14 Ekim 2009 04:00

UFUK

Hrant Dink cinayeti davasının önceki günkü duruşması önemli bazı gerçekleri yeniden gündeme getirdi. Bunlardan biri, Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı...

Paylaş

Hrant Dink cinayeti davasının önceki günkü duruşması önemli bazı gerçekleri yeniden gündeme getirdi. Bunlardan biri, Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı, Trabzon Emniyet Müdürlüğü, İstanbul Emniyet Müdürlüğü ve Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nın (TİB), inatla mahkemenin taleplerine yanıt vermediklerinin bir kez daha görülmesiydi. Müdahil avukatlar bu nedenle, TİB hakkında suç duyurusunda bulunulmasını da mahkemeden talep ettiler.
Bugün Emniyet İstihbarat Daire Başkanı olarak görev yapan eski Trabzon Emniyet Müdürü Ramazan Akyürek’in, Dink davasıyla ilgili Meclis Komisyonu’na verdiği ifadede, Dink cinayetine dair istihbaratın kendilerine geldiğini ve süreci bütünüyle izlediklerini belirttiğine, ancak İstanbul’daki mahkemeye gönderdiği bilgiler arasında bunların yer almadığına avukatlar özellikle vurgu yaptılar.
Duruşmada altı çizilmesi gereken diğer bir önemli nokta ise Orhan Pamuk ile ilgili. Ankara Ağır Ceza Mahkemesi’nde talimatla ifadesi alınan tanık istihbaratçı Polis Ahmet Kurt, Hrant Dink’ten önce Orhan Pamuk’a suikast düşünüldüğüne dair bilgilerin kendilerine ulaştığını ve bunu istihbarat birimlerini ilettiğini belirtiyor. Kurt’un ifadeleriyle bu ilk kez resmen dile getirilmiş oluyor. Pamuk’a dair saldırı planını kimlerin yaptığı bilgisi ise Kurt’un ifadesinde yer almıyor. Ya da en azından mahkemede okunan kısmında bu yoktu.
Ancak, Hrant Dink cinayetini azmettirmekten tutuklanan ve mahkemeye çıkarılırken Yazar Orhan Pamuk’a tehditler savuran Yasin Hayal’in, Orhan Pamuk’u öldürmekten söz ettiği, gazetemizde Dink cinayetinden kısa bir süre sonra yer almıştı. Hrant Dink’in öldürülmesinin hemen ardından Trabzon’a gitmiş ve Ogün Samast ile Yasin Hayal’in yaşadıkları Pelitli’de bir hafta kalmış, özellikle Yasin Hayal’i yakından tanıyan, kendisiyle görüşüp haberler yapmış Trabzon’un yerel basınında çalışan gazetecilerle de uzun uzun konuşmuştum.
Ve ardından, 27 Ocak 2007 tarihinde, “Pamuk’tan daha önce de söz etmişti” başlığıyla bir haberimiz yer almıştı.
Haberin ilgili bölümü aynen şöyle: “Gazeteci Hrant Dink cinayetini azmettirmekten tutuklanan ve mahkemeye çıkarılırken Yazar Orhan Pamuk’a tehditler savuran Yasin Hayal’in, daha önce çevresindekilere Orhan Pamuk’u öldürmekten söz ettiği belirtildi.
Adının açıklanmasını istemeyen, ancak Yasin Hayal ile birçok kez görüşmüş olduğunu belirten bir gazeteci, ‘Yasin, politik olarak bilinçli bir milliyetçi değildi. Ancak lümpen, serseri ruhlu yapısıyla bu tür bir olayda kullanılmaya elverişliydi’ dedi. Aynı gazeteci, Yasin Hayal’in arkadaşlarıyla görüştüğünü ve Hayal’in kendilerine Hrant Dink’ten önce Orhan Pamuk’u öldürmekten söz ettiğini söyleyerek şöyle devam etti: Yasin Hayal, Hrant Dink’i ve Agos gazetesini tanıyacak kadar basını ve ülke gündemini takip eden biri değildi. Cinayetin İstanbul bağlantısı olduğu ve Hrant Dink’in resimlerinin Hayal’e İstanbul’dan internet üzerinden gönderildiği söyleniyor.”
Bizim o dönemde verdiğimiz bu bilgi, Yasin Hayal’in çevresinden polise bilgi veren arkadaşlarınca muhtemelen Trabzon Emniyet İstihbaratı’na da iletilmiştir. Ahmet Kurt, bunu ancak şimdi söylüyor.
Peki o dönem, bu bilginin kendisine mutlaka ulaşmış olması gereken Ramazan Akyürek, bunu neden bugüne kadar açıklamadı? Mahkemeye neden bildirmedi?..
Aslında bu soruların yanıtını, Orhan Pamuk ile ilgili başka bir güncel gelişmeyle birlikte aramak gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun, Orhan Pamuk hakkında tazminat davası açan Ergenekon soruşturmasında tutuklanan Avukat Kemal Kerinçsiz’in de aralarında olduğu 6 kişinin talebini yerinde bulması ve Pamuk’un ‘karar düzeltme’ istemini reddetmesi, Türkiye’de farklı ses veren aydınlara karşı geliştirilen tavırların tolere edilebilir görüldüğünü gösteriyor.
Aslında yargının, bizim gazetede daha iki yıl önce çıkmış olan bilgileri veri kabul edip, Orhan Pamuk’a saldırıyı düşünenlerin ve bu istihbarat bilgilerinin gereğini yapmayanların yakasına yapışması gerekmez miydi? Bu sorunun yanıtını kim verecek?
FATİH POLAT
ÖNCEKİ HABER

Çocuk hastanesi çözüm bekliyor

SONRAKİ HABER

Köprüde otomobilini yakan bir kişi daha sonra intihar etti

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa