GERÇEK

GERÇEK

  • KESK Genel Başkanı Sami Evren ve Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız, kamu emekçilerinin grevli toplusözleşmeli sendika hakkının tanınması için 25 Kasım günü üretimi durdurarak greve çıkacaklarını açıkladılar.


    KESK Genel Başkanı Sami Evren ve Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız, kamu emekçilerinin grevli toplusözleşmeli sendika hakkının tanınması için 25 Kasım günü üretimi durdurarak greve çıkacaklarını açıkladılar.
    Kamu emekçileriyle hükümet arasında grevli toplusözleşmeli sendika hakkı mücadelesi, kamu emekçisi sendikalarının kuruluşundan beri sürmektedir. Ancak, hükümetler zaman zaman vaatlerde bulundukları halde, bu doğrultuda hiçbir adım atılmış değil.
    Dolayısıyla bu bir günlük grevin gerekçesi elbette son derece meşru.
    Ayrıca bu eylem için toplan 600 bin dolayında üyeye sahip iki büyük kamu emekçisi konfederasyonu, eylemin günü ve biçimi konusunda uzlaştığına göre, eğer gerekli biçimde çalışırsa bu grevin başarılmaması için bir neden de yoktur.
    Elbette burada bir Memur-Sen sorunu vardır. Çünkü, son toplu görüşmeye “en büyük kamu emekçisi sendika konfederasyonu” olarak katılan Memur-Sen, bu eyleme katılmayacağını açıklamış bulunuyor. Memur-Sen’in gerekçesi, “Karar bizim dışımızda alındı, bize gelin katılın denildi” biçiminde.
    Ama gerçek böyle mi?
    Memur-Sen’in bu greve katılmama gerekçesinin, “kararın kendi dışında alınması” olduğuna inanılsa, belki başka şeyler söylenebilirdi. Ama bunun böyle olmadığını; Memur-Sen’in asıl olarak, grev hükümete karşı olduğu ve hükümetin bu grevden pek hoşlanmayacağını düşündüğü için bu greve katılmadığını söylemek, gerçeği daha doğru ifade etmek olur.
    Ancak Kamu-Sen ve KESK, eğer bu eylemi sıkı tutar ve gerçek bir grev için hazırlanırlarsa; kendi üyelerinin de bu eyleme katılmasını, Memur-Sen önleyemez. Çünkü kamu emekçilerinin, ekonomik yaşamları ve çalışma koşulları giderek ağırlaşmaktadır; hükümetin, kamu emekçileri üstündeki baskılarının giderek arttığını da en geride duran emekçiler bile hissetmektedir. Dahası; bu baskılara, kamu emekçilerinin örgütlü ve etkili bir biçimde karşı çıkışları da grev ve TİS hakkı tanımayarak engellenmek istenmektedir. Bu yüzden de iki konfederasyonun eylem çağrısı, son derece meşru bir temele oturmaktadır ve kamu emekçileri de, bu eylemin güçlü bir biçimde geçmesinin önemini anlayacaklardır. Bu yüzden de Memur-Sen üyeleri de şu ya da bu yolla bu eyleme katılacaktır. Burada belirleyici olacak olan, Memur-Sen’den çok Kamu-Sen ve KESK’in çalışmasının ciddiyeti olacaktır.
    Memur-Sen de bunu fark ettiği için “Biz greve katılmayacağız ama ayrı eylemlerle görüşlerimizi hükümete ileteceğiz” demektedir. Ama yüz binlerce kamu emekçisi iş bırakırken, Memur Sen’in basın açıklaması ile sınırlı kalması ve grev kırıcı olarak davranmasını, hiçbir kamu emekçisi hoş görmeyecektir.
    Çünkü emekçiler için grev eylemi başka eylemlerden farklıdır. Örneğin bir mitinge gidilir gidilmez, bir basın açıklamasına katılınır katılınmaz; katılmamak eleştirilse bile, sonuçta bunlar işyerinin dışındadır ve bir biçimde kabul edilebilir. Ama grev, işyerinin içinde olduğu için iş bırakan kamu emekçilerinin yaratacağı baskıyı diğer bazı kamu emekçilerinin iş yaparak ortadan kaldırmaya çalışması, elbette eylemi arkadan hançerlemek, hem de açıkça arkadan hançerlemek anlamına gelir. Bu eyleme emek literatüründe, emek literatüründe “grev kırıcılığı” denir. Bir emekçi için, bir sendikacı için, bir sendika merkezi için bundan daha büyük bir suçlama olamaz!
    “Grev kırıcılığı” gibi ağır ve aşağılık bir suçu, kamu emekçilerinin Memur-Sen istedi diye kabul etmelerini bekleyemeyiz, beklememek gerek.
    Burada işçi sendikaları için de elbette bir sorun vardır. Yüz binlerce kamu emekçisi sendikal özgürlükleri için greve giderken, işçi sendikası konfederasyonlarının ülkede hiçbir şey olmuyormuş gibi davranmaları beklenmez. Eğer Türk-İş ve DİSK böyle davranırlarsa, Memur-Sen’le aynılaşmasalar bile onunla paralel bir çizgiye düşmüş olurlar. Bu yüzden de kamu emekçileri sendikalarının, Türk-İş ve DİSK’in de (en azından bazı sendikaların) bu mücadele içinde yer almalarını sağlama amaçlı girişimleri ihmal etmemeleri önemlidir.
    İ. Sabri Durmaz
    www.evrensel.net