir haciz memuru gibi salınması için ne arkasındaki “büyük güçlerin gücü” vardır ne de IMF’nin böyle bir itibarı kalmıştır.
    Bu değişikliklere bakarak, IMF’nin artık emperyalist bir merkez olmaktan çıktığı söylenebilir mi?
    Bun anlamak için, “IMF için değişenin ne olduğuna” biraz daha yakından bakmak gerekir.
    Evet IMF artık G-8’den değil G-20’den direktif alacak, IMF’nin stratejisi G-20 tarafından belirlenecektir!
    Ama G-20 içinde asıl söz sahibi ABD’dir. Buna Almanya, Japonya, İngiltere, Fransa, İtalya, Kanada gibi ülkeler eklendiğinde (Hadi Rusya’yı da ekleyelim) eski G-8, G-20’de kesin hakim güçtür. Kaldı ki Çin’den Türkiye’ye, Brezilya’dan Hindistan’a G-20 üyeleri de en az diğerleri kadar emperyalist sistemin devamı için çalışmaktadır ve başka ülke ve halkların servetlerini yağmalamak için gözlerini karartmışlardır! Dolayısıyla IMF değişse de, en fazla G-8’le G-20 arasındaki kimi güç dengeleri bakımından değişmiştir. Ki, bu bütün G-20 ülkeleri için bile olanaklı olmaz. Ama dünya halkları için, işçi sınıfı için ne G’ler ne de IMF değişmiştir!
    Değişen sadece makyajdır.
    Böylesi bir makyajda da sosyal demokratlar, ideal bir vitrin süsüdürler. “Fransız sosyalist” Khan da bu yüzden IMF’nin başındadır.
    Kısacası, G’lerin önündeki rakam, IMF içinde, önde gelen ülkelerin güç ilişkilerinde ufak tefek değişiklikler (Ya da önemli değişiklikler) olabilir. Ama dünyanın geri kalanı, halklar ve dünya işçi sınıfı için IMF, dünyayı büyük sermaye güçlerinin sömürü ve yağmasına açan bir kurum olarak dünya kapitalizminin direksiyonuna geçirilmiş bir kurumdur. Dün de öyleydi bugün de.
    Halklar için özden kaçırılmaması gereken budur.
    Ötesi IMF ve dünyanın en büyük emperyalist güçlerinin, dünyayı sınırsızca sömürme ve yağmalaması için yeniden yapılandırma stratejisine destek vermektir.
    İHSAN ÇARALAN
    www.evrensel.net