Dersim’e baraj

Dersim’e baraj

Dersim’de şu an en çok tartışılan konu, barajlar... Uzunçayır Barajı’nın su toplaması, Dersimlileri, tabiri caizse sıcacık uykulardan kan ter içinde uyandırdı.


Dersim’de şu an en çok tartışılan konu, barajlar... Uzunçayır Barajı’nın su toplaması, Dersimlileri, tabiri caizse sıcacık uykulardan kan ter içinde uyandırdı. Dersim coğrafyasını sarıp sarmalayan ve sular altında bırakacak olan 25 baraj... Şu anda mevcutta 18 baraj projesi yürürlükte. Kimi su toplama durumuna gelmiş kimi yapım aşamasında. Kimi de proje...
Tabii ki Dersimliler için karabasana dönüşen bu durum öyle kendiliğinden gelişmedi. Bazı Dersimliler, bir kaç kuruş para kazanayım, bazıları da kısa yoldan zengin olayım deyince, barajlar da peş peşe yükselmeye başladı. Kimi arazisini verdi, kimi de kol ve kafa emeğini...
Örneğin Tunceli Derneği Eski Başkanı Selman Yeşilgöz, baraj projelerinin iptali için bir heyet olarak Ankara’ya gittiklerinde o dönemki bakanlık avukatı, “Dersim’e baraj yapılsın” talebi içeren bir klasör dolu dilekçe gösterdiğini belirterek, “Dilekçeleri görmedik, ama hepten de yalan değildi” diyor.
Daha bir kaç yıl öncesine kadar bile barajlara karşı çıkılmasını isteyenlerin kimi kişi ve kesimlerce nasıl karalandığı biliniyor. Hatta bu konuda kamuoyu oluşturma girişimlerinin de bu nedenle çok ilgi bulmadığı da... Uzun yıllardır baraj konusunda çaba gösterenler, baraj yapılmasına ön ayak olanların başta o dönemin belediye başkanı ile Tunceli’nin kimi CHP’li vekilleri olduğunu öne sürüyorlar. Hatta isim vererek.
Barajlara karşı çıkmanın, adı geçen kesimler tarafından nasıl “yatırımlara karşı çıkılıyor” denilerek maniple edildiğini de...
Ancak barajlar konusundaki en önemli sıkıntı, meselenin halka iyi anlatılmamış olması... Sadece halk değil, Dersimli birçok duyarlı insan, aydın bile gelişmelerden tam haberdar değil. Örneğin birçok kişi sadece 8 baraj yapılacağını biliyor. Oysa mevcutta bile hidroelektrik santralleri (HES) ile birlikte 18 baraj var zaten. Bunlara yeni eklenen 7 projeyi de eklediğimizde 25’i buluyor. Öyle ki 25 rakamını bile birçok kişi toplantı esnasında öğrendi. Olayın boyutlarının tam bilinmemesi bununla da sınırlı değil...
En önemli neden barajların şimdiye kadar ciddi bir sorun olarak görülmemesi. Ama onun kadar bu soruna karşı bir birlikteliğin yaratılmaması, sağlıklı ve etkili bir iletişimin yürütülmemesi de var.
Taksim’de yapılan son toplantı, söz konusu durumu gidermeye dönük olumlu bir adım olsa da henüz her şey yoluna girmiş değil. Ayrıksı duruşlar dikkatlerden kaçmıyor. Bunun da nedeni bireysel, grupsal ve siyasi hesap ve kaygılara bağlanıyor. Neden Dersim’i barajlara karşı koruyacak bir birlikteliğin yaratılmadığı da bir anlamda yanıtını bulmuş oluyor.
Bu durum ve yol açtığı güç zayıflaması, Taksim’de TMMOB’deki basın toplantısı esnasında ve sonrasındaki konuşmalarda da dile getirildi.
Toplantı bir anlamda var olan eksikliği giderme, birlikte hareket etme konusundaki bir duyarlılık işareti olarak da değerlendiriliyor.
Şimdiden herkes, 10 Ekim günü Dersim’de barajlara karşı yapılacak yürüyüşe kilitlenmiş denilebilir. “Dersimlilere yakışan bir duruş” ortaya koymak üzerinde yoğunlaşılıyor. Hem sayı itibariyle hem de nitelik olarak...
Dersim merkezde, belediye başkanı başkanlığında kentin yerel güçlerini de içeren barajlara karşı bir oluşuma gidilmiş. Henüz şekle şemale tam bürünmese de önemli bir girişim olarak kabul görüyor.
“Keşke daha önce yapılsaydı” deniliyor...
Bu gelişme herkes için umut taşıyor, ama?
Evet bu “ama” kısmında endişeler var...
‘Ama’nın nedeni 10 Ekim sonrasında ne yapılacağına dair.
Yani barajlara karşı kitlesel bir duruş, sonrasında, hukuki, siyasi, diplomatik, ekolojik alanlarda güçlü bir şekilde sürdürülecek mi? Bir Dersimli, bunu “Sürdürülebilir bir karşı duruş” olarak telaffuz etti.
Dersimlilerin kafasında “sürdürülebilir” ve “Dersim’e yakışan bir gelenek” yaratmak fikri dönüp dolaşıyor.
Aslında Dersim’in böyle bir geleneği yaratma imkanı var.
Türkiye’deki en yüksek okur yazar oranına sahip. Yine resmi ve özel birçok kesimde hiç de yadsınmayacak kadar Dersimli var: Bürokraside, Meclis’te, kitle örgütleri içinde... Hukuk alanında, basın, yayın organlarında, sanatta, diplomaside...
Bunların doğru kullanılması bu mümkün...
Ortada bir Heskîf (Hasankeyf-İllisu barajı) örneği var...
Ki Munzur Vadisi’nin SİT alanı ilan edilmiş olması, dünyada ender rastlanan bitki örtüsüne sahip olması. Doğa turizmi kadar tarihi ve kültürel miras dokusunun varlığı...
Bir de hükümetin dikkatini çekmek var. AKP’nin Dersim’in duyarlılığını dikkate almaması, Yavuz Sultan Selim’den bu yana Dersim’e karşı sürdürülen tutumun bir devamı olarak görülecek. Basın toplantısına katılan Ferhat Tunç, hükümete uyarıda bulundu. Alevilerle barışmak için, kurultaylar düzenleyen hükümetin, Dersim’e 25 baraj yaptırarak inandırıcılığını kaybettiğini vurgulayan Tunç, “Başbakan Erdoğan’ın 3 Ekim günü yaptığı konuşmada açılım konusunda söylediklerini çok önemsiyorum. Ancak asıl önemli olan bunların pratikleşip pratikleşmeyeceğidir. Çünkü ‘Alevi inancına saygılıyız’ diyenlerin bu inancın merkezi olan ve onun işaretlerini, tarihi mirasını barındıran coğrafyayı sular altında bırakması tutarlı değildir. Ben bu yüzden Alevi Çalıştayı’na katılmayı reddettim” dedi.
HÜSEYİN DENİZ - Gazeteci
www.evrensel.net