Lucy’den Ardi’ye: İnsan evrimini anlamak

Lucy’den Ardi’ye: İnsan evrimini anlamak

Alfred Russel Wallace, Darwin’e Türlerin Kökeni’ni yayınlamadan önce insan evrimini kitabında ele alıp almayacağını sormuştu. Bunun üzerine yazdığı bir mektupla Darwin insanın kökeni sorusunu çok fazla ön yargı ile kuşatılmış...


Alfred Russel Wallace, Darwin’e Türlerin Kökeni’ni yayınlamadan önce insan evrimini kitabında ele alıp almayacağını sormuştu. Bunun üzerine yazdığı bir mektupla Darwin insanın kökeni sorusunu çok fazla ön yargı ile kuşatılmış olması nedeniyle kitabında ele almayacağını ancak bu sorunun doğa bilimcileri için en yüksek ve ilginç soru olduğunu itiraf ettiğini belirtmiştir. Bundan yaklaşık on dört yıl sonra İnsanın Kökeni kitabında Darwin bu soruyu ele almıştır. Darwin kitabında İnsanın evriminin ilerleyen yıllarda ortaya çıkacak kanıtlarla daha iyi anlaşılacağını söylüyordu ve kesinlikle de haklıydı. Kitabın üzerinden neredeyse bir buçuk yüzyıl geçti ve bugün bildiklerimiz çok daha fazla. Bazıları insanın evriminin asla anlanamaz, kanıtlanamaz olduğunu savunuyor hâlâ. Darwin İnsanın Kökeni’nin giriş bölümünde insanın evriminin anlanamaz olduğunu iddia edenlerin konuyu iyi bilen değil az bilen kişiler olduğunu söylemişti. Bilimin keşiflerinin sınırlarını önceden tahmin etmek oldukça zor. Disiplinler arası çalışmaların hızlanmasıyla, türümüzün evrimsel tarihinin önemli bir kısmı hem morfolojik hem de moleküler düzeyde hızla açığa çıkarıldı. Bu nedenlerle de insan evriminin anlaşılamayacağını söylemek imkansız.
İnsan evriminin anlaşılmasının en önemli adımı, ilk insansılardan olan Lucy’nin Tanzanya’da Donal Johnson ve Tom Gray tarafından 1974 yılında keşfedilmesi idi. Lucy Australapithecus afarensis türüne aitti. Yaklaşık 3.18 milyon yıl yaşındaydı. Modern insanlar gibi iki ayağı üzerinde dik yürüyordu ve bulunan insansı fosili neredeyse eksiksizdi. İnsan evriminde dik yürüyüş, ellerin serbest kalması önemli bir aşamayı oluşturmaktadır. Bu nedenlerle Lucy yüzyılın keşfi olarak tanımlanmıştı. Lucy ismini dönemin Beatles’a ait ünlü şarkısı “Lucy in the sky with diamonds” dan (Lucy gökyüzünde elmaslarla) almıştır. Lucy’den sonra en önemli bulgu yine bir insansı olan Ardipithecus fosillerinin keşfidir.
Ardipithecus ramidus‘a ait fosiller bundan yaklaşık on beş yıl kadar önce Etiyopya’nın Afar bölgesinde Paleoantropolog Tim White ve ekibi tarafından keşfedilmiştir. Ardipithecus ramidus bir hominid. İlk başlarda Lucy gibi Australopithecus cinsine ait olduğu düşünülse de bu fosillerin aslında Lucy’den farklı özelliklere sahip olduğu, daha önce bilinmeyen bir cinse ait olduğu 1995 yılında anlaşılmış ve fosiller Ardipithecus ramidus olarak isimlendirilmiştir. Afar dilinde “ardi” yer, “ramid” kök anlamına gelmektedir. Fosiller ilk bulunduklarında oldukça kötü bir durumda idi. Kafatası kemikleri ezilmiş, kemiklerin büyük çoğunluğu ise küçük parçalar halinde killi toprağa bulanmıştı. Tim White ve ekibinin on beş yıllık hummalı ve sabırlı çalışması sonucunda bu türe ait yaklaşık otuz beş bireye ait fosiller açığa çıkarıldı, kemik parçalarının birebir kopyaları çıkarıldı ve bu parçalar birleştirilerek, Ardipithecus ramidus’un anatomik ve morfolojik özelliklerinin incelenmesinin yolu açıldı. Çalışma alanı oldukça zorlu idi. White ve ekibi bazı kemik kalıntılarını, dağılmamaları için, diş yapıştırıcı malzemelerle elden geçirip topraktan nazikçe çıkarttı. Bu nedenle örneklerin toplanması ve analizleri yaklaşık on beş yıl sürdü. Bu alandan yalnızca erken hominidlerden olan Ardipithecus ramidus’a ait fosiller çıkarılmadı. Bölge dönemin bitki ve hayvan fosilleri açısından da oldukça zengindi ve bunlar da bölgeden çıkarıldı. Bitki ve hayvan fosilleri bize Ardipithecus ya da verilen lakabıyla Ardi’nin nasıl yaşadığına, nelerle beslendiğine dair önemli ipuçları sunmaktadır. İşte bu on beş yıllık çalışmanın sonuçları 2 Ekim 2009 tarihli Science dergisinin özel Ardipithecus sayısında yayınlandı. Bu sayıdaki on bir makalede bu türün neye benzediği ve nasıl hareket ettiği ele alındı. Ardi lakaplı iskelet bir dişi idi. Yaklaşık beş ila yedi milyon yaşındaydı. Araştırmalara göre Ardi yaklaşık 120 cm boyunda ve 50 kg ağırlığındaydı. Ormanlık bir alanda yaşıyordu. Şempanze büyüklüğündeydi. Yeni dünya maymunları gibi ağaçtan ağaca atlamıyor ya da dizleri üzerinde yürümüyordu. Bunun yerine dik yürüyor, ayağını düz olarak yere basıyor ve büyük bir ihtimalle fındık, böcekler ve küçük memelilerle besleniyordu. Ardipithecus Lucy’nin de atasıdır.
Araştırma sonuçları bilim dünyasında büyük yankı uyandırdı. Çünkü moleküler biyoloji ve genetik çalışmaları maymunlarla insanların son ortak atasının yaklaşık beş ila yedi milyon yıl önce yaşadığını ortaya koyuyor. Buna göre Ardi, ortak atadır. Günümüze kadar son ortak atanın dik yürümediği öne sürülmekte idi. Ancak Ardi’nin dik yürümesi ve modern dünya maymunları gibi ağaçtan ağaca atlayacak özellikleri taşımaması bu görüşe uymuyor. Ardi’yi tanımlayan araştırmacılar modern dünya maymunlarının özelliklerinin maymunların evriminin daha sonraki basamaklarında ortaya çıkmış olabileceğini savunuyor. Diğer bir kısım araştırmacı ise Ardi’nin tamamen dik yürümediği görüşünde. Tartışmalar sürüyor ve sürecek gibi de gözüküyor.
Günseli Bayram
www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.