Sendikacıya bak!

Sendikacıya bak!

28.09.2009’da Radikal’de, Özgür Eğitim Sen Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Ufuk Coşkun’un bir yazısı yayımlandı. Bu yazı, bu günlerde bazılarının arayıp da bulmakta güçlük çektiği yazılardan birisidir.


28.09.2009’da Radikal’de, Özgür Eğitim Sen Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Ufuk Coşkun’un bir yazısı yayımlandı. Bu yazı, bu günlerde bazılarının arayıp da bulmakta güçlük çektiği yazılardan birisidir.
Ufuk Coşkun; “Bu yıl 15 milyon öğrenci ders başı yapacak… Türkiye’de okullar; devletin itaatkar, uyumlu, uysal ve kontrol edilebilir insan üretimini en düşük maliyetle gerçekleştirdiği kurumlardır” diyor. Her ne kadar, “insanın üretilmesi”, “düşük maliyet” gibi ifadeler Toplam Kalite Yönetiminin (TKY) ticari deyimleri de olsa, doğru bir tespit yapıyor. Her düzen kendisini yaşatacak insanları yetiştirir. Bu doğru tespit, doğru çözüm için yapılmamış; “…demokratik olma unvanını hak eden ülkeler artık eğitime dönük politikalarını… Finansmanından, eğitim müfredatlarına varıncaya kadar eğitimin kendine dönük bir yığın problemini devletçi bir siyasi zihniyetle değil de, daha çok demokratik, özgürlükçü ve liberal bir anlayışla ele almaktadırlar” diyor. Tabii özgür bir sendikadan demokratiklik ve özgürlük beklenebilir, liberallik beklenemez. Çünkü demokratiklik, özgürlük ve liberallik yan yana yazılabilir ama birlikte uygulanamaz.
Yazar daha da ileriye giderek, “…devletin eğitimin bir çok alanından elini çektiği ülkelerde bilim, sanat, teknoloji ve edebiyat dallarında ciddi kaliteli sıçramalar gözlenmektedir” gerçeğini(!) aktarıyor. Eğitim ve bilimin ticarileştirildiği bir anlayışı bir çok ülke gibi bizler yaşıyoruz. Bilimsel gelişmeler nerelerde ne için kullanılıyor? GDO (Genetiği değiştirilmiş organizmalar), ölüm makineleri, doğanın yok edilmesi, altının siyanürle çıkartılmasının altına imza atan bilim insanları(!) bu anlayışın ürünleridir.
Devam edelim “… eğitimin sorunları… daha çok kaynak yetersizliği olarak ele alınıyor”, “...yani her yıl 1.5 milyon çocuğun sisteme katıldığı, 14.5 milyon çocuğun sistemde olduğu bir yapıyı dar bütçeli devlet tek başına kaldıramıyor”, “devlet okulların giderlerini karşılayamıyor” diyor sendikacımız. Altına ekliyor: “Daha önce en büyük dilimi milli savunmaya ayrılan bütçeden en büyük payı Ak Parti Hükümeti’yle milli eğitim kapmaya başladı” diyerek özgür bir sendikanın patronunun kim olduğunu ortaya koyuyor.
Eğitimin 1990’da yüzde 20’lerde olan bütçe payı 2009’da yüzde 7’lere kadar düştü. AKP Hükümeti döneminde velilerin cebinden daha çok paralar çıktı. Dışardan alınan krediler çocuklarımız için değil, eğitimin ticarileştirilmesi için kullanıldı. Çocuklarımız borçlandırıldı.
Yazarın kendisi de; “Aslında örtülü şekilde devlet, eğitimi paralı hale getiriyor” diyor. Bunun da yetmediğini “Kaynak olarak veliye dönülmeli” istemi ile meramını ortaya koyuyor.
Alıntı uzun oldu ama, biraz daha devam edelim: Okulu küçük bir fabrika gibi düşünecek olursak piyasaya kaliteli ürün çıkartmak ve bunları pazarlamak için mutlaka okulun masraflarının karşılanması gerekmektedir. diyorsun ama, bu görüş senin değil. Bu görüş; “Okul bir işletme, müşteride şirketin içinde ve dışında ürün ve hizmetten yararlanan kişidir. Öğrenci iyi bir müşteri olmazsa, eğitimin finansmanını tedarik edemiyorsa, sorumlusu kim olacak” diyen David R.L Fort adlı patronundur. Bu patron her şeyin para ile alınıp satılmasını istiyor. Bunlardan daha çok para kazanmak istiyor. Ama sana vermeye hiç niyeti yok Sayın Ufuk Coşkun.
“Okullar acilen kaynak olarak velilere dönmek mecburiyetindedir” diyorsun. Bu anlayışın kapitalist bir anlayış olduğunu ve sendikaların da buna karşı kurulduğunu, bir sendika yöneticisi olarak bilmen gerekir. Yoksa sermayenin emekçiler içindeki temsilcisi durumuna düşersin.
Bugün ülkeyi yöneten AKP Hükümeti’nin, eğitim, sağlık ve sosyal güvenlik gibi kamusal alanlara ayırdığı ödeneği azaltması, kaynak yetersizliğinden değil, liberal piyasa anlayışındandır. Bu uygulamaları da uluslararası kuruluşların direktifleri doğrultusunda yapmaktadır.
7.8 milyar dolara füze almaya kalkışan, krize çare diye devletin kasasını holdinglere açan, işçisine, memuruna, çalışanına, gençlerine ve çocuklarına insanca yaşayacak ücret ve ortam sağlamayan AKP Hükümeti, senin önerilerini çoktan yapmaya başladı bile. Yanlış olan vatandaşın her şeyi devletten değil, devletin her şeyi vatandaştan beklemesidir. Bir de senin doğru yerde olmadığındır.
ORHAN YÜCE - ÖVDER İzmir Şube Başkanı
www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.