BAŞYAZI

BAŞYAZI

  • Hükümetin, “açılımı”nın koordinatörü ve İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın, Diyarbakır ziyareti, “Atalay’ın bugüne kadar yaptığı ziyaretlerin en önemlisiydi” demek bir abartı olmaz.


    Hükümetin, “açılımı”nın koordinatörü ve İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın, Diyarbakır ziyareti, “Atalay’ın bugüne kadar yaptığı ziyaretlerin en önemlisiydi” demek bir abartı olmaz.
    Bu ziyaret hem bakan hem de Kürt sorununun çözümü için gerçekten bir arayış içinde olan herkese, ne yapması gerektiğini de kimlerle oturup konuşması gerektiğini de çok açık bir biçimde göstermiştir.
    Eğer bakan, bakmasını biliyorsa, uçaktan inişinden itibaren yaptığı görüşmelerde, sokaklarda, halkla yaptığı “temaslar”da,… her yerde, herkes bakana ne istediklerini söylemiştir. Ve bakan ilk kez Kürt sorunu gerçeğini Kürtlerin ağzından tavırlarından öğrenme fırsatı bulmuştur, görmüştür.
    Bakan Atalay’ın Diyarbakır’daki kitle örgütü temsilcileriyle yaptığı görüşmede bu kitle örgütlerinin temsilcileri, sorunun çözüm yoluna girilebilmesi için atılması gereken adımları, hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde ifade etmişlerdir: “Operasyonlar durmalı, Anayasa değişmeli, anadilde eğitim hakkı tanınmalı, ifade ve örgütlenme özgürlüğünün önündeki engeller kaldırılmalı!”
    Kürtlerin taleplerinin bir yanını da Diyarbakır halkı, esnafıyla çocuklarıyla, sıradan vatandaşlarıyla ortaya koydu. Esnaf, kepenk kapattı; çocuklar ise yollara çıkarak gösteriler yaptı.
    Gerekçeleri de basitti Diyarbakır halkının: 11 yıl önce Öcalan’ın Suriye’den çıkartılmasını protesto ediyorlardı. Yani koordinatör Bakan’a, “Biz onun arkasındayız, bizi o temsil edebilir” diyorlardı.
    Bakan’a gazeteciler kepenkleri soruyor; Bakanın yanıtı kestirmeden: “Kepenkleri gördüm!”
    Böyle yalın bir yanıtla bakan; “Kepenklerin arkasındaki nedeni gördüm, bunu kim görmezden gelebilir” mi demek istiyor yoksa, “Sac ve kilitten ibaret kepenkleri gördüm” mü demek istedi bu çok anlaşılmıyor. Ama, herkes bu “gördüm” lafını, “kepenklerin arkasındaki gerçeği gördüm” biçiminde anlamak istiyor.
    Diyarbakır’ın sokaklarında sadece kepenk kapatma ve yetişkinlerin sokaklardan çekilmiş olması yoktu; Diyarbakır’ın geleceğini temsil ediyorcasına, binlerce çocuğun sokakları gösteri alanına çevirmesi de vardı.
    Çocukların gösteri karşısında, bir polis ve basın rezaleti de vardı, Diyarbakır sokaklarında! Caddelerde çocuklarla taşlaşan polisler, bir başka grup çocuğu gösterici çocuklara karşı kışkırtmanın ekranlardan yapılması ve çocukların 3 TL’ye kandırılmış kitle olarak gösterilmesi gayretleri, gazeteci kılığındaki kişilerin (embedid gazeteci) olayları çarpıtarak vermesi ve Batman, Hakkari ve Şırnak’ta protestoların vekillerin, yerel yöneticilerin, halkın gaz ve polis şiddetiyle terörize edilmek istenmesi... Bütün bunlar da vardı önceki gün Diyarbakır’da ve bölge illerde.
    Ancak ne bakanın ne anlayıp anlamadığı, ne basın ne de polis terörü, hiçbirisi, Diyarbakırlıların ve bölge halkının sorunun nasıl çözüm yoluna gireceği ve hükümetin muhatabının kimler olacağı konusunda söyleyeceğini engellemedi.
    Ankara’nın muhatabı Diyarbakır’dı. “Ankara’nın kırmızı çizgileri”ne karşı da “Diyarbakır’ın kırmızı çizgileri” vardı. 7’den 70’e Diyarbakırlılar, kendilerin temsil edecek olanları da işaret ettiler: Taraf Diyarbakır’dır, Diyarbakırlıların işaret ettiği temsilcilerdir!
    Ve esnafından yerel yöneticisine, kitle örgüt temsilcisinden çocuklarına, 7’den 70’e Diyarbakırlılar, “eğer açılım açılım olacaksa işte yapılması gerekenler” diye listeyi de hükümetin Koordinatör Bakan Atalay’ın önüne koymuşlardır!
    Bunlar da “Diyarbakır’ın kırmızı çizgileri”dir!
    Ancak burada ilginç bir şey ortaya çıktı. Genelkurmay’ın, AKP’nin, hükümetin “kırmızı çizgileri”nin tam da Diyarbakırlıların olmazsa olmaz diye öne sürdüğü talepleri kapsadığıdır.
    Bu da sürecin ne kadar zor ve çatışmalı bir süreç olacağını göstermektedir. Çünkü giderek hükümetin manevra alanı daralmaktadır.
    Bakan dün de Mardin’deydi. Bölgedeki “açılım”la ilgili görüş alışverişini sürdürüyor. Ama şu söylenebilir ki, söylenecekler Diyarbakır’da yazıyla da tutumla da söylenmiştir ve diğer illerde de benzer talepler dile getirilecektir.
    İHSAN ÇARALAN
    www.evrensel.net

    0 yorum yapılmış

      Yorum yapın

      Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.