Altın Portakal’da ‘İki dil’ açılımı

Altın Portakal’da ‘İki dil’ açılımı

46.Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde uzun metrajlı yarışma filmlerinin galaları ve gala sonrası söyleşileri izleyicilerin yoğun ilgisiyle karşılaşıyor.


46.Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde uzun metrajlı yarışma filmlerinin galaları ve gala sonrası söyleşileri izleyicilerin yoğun ilgisiyle karşılaşıyor. Adeta “Kürt açılımı” ve anadilde eğitim’in tartışıldığı bir toplantıya dönüşen “İki dil bir bavul”un galası ilk defa Kürtçe filmlerin katıldığı 46. Altın Portakal’ın en dikkat çeken galası oldu. “Uzak İhtimal”, “Beş Şehir” filmlerinin galaları sonrası yapılan söyleşilerde yönetmenler ele aldıkları konulardan, filmlerinin ismine kadar seyirci tarafından adeta sorguya çekildi.
HAYATA 2-0 YENİK BAŞLAYAN ÇOCUKLAR
Altın Portakal’da yarışan iki Kürtçe filmden biri olan “İki Dil Bir Bavul” özgünlüğü ve yalın diliyle büyük beğeni topladı. Galanın ardından yapılan basın toplantısına Yönetmenler, Orhan Eskiköy ve Özgür Doğan’ın yanı sıra, filmin kurgusunu yapan Thomas Balkenhol da katıldı. Denizli’li bir öğretmenin uzak bir Kürt köyünde geçirdiği bir yılını anlatan film, belgesel dili, kurmaca estetiği ve nesnelliğiyle dikkat çekerken, özellikle açılım tartışmaları sıcaklığıyla birlikte halkın yoğun ilgisiyle karşılaştı.
“Burada Emre öğretmen de mağdur, çocuklar da mağdur. Ortada bir sorun var, bu saçma bir durum. Biz bir soruna işaret etmek istedik. ‘Herkes eşit’ deniliyor ama bu doğru değil. Bu çocuklar hayata 2-0 yenik başlıyorlar” şeklinde açıklama yapan yönetmenlerden Orhan Eskiköy, hem anadili Kürtçe olan çocukların hem de onlara Türkçe öğretmeye çalışan insanların yaşadıkları sıkıntıları; iki kültür, iki dil arasında kalmalarını anlatmak için yola koyulduklarını söyledi. Eskiköy, “Görünen, nasıl bir hayat varsa onu kullanmak istedik ve müdahalede bulunmak istemedik yani kurmaca ve belgesel sinema arasında bir film yaptık” dedi.
‘YOKSULLUĞU ANLATMADIK’
Bir seyircinin, “Bölgedeki çocuklar o kadar da yoksul değil, montları, ayakkabıları vardı, üstleri başları iyiydi” şeklinde yorum yapması üzerine yoksulluğu anlatmadıklarını aktaran yönetmenler “Çocukların sorunu ayakkabısızlık değil, öğretmenleri ile olan iletişimsizlikleri ve eğitim alamamaları” dediler. Televizyonlarda yeterince o tarz görüntüler olduğunu söyleyen yönetmenler, “İnsanların kilometrelerce yol gittiklerini, ayakkabısız oluşlarını gösterip farklı kültürleri bize ötekileştiriyorlar, bizim tartışmamız gereken daha farklı, önemli sorunlarımız var.”
“İki dil bir bavul” ekibi 23 Ekim’de vizyona girecek filmlerinin ağızdan ağza dolaşarak mümkün olduğu kadar çok kişi tarafından izlenmesini diliyorlar; “Önyargılarımız var, onları kırmak lazım. Filmin bir tartışma ortamı yaratması ve çözüm üretilmesine katkı sunmasını istiyoruz. Hepimizin bu konuda kafası karışık, devletin de kafası karışık”.
‘İNANDIRDIĞINIZ DA BAŞARILISINIZ’
2009’un bol ödüllü ve en çok tartışılan filmlerinden biri olan Uzak İhtimal, İstanbul’a tayini çıkmış genç Müezzin Musa’nın kapı komşusu Hıristiyan ve genç Rahibe Adayı Clara’ya olan imkansız aşkını anlatıyor. Filmin galasına ve ardından yapılan söyleşiye yönetmen Mahmut Fazıl Coşkun, Filmin Oyuncu ve Senaristi Görkem Yeltan, Müezzin Musa’yı canlandıran Nadir Sarıbacak, filmin kurgusunu yapan Çiçek Kahraman katıldı.
Uzak İhtimal’in galasından sonra yapılan söyleşide Yönetmen Mahmut Fazıl Coşkun diyalogların azlığı ile ilgili bir soru üzerine, “Yeşilçam geleneğinin diyaloga dayalı bir sinema dili var. Benim şahsi sinema zevkim görüntüyle anlatılan hikayeler. Filmde gereksiz konuşmalar, gereksiz hiçbir şey olmasın istedim” dedi.
Filmde gerçeklik duygusunu çok önemsediğini belirten Coşkun, “Sinemada inandırdığınız kadar başarılısınız” dedi. Filmin sonunda hissedilen yarım kalmışlık duygusuyla ilgili bir soruya Görkem Yeltan, “İki adamın bir kıza söylemek istedikleri bir şey vardır ve söyleyemezler, biz bunu anlatmaya çalıştık. Tabii ki farklı finalleri olabilirdi, hayatımızda hiç söyleyemediğimiz ve şuramıza tıkanan bir şeyler vardır. İşte biz onu anlatmak istedik. O tıkanıklık hissini verebildiysek bu beni çok mutlu eder” diyerek cevap verdi.
“HER İNSAN BİR ÂLEM”
Onur Ünlü, dördüncü filmi “Beş Şehir”le ilgili söyleşide filmin ismine, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Beş Şehir” kitabından yola çıkarak karar verdiğini söyledi. Ünlü, her insanın bir alem olduğunu ve filminde beş ayrı insanı anlattığını dile getirdi.
Filmde görülen beş karakterin hayatı birbiriyle hep keşişse de onları asıl birbirine bağlayan nokta ölüm. Bu kadar ölümle iç içe bir konu seçmesine dair Onur Ünlü, “Karamsar ve sert bir film yapmak istedim. Ölümü hep hayatımızdan, günlük yaşantımızdan çıkarıyoruz oysa ölüm hep yanı başımızdadır” diyerek açıklama yaptı. Filmde kullandığı Ahmet Kaya müzikleri ile ilgili bir soruyu ise “Ahmet Kaya’yı çok seviyorum, kim sevmez ki!” diyerek yanıtladı.
Ünlü’ye, bir gerçek üstü motif olarak kullanılan ve Şebnem Sönmez’in bir kedi kostümü giyerek oynadığı ‘konuşan kedi’ karakterine dair pek çok soru yöneltildi. Onur Ünlü “ Bazen bir çocuğun bir kelimeye dili dönmez ve onun yerine başka bir kelime kullanır. Bu kedi de benim için öyle bir şeydi. Ben anlardan yola çıkıyorum filmi hayal ederken ve sonra o anları birleştirerek hikayeye ulaşıyorum. Yıllar önce, bir adam evinden çıksın ve kedisi ile konuşa konuşa yürüsün diye bir resim gelmişti aklıma. Kedilere özel bir ilgim ve sevgim olduğu için de, bu hayal, filmde bu şekilde karşıma çıktı” dedi.


‘BAĞIMSIZ RUHLAR YARIŞIYOR’
Altın Portakal Film Festivali’nin Jüri Başkanı Erden Kıral jüri adına yapılan toplantıda festivalin yeni yönetmenlerin ve yeni filmlerin duyurulması için büyük fırsat olduğunu söyledi. Konuşmasına Yönetmen Halit Refiğ’i anarak başlayan Kıral, “Çok üzülüyorum. Halit Refiğ’i yitirdik. O sadece bir sinema insanı değil bir düşünce insanıydı. Atıf Yılmaz, Ömer Kavur, Ersin Pektan bu güzel insanlar güzel atlara bindiler ve gittiler. Geride büyük bir boşluk kaldı tabii. O boşluğu gençler, yeni yönetmenler dolduracak ” dedi. Türkiye sinemasının büyük bir arayış içinde olduğunun altını çizen Kıral, “Ana akım film neredeyse hiç yok, belki bir iki tane var. Bağımsız ruhlar yarışıyor, ticari kaygıları ikinci derecede önemseyen filmler yarışıyor. Dertler çok değişti, sorunlar çok değişti Türkiye’de, dolayısıyla bu arkadaşlar yepyeni filmler yapıyorlar, yeni bir ruh, bağımsız bir ruhtan söz edebiliriz. Bu çok sevindirici” dedi. Yeni filmlerin ticari sebeplerle seyircilere bütünüyle ulaşamadığını belirten Kıral, festivalin yeni yönetmenlerin ve filmlerin duyulması için iyi bir fırsat olduğunu söyledi. Yeni akım sinemayı çok önemsediğini söyleyen Erden Kıral, “Ben şahsen genç filmleri, yeni yönetmenleri ezdirmem” dedi.


‘YAN YANA YAŞAYAN DİLLER YAN YANA YARIŞSIN’
46. Antalya Altın Portakal Festivali’nde 40. Sanat Yılı nedeniyle sunulan ödülün ardından, düzenlenen toplantısında konuşan Kadir İnanır kendisinin de doğuda pek çok film çektiğini hatırlatarak Kürtçe filmlerin festivalde yarışmasına destek verdi.
Son filmi “Son Cellat” ve 12 Eylül üzerine yöneltilen bir soruyu Kadir İnanır “Bu filmin başına da binlerce bela geldi, yapımcısı öldü, 15 yıl kar yağmayan bölgeye kar yağdı. Ancak film hakkında yanlış bir bilgi dolaştı. “12 Eylül hakkındaki ilk film” diye bir başlık çıktı. Sadece ben beş tane 12 Eylül filmi çektim. Darbe, Dikenli Yol, Sevgi Çıkmazı gibi… Şimdi bakıyorum, artık sansür yok ama pasif sansür var. Televizyonda binlerce film gösteriliyor, devlet sansür koymasa bile televizyon yöneticisi bu filmleri göstermiyor. “İsyan” filmim örneğin gece yarısı 4’te gösterilmiş geçenlerde. 12 Eylül dönemini unutmamalıyız, unutursak yanarız!” dedi.
Kadir İnanır’a, Antalya Film Festivali’nin Kürtçe filmi yarışma programına almasına karşı yorumu sorulduğunda ise “ Ben doğuda çok film çektim. Feodal düzenin altında ezilmiş halkın özgürlüğünü işledik. Hatırlayınız “Katırcılar” filmi. Elbette ki bu topraklarda yan yana yaşadığımız tüm diller, yan yana yarışsın. Gürcü de olsun, Laz da” dedi. Sinema sektörünün sorunlarına da değinen Kadir İnanır, “Genç sinemacıları kahraman ilan etmek lazım. Devletin verdiği yardım ancak yol ve otel parasına yeter. Bu bütçelerle film yapılamaz. Ancak genç sinemacıların da ön çalışmaları daha uzun tutması, ucuz ve çabuk bir şekilde film çekme yöneliminde bulunmamaları gerekir” diye konuştu.
(Antalya/ EVRENSEL)
Berivan Tedik - Tanfer Yeşiltepe
www.evrensel.net