14 Ekim 2009 04:00

YENİGÜN

YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, ‘Yükseköğretimde Kalite’ konferansının açılışında yaptığı konuşmadan sonra sorulan bir soru üzerine, Kürtçe bölümlerin açılmasına karşı olduğunu akla ziyan gerekçelerle açıklamış oldu.

Paylaş

YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, ‘Yükseköğretimde Kalite’ konferansının açılışında yaptığı konuşmadan sonra sorulan bir soru üzerine, Kürtçe bölümlerin açılmasına karşı olduğunu akla ziyan gerekçelerle açıklamış oldu. Özcan, üniversitelerde Kürt dili ve edebiyatı enstitüsü veya bölümü açılabilmesi için güçlü birer Türkçe, Farsça ve Arapça dil ve edebiyat bölümleri olması gerektiğini belirtiyor.
Bugüne kadar birçok gerekçe, yalan yanlış açıklama, yasak, ırkçı ve şoven yaklaşım sergilendi, ancak bir bilim adamı tarafından yapılan böylesine zekice bir yaklaşıma ilk defa tanık olunuyor.
AKP Hükümeti’nin milyonlarca Kürdün anadilinde eğitim görme talebine verdiği yanıt, üniversitelerin en üst kuruluna atanmış Özcan tarafından böylece anlam kazanmış oluyor. YÖK başkanının gerekçesi de şöyle: “Çünkü Kürt diline bakarsanız, tespitlere göre yüzde 60–70 Farsçadan ödünç aldığını, yine yüzde 20–25 arasında Arapçadan ödünç aldığını ifade ediyorlar. Türkçeden de kelimeler olduğunu biliyoruz.”
Bilindiği gibi, bir süre önce Mardin Artuklu Üniversitesi’nde Kürt Dili ve Edebiyatı Bölümü açılması gündeme gelmiş ve kamuoyu bir beklenti içine girmişti. Ancak bu çalışmadan çıka çıka “Türkiye’de Yaşayan Diller Enstitüsü” diye ne olduğu belli olmayan bir şey çıktı. Sümerce, Hititçe, Eski Yunan Latincesi gibi yaşamayan/kullanılmayan dillerin öğretildiği, bölümlerinin bulunduğu Türkiye’de, milyonlarca yurttaşın anadili olan Kürtçenin yasak oluşunu sorun etmesi gereken bir bilim insanının, üniversitelerin başına atanmış en yetkili kişinin, soruna böyle yaklaşması akıl alır gibi değil.
Üniversitelerdeki başarısızlığın tartışıldığı, dünya sıralamasında sonuncu bile olamayan Türkiye üniversitelerinin başındaki zatı muhteremin “Türk üniversiteleri neden dünya sıralamasına giremiyor” yönlü bir soruya verdiği yanıt da insanı şaşırtan cinsten. YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, bu soruyu şöyle yanıtlıyor: “Üniversitelerin ne kadar iyi olduğunu takdir edebilmek için yurtdışına giden öğrencilerin göz önünde tutulması gerek. Bu öğrencilerin orada kabul görüp görmediklerine bakılması gerek. Ben başarılı olduğumuza inanıyorum.”
İnsanın “Helal olsun sana!” diyesi geliyor.
Kürt Dili ve Edebiyatı Bölümlerinin neden açılmadığına ilişkin mantık dışı gerekçeye dönecek olursak, “Kürt dili ve edebiyatı araştırması enstitüsü veya bölümü açılabilmesi için çok güçlü bir Türk dili ve edebiyatı bölümü lazım. Aynı şekilde çok güçlü bir Farsça dil ve edebiyatı bölümü ve yine çok güçlü bir Arapça dil ve edebiyatı bölümü lazım. Bunlar olmaksızın zaten Kürdoloji ile ilgili herhangi bir bölüm, enstitü veya anabilim dalının başarılı olacağını zannetmiyorum” izahına kargalar bile güler!
Bir bilim adamının dünyadan bihaber konuşmasının anlaşılır, kabul edilir yanı olamaz. Yok eğer YÖK başkanı kendini zeki, vatandaşı aptal yerine koyarak böyle konuşuyorsa, bu da başka bir şey! Arapça ve Farsça etkisine gelince bu Türkçe için de söylenebilir. Ayrıca 40 bin kelimelik Kürtçe sözlüklerin mevcut olduğu da bilinen ber gerçek. Bilindiği gibi, dünyanın birçok ülkesindeki üniversitelerde Kürdoloji bölümleri bulunuyor. Kürtçe bir dil olarak kabul ediliyor. Ayrıca Türkiye’nin de ilişkiler geliştirip yazışmalar yaptığı Kürdistan Bölgesel Hükümeti’nin resmi dili Kürtçedir.
Eğitimin paralı hale getirildiği, bilimsellikten uzaklaştığı, anadilde eğitim hakkının yok sayıldığı Türkiye üniversitelerinde utanılacak bu tablonun sorumlusu olanlar, utanmadan konferanslar veriyor, açıklamalarda bulunuyorlar. Parasız, bilimsel demokratik ve anadilde eğitim için öğrenci, eğitimci, veli iş birliğine ihtiyacın yakıcı hale geldiği bir dönemdeyiz. Yapılması gereken, AKP’nin eğitim ve sağlık başta olmak üzere hayatı zehreden uygulamalarına karşı, her alanda mücadeleye katılmak, Türkiye’nin dört bir yanında mücadeleyi örmek ve kitleselleştirmektir. Parasız, bilimsel, demokratik ve anadilde eğitim hakkını kazanmak için ayağa kalkmaktan başka yol yok!
ENDER İMREK
ÖNCEKİ HABER

Aileler İHD’ye başvurdu

SONRAKİ HABER

Öcalan’ın ikinci açıklaması ve bir sondaj süreci

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa