NOT

NOT

  • Dersim dün binlerce insanıyla sokaktaydı… Yüzyıllardır yanıbaşında akıp giden ve onlarca yerinden kesilip biçilerek yok edilmeğe çalışılan Munzur nehrini savunmak için…


    Dersim dün binlerce insanıyla sokaktaydı…
    Yüzyıllardır yanıbaşında akıp giden ve onlarca yerinden kesilip biçilerek yok edilmeğe çalışılan Munzur nehrini savunmak için…
    Evet, saptamalara göre vadisiyle birlikte bugünkü oluşumuna tam 42 milyon yılda erişmiş Munzur, en fazla kırk, elli yıllık ömrü olacak bir sözüm ona ‘enerji projesi’ bahanesine kurban edilmek isteniyor.
    Kırılıp dökülen üç banka camını gösterip “işte vandalizm” edebiyatı yapan üç kağıtçılar bunu anlıyorlar mı yeterince: 42 milyon yıllık bir tarihi değer yok ediliyor; bundan daha vahim bir vandalizm mi varmış!
    Ki yok edilmek istenen bir nehir ve o başdöndürücü doğal güzelliğiyle vadisi değil sadece.
    Efsaneleri, masallarıyla, aşk ve direniş türküleriyle, inanç ritüelleriyle Munzur, Dersim’de hayatın tam orta yerindedir. Bir nehirden öte, bir yaşam unsurudur. Su kaynağı olmaktan başka, motivasyon kaynağıdır Dersim’li için.
    Hiçbir ansiklopedik tanımlamaya sığdırılamayacak olan Munzur, bir nehir adı değildir yalnızca, “yaralı yüreklerin merhemidir”…
    Yapılmak istenen de, Dersimli’nin merhemsiz bırakılmak istenmesidir aslında.
    Gerisi palavradır…
    Yılda 80 milyon dolarlık enerji üretimiymiş, istihdammış, vs. gibi, o çok ikna edici (!) gerekçelerin, utanmadan savurdukları ‘ekonomik’ yalanın zavallılığını kanıtlamaktan başka ne inandırıcılığı olabilir ki?
    Elde edilecek olanın, Türkiye’nin yıllık enerji üretiminin yüzde 1’inden bile az olacağını herkes biliyor artık.
    Yörede hayvancılık ve doğal korumaya yatırım yapılması halinde yıllık 1 milyar dolar gelir elde edileceği bilimsel araştırmalarla saptanmışken, “yıllık 80 milyon dolarlık” ahlaksız tekliflerin ikna ediciliği mi olurmuş?
    Sorunun “ekonomik” ya da “enerji ihtiyacı” olmadığı o kadar açık ki.
    Böyle olduğu içindir ki, bu türden argümanlarla devleti ikna etmeğe çalışmanın da bir anlamı kalmıyor artık.
    Ortada bir hata yok, devlet ne yaptığını çok iyi biliyor. Yani, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti hata yapmaz, ‘bilerek hata’ yapar” sözü bir kez daha doğrulanmakta. Zira ‘bilerek hata’ yapmak, ‘hata’ değil, tercihtir.
    Yılların karın ağrısıdır, bir devlet politikasıdır; Dersim insanını yenemeyenin, onun coğrafyasıyla didişmesidir.
    Sorun düpedüz politiktir!
    Sadece insanı değil, coğrafyayı da politikleştiren öyle nafile bir savaşa girilmiştir ki…
    Ormanlar, dağlar, yaylalar, köprüler, mağaralar, kanyonlar, kayalıklar… bütün bir coğrafya, “teröriste yataklık yaptığı” gerekçesiyle “halledilmesi” gereken hedeflerden sayılmadı mı?
    Munzur’u barajlarla kesmek projesi de bu ‘yataklık’ hezeyanının devamından başka bir şey değildir.
    Dediğimiz gibi, direnen insanını yenmek içindir Dersim’in.
    Bu yüzden de, Munzur’u savunmak, hayatı savunmaktır Dersimli için.
    Ne pahasına, hangi araçlarla olursa olsun, hayatı savunmak kadar meşru ve haklı bir şey olabilir mi?
    Hayatı savunmak insanlığı savunmaktır ki, Dersimli’nin Munzur’a olan aşkı bu direncin diğer adıdır.
    İnsanlık, biraz da Munzur’da sınanmaktadır şimdi. O sularda kulaç atmaktadır. Munzur’un coşkun akışının durması, insanlığın yenilgisi olacaktır.
    Ama yağma yok!
    Yerin, göğün, suyun, ağacın, taşın, börtü böceğin kadrini bilenler; deyişleri, ateşi ve aşkın badesini paylaşarak çoğalanlar, Munzur’a dönüp söz veriyorlar çoktandır:
    Sen olmazsan ‘biz’ olmaz!
    Direnen insan yenilmeyecek, “Munzur’un Delileri”, pek muhterem piyasacı, güvenlikçi, barajcı “akıllılardan” daha akılsız olmadıklarını göstereceklerdir!
    Ne demiş büyük devrimci Ho Şi Minh: Fırtınalar, selvi ağaçlarının dayanıklılığını göstermek için iyi bir fırsattır!
    VEDAT İLBEYOĞLU
    www.evrensel.net

    0 yorum yapılmış

      Yorum yapın

      Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.