Maksat Muhabbet

Maksat Muhabbet

Çocuklarımıza sürekli “yalan söylemek kötüdür” der, sonra da yalanın bin bir türüyle eğitiriz onları. Evdeki masum yalanları kastetmiyorum.


Gerçeği şirin gösterme yolları
Çocuklarımıza sürekli “yalan söylemek kötüdür” der, sonra da yalanın bin bir türüyle eğitiriz onları. Evdeki masum yalanları kastetmiyorum. Onları ortak ettiğimiz yalanları da; hani biten gaz tüpünün, ekmeğin suyun bahaneleri değil anlatmak istediğim. Gerçeğin bir bölümüyle kurulan yalanlar... Üç kişinin katıldığını söylemediğimiz bir yarışmada üçüncü olduğumuzla övünmek gibi bir şey.
Hele bir düşünün böyle neler var. Basında, tarihte... Coğrafyada değil elbet. Dağlık yeri düz gösteremezsiniz, olsa olsa yükseklikleri saklarsınız, sıradan bir kaynakta bulurlar. Sanatta demiyorum, kurguyla yalan karıştırılır çünkü. Ama sanatçıyla ilgili gerçekleri çarpıttığımız bilinir.
Asıl “kadim/klasik” yalanlar toplum yaşamımızla ilgilidir. Aynaya bakmadan kendini güzel bulanların tüm övünmeleri bizdedir. Biz konukseveriz, bizim ülkemizde kimseler aç kalmaz, Avrupalının namus anlayışı, ahlak anlayışı farklı, biz tepeden tırnağa namusuz. “Biz çocukları severiz” yalanı başta gelir. On iki yaşında komşu kızını kaçırıp, “Biz birbirimizi seviyoruz, söyleyin aile kızını aramasın, imam nikahı yapacağız, yaşı gelince resmisi de yapılır” haberlerini kayıp programlarında dinlersiniz. Televizyon kanalları çocukları kendinden büyük yaşlara yakışacak kılıklarla sahneye çıkartır, sonra bu “pedofilinin resmi programı”nı “15 yaşındakiler arasında bir yarışma” der, adını da “15” koyar...
Bir de yalanla falan şirin gösterilemeyen durumlar var: 1991 yılında TMK’nın kabul edilmesiyle yaklaşık yirmi yıldır; çocuklar yetişkinlere özgü usullerle soruşturulup yargılanıyor. Konuyu Çocuklar için Adalet Çağırıcılardan Hukukçu Mehmet Uçum şöyle özetliyor: “Dikkat edilmesi gereken konu, sorunun TMK mağduru çocukların sadece yetişkinler gibi işleme maruz kalmalarından değil, terör suçlarına özgü olarak ve yetişkinler için geliştirilmiş olan özel soruşturma, yargılama, cezalandırma ve infaz rejimlerine çocukların da maruz bırakılmalarından doğmasıdır. TMK mağduru çocuklar, hem genel olarak hem de özel olarak aynı süreçte iki kez çocuk hakları ihlal edilerek mağdur edilmektedir. Yasal koşullar ve uygulamalar aynı kaldığı sürece yarın farklı koşullarda farklı çocukların aynı mağduriyeti yaşaması çok mümkün bir durumdur. 29.09.2009 günü Bakanlar Kurulu adına açıklama yapan Hükümet Sözcüsü Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Cemil Çiçek, Terörle Mücadele Kanunu mağduru çocukların sorunlarının çözümü için TMK’da üç konuda değişiklik yapacağını söyledi. Bu konuların; çocuklara da ceza artırımı getiren maddede, on altı-on sekiz yaş grubu çocukları çocuk ağır ceza mahkemesinde yargılamayı engelleyen maddede ve yine aynı yaş grubu çocuklara aldıkları cezada ertelemeyi, paraya çevirmeyi, hükmün açıklanmasını geri bırakmayı ve seçenek yaptırımlar uygulamayı yasaklayan maddede değişiklikler olduğunu bildirdi. Bu değişiklikler elbette önemlidir ama TMK mağduru çocukların sorununu asla çözmez. Bu değişiklikler olursa, örneğin 90 ay ceza almış bir çocuğun cezası sadece yirmi ay azaltılmış olur. Bu çocuklar şu an için birkaç düşük ceza almış olanlar dışında en az 71 ay 10 gün ceza almışlardır. Aralarında 190 ay ceza almış çocuklar vardır. Bu cezalardan sadece 20 ay indirim sağlayacak bir değişikliğin bu sorunu çözmeyeceği açıktır.
Çocukların tamamının çocuk ağır ceza mahkemelerinde yargılanmaları önemlidir ama çocuklara yüksek cezalar verilmesine neden olan yasa maddeleri değişmezse, çocuk ağır ceza hakimlerinin de farklı kararlar vermesi mümkün değildir.
On altı-on sekiz yaş grubu çocuklara seçenek yaptırımları uygulanmasının yolunu açmak önemlidir ama bu yaptırımların uygulanabilmesi için örneğin erteleme için en fazla üç yıl ceza verilmesi gerekir. Çocuklara üç yıldan fazla ceza verilmesine yol açan kanun maddeleri değiştirilmeden, bu değişikliğin yapılmasının da büyük çoğunluk bakımından bir anlamı olmayacaktır.”
Sennur Sezer
www.evrensel.net