Bugünden Orhan Kemal’e bakmak

Bugünden Orhan Kemal’e bakmak

Bir TV kanalında “Hanımın Çiftliği”, dizi olarak gösterime girince Orhan Kemal yeniden gündeme geldi. Oysa Orhan Kemal çoktan beri vardı. Yani 60 yıldır akışını hiç yitirmeyen bir su gibi, denizine ulaşmak yolundadır.

Bir TV kanalında “Hanımın Çiftliği”, dizi olarak gösterime girince Orhan Kemal yeniden gündeme geldi. Oysa Orhan Kemal çoktan beri vardı. Yani 60 yıldır akışını hiç yitirmeyen bir su gibi, denizine ulaşmak yolundadır. Toplumcu gerçekçi edebiyatımızın önemli adlarından olan Orhan Kemal, yaşamın içinde ki insanı, yanı başında gözlemleyerek siyasal bakış açısıyla öykü ve romanlarına aktarmıştır. Bu çalışmasını da dizgeli olarak yürütmüştür. Her yazarda, şairde olduğu gibi Orhan Kemal’de de, yaşamının ürettiklerine yansıması doğaldır. Ancak bu yansıma, alt yapının gelişimi, değişimi ve yer yer birbirine ters olsa bile, ‘iç içe yaşama’ dayatması gerçekliğiyle analiz edilerek verilir. Bu sıradanlaşan ‘hayatım romandır’ anlayışını ta o günlerden parçalanmış, bireyin toplumsal varlığı masaya yatırılmıştır Orhan Kemal tarafından. Bu da yaşamın yeni bir gerçeklik için soyutlanmasıdır, sanattır.Medyatik yanı beni pek ilgilendirmiyor ama her zaman varolduğuna inandığım toplumcu gerçekçi çizgisi, görkemli diyalogları zaman mekan ilişkisine sadakati, dilin kıvraklığı ve şivenin zaman içinde sırıtmayan kullanımı, ustayı, Orhan Kemal’i sonsuza kadar yaşatacaktır. Bu noktadan bakmaya çalışırsam “Vukuat Var”, “Hanımın Çiftliği” ve “Kaçak” üçleme romanları, günümüze de büyük dersler taşımaktadır. Bu ders, alt yapının hareketli kimliğinin, üst yapısını bir türlü oluşturamaması; yer yer uzlaşır kimliğidir. Ki günümüzde bile o feodal kimliğin yapısı, kapitalizmle olan kol kolalığı ve de ortaya çıkan çarpık tablo, varlığını sürdürmektedir. Bugün bile toprak reformunun aciliyeti, Orhan Kemal’in saptamalarını doğrulamaktadır.Yine Orhan Kemal’in romanlarında köylülüğün kısmen çözülüp işçileşmesinde bile yukarıda değindiğim eski üst yapının korunması gerçeği tüm çıplaklığıyla görülmektedir.“Vukuat Var”daki üretim ilişkisinin feodal kimliği “Hanımın Çiftliği”nde kapitalizme evrilirken “Kaçak”ta, çözüm üretmenin farklı biçimlerine evrilir.Dört karılı, çok çocuklu Cemşir ağanın asi kızı Güllü’yü de satması düşüncesi, dostu Berber Reşit, oğlu Hamza, Muzaffer Bey’in yeğeni Zaloğlu, sahte din adamı, tek partinin Muzaffer Bey’i, hepsi, bir çürüme havuzun elemanları olarak betimlenirler.Bu çarpık ilişkinin yanında elbette Muhsin ustalar (bilinçli işçi) da vardır, aklı başında gerçek din adamları da. Yani Orhan Kemal’in romanında yaşam tüm yönleriyle yerini alır, çelişkiler ortaya konur ve çözüm kapıları imlenir. Sanatçı bir yaşam öğretmenidir, sanatta bir yaşam dersidir. Bu açıdan bakarsak Orhan Kemal’in büyük yaşam öğretmenliği görülür ve yapıtlarının yaşam dersi kimliği anlaşılır.Türkiye’nin aydınlık geleceği, insani yaşamı, Orhan Kemal’in yapıtlarında ortaya koyduğu çelişkilerin çözümüyle olasıdır. Ki bu çözüm bilinci feodalizmi tasfiye edebilirse, kapitalizmi de tasfiye eder. Yine vurgulamakta yarar var ki, feodalizmle kapitalizmin el ele verişini, normal düşünce dizgesinin dışında kavrayabilir ve çözebiliriz.Anımsamak adına birkaç teknik bilgiyi vererek yazımızı noktalayalım.1954 yılında (Ki bu yıla kadar yazarın bilinen on kitabı yayınlanmıştır) Dünya gazetesinde tefrika edilen “Vukuat Var” 1959 yılında; 1956 yılında Vatan gazetesinde tefrika edilen “Hanımın Çiftliği” 1961 yılında kitaplaşır. Bu gecikmeli yayınlanışın siyasi perde arkası iyice incelenmelidir. Üçlemenin son kitabı “Kaçak”sa bilindiği gibi 15 Mart 1970 de yazılıp bitirilmiştir ve Orhan Kemal’i 2 Haziran 1970 de yitirmiştik. Kitap yazarın ölümü sonrasında, yine 1970’de yayımlanır. Evet büyük ustayı, Orhan Kemal’i ölümünün 95.yılında selamlarken, 50 yıl önce yayımlanan “Vukuat Var”, 48 yıl önce yayınlanan “Hanımın Çiftliği” ve 39 yıl önce yayımlanan “Kaçak” ile bugün bile ne yapılmasını aktardığı için ayrıca ‘yüreğine sağlık’ diyorum.Bugünden bakarsak, nasıl bir toplumcu gerçekçi edebiyat güneşi olduğunu görmemek için kör olmak gerekir diyorum.
H.Hüseyin Yalvaç
www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.