Akademisyenlerin fişlenmesi kaygı verici

Akademisyenlerin fişlenmesi kaygı verici

Türk Tabipleri Birliği, Adli Tıp Uzmanları Derneği, Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı, İstanbul Üniversite’sindeki akademisyenlerin fişlenmesi ile ilgili faaliyetlerin...


Türk Tabipleri Birliği, Adli Tıp Uzmanları Derneği, Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı, İstanbul Üniversite’sindeki akademisyenlerin fişlenmesi ile ilgili faaliyetlerin, bilim ve demokrasi adına kaygı verici olduğuna dikkat çektiler.
İstanbul Tabip Odası’nda yapılan basın toplantısı ile üniversitelerde ve diğer kurumlarda yürütülen fişleme gibi hukuk dışı faaliyetler konusunda toplum ve ilgili kurumlar uyarılarak, raporun hazırlanmasında rolü bulunan kişileri kınayıp, konuyu yargıya götürecekleri duyuruldu.
BİLİMSEL PROJE İLLEGAL DEĞERLENDİRİLDİ
İÜ Adlı Tıp Enstitüsü Eski Müdürü Prof. Dr. Sevil Atasoy ile aynı kurumdaki öğretim üyesi ve Ergenekon davasının sanıklarından Doç. Dr. Ümit Sayın tarafından, bazı akademisyenlerin ve Adli Tıp Uzmanları Derneği (ATUD) gibi sivil toplum örgütlerinin ‘Ulusal güvenliği tehdit ettiği’ savıyla Birinci Ordu Komutanlığı ile Haziran 2005’de görüşülmüş; Milli Güvenlik Kurulu, Birinci Ordu Komutanlığı, Genelkurmay, Jandarma, Özel Kuvvetler Komutanlığı ve Kuvvet Komutanlıkları İstihbarat birimlerine 47 sayfalık bir rapor sunulmuştu.
Raporda, Adli Tıp Uzmanları Derneği tarafından yürütülen, birçok akademisyen ve uzmanın yer aldığı “İşkencenin Önlenmesinde Bağımsız Bilirkişilik” adlı bilimsel- mesleki proje ile İ.Ü. İstanbul ve Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dallarındaki tüm akademisyen ve uzmanların öğrenci eğitimi için hazırlamış olduğu “Adli Tıp Uygulamaları” adlı proje taslağı, illegal bir belge olarak gösterilirken; onlarca akademisyen ve uzman suçlamalar ile itham ediliyor.
YARGIYA TAŞINACAK
Konuya ilişkin İTO’da ortak açıklamayı yapan İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı ve Adli Tıp Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sermet Koç, medyada ve toplumda yoğun tepkilere yol açan bu faaliyetlerin, bilim insanlığı ile hiçbir şekilde bağdaşmadığını söyledi. Koç, ‘Amaca giden her yol mubahtır’ dercesine onlarca akademisyenin ve sivil toplum örgütünün asılsız ağır bir şekilde suçlandığını ve esasında kendilerine, çalıştıkları kurumlarına ve ihbarcı oldukları kurumlara büyük zarar verdiklerine dikkat çekti. Koç, 47 sayfalık raporun hazırlanmasında rolü bulunan kişileri şiddetle kınadıklarını belirterek, konuyu yargıya götüreceklerini vurguladı.
‘BİLİM ORTAMLARI TEMİZLENMELİ’
Bu raporda suçlamalara en sık hedef olan Türkiye İnsan Hakları Vakfı Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı da, “Bu raporu hazırlayan kişiler değer verdiğim, çalışmaktan onur duyduğum meslektaşlarıma hakaret etmiş bulunuyorlar. Benim meslektaşlarımı yönlendirdiğim ya da onlara emirler verdiğim gibi bir takım hezeyanlar içinde bu insanlar. Türkiye’de yıllardan beri işkence konusunda adım atılıp işkencenin belgelenmesi başladığından beri buna karşı bir yaklaşım var. Bir üniversite öğretim üyesi, biri kalkıp işkencenin önlenmesini ulusal tehdit olarak tanımlayabiliyor. Bunun üzerinden bu konuda çalışma yapmaya özen gösteren meslektaşlarımızı da ‘Ulusal tehdit’ başlığı altında değerlendirebiliyor” diye konuştu.
İnsan haklarının korunmasına yönelik reflekslerin tam karşısında insan haklarının ihlaline yönelik reflekslerle karşılık bulduğunu ifade eden Fincancı, Türkiye Bilimler Akademisi ile etik komisyonda bilim ortamlarından bu tür muhbirlik yapanların çıkartılarak bilim ortamlarının temizlenmesini önerdiklerini söyledi.
(İstanbul/EVRENSEL)
www.evrensel.net