BASIN TURU

BASIN TURU

Suriye - Türkiye ilişkileri, bütün alanlarda çok hızlı bir şekilde gelişti; iki ülke arasında serbest bölge kurulmasına ve iki ülke vatandaşlarına yönelik geçişlerde vize uygulamasının karşılıklı...


Yeni Suriye, Türkiye, İran üçgeni
Suriye - Türkiye ilişkileri, bütün alanlarda çok hızlı bir şekilde gelişti; iki ülke arasında serbest bölge kurulmasına ve iki ülke vatandaşlarına yönelik geçişlerde vize uygulamasının karşılıklı kaldırmasına yönelik imzalanan anlaşma, bu gelişmelere canlı ve pratik birer örnektir. Ve ayrıca, Suriye - Türkiye arasındaki bu işbirliğinin, Türkiye - İsrail arasındaki ilişkilerin gerilediği ve Türkiye semalarında düzenlenen ve ABD'nin desteklediği ve katıldığı hava tatbikatlarına Türkiye yönetiminin, İsrail uçaklarının katılımını engellediği bir zamana denk gelmesi, dikkati çeken bir başka noktadır.
Ilımlı Arap ülkeleri eksenindeki Suudi Arabistan Krallığı ve Mısır gibi ülkelerle Suriye arasındaki ilişkilerin, geçmişte Lübnan konusundaki ihtilaflı zeminde kötüleştiği ve ayrıca bu ılımlı Arap ülkelerinin Suriye'yi izolasyona çalıştıkları bir zamanda Suriye, Kuzeydeki komşusuna yöneldi. O dönemde Türkiye de, ilişkilerin iyileştirilmesi ve ABD - İsrail baskısının hafifletilmesi yönünde, Ankara üzerinden dolaylı barış görüşmelerine girişerek, Suriye'ye hayati önemde imkanlar sağladı. Öte yandan Türkiye, yetmiş milyondan fazla nüfusa sahip Müslüman bir ülkenin Beyaz Hıristiyan kulübüne kabul edilmeyeceğini, AB'ye katılımı konusundaki çabalarının, bazı Avrupa ülkelerinin ırkçı yaklaşımı sebebiyle sonuçsuz kalacağını gördükten sonra, Osmanlı geçmişine dönerek, Şark'a yöneldi.
Suriye diplomasisi, bölgesel ve uluslararası alanda çok büyük atılımlar gerçekleştirerek, Suriye'yi izole etme ve kuşatmaya yönelik girişimleri, sabırlı ve gayretli çabalarıyla başarısızlığa uğrattı. Bu çabaların sonucunda, Suriye'yi izole girişimleri konusunda başrolü oynayan ABD dahi, Suriye Hükümetiyle görüşmeler yapmak üzere heyet göndermek zorunda kaldı; Fransa ve İngiltere gibi Avrupa devletleri de, ABD'nin yaptığını yapmak zorunda kaldılar.
Dışişleri Bakanı olarak bu diplomasinin mimarı olan Welid El-Muallim, konuya dair, "İki ülke arasındaki stratejik dayanışma çerçevesinde imzalanan söz konusu anlaşma üzerinden Suriye, siyasi ve ekonomik ilişkileri güçlendirerek, kuvvetli bir bölgesel blok oluşturma rüyasını gerçekleştirecektir" diyor.
Kesin olan şu ki, Suriye kapısından Arap bölgesine tekrar dönmek isteyen Türkiye'nin bu hamlesi, Irak'a - ve belki İran'a da - uzanan bir köprü kurması ve İstanbul'dan Çin sınırına kadar uzanan Türk kuşağını daha da güçlendirmesi anlamına gelmektedir. Suriye - Türkiye arasındaki bu stratejik yakınlaşmanın, bölgedeki ittifaklar üzerinde ve özellikle ılımlı Arap ülkeleri ekseni üzerinde nasıl bir etki yaratacağını bilemeyiz; ancak gayet açık ki, Türkiye'nin bu dinamiği, Mısır gibi ülkeleri sıkıntıya sokmaktadır. Yeni Türkiye - Suriye ittifakı, İran'ın bu ittifaka katılması durumunda, etkisi sınırsız olan yeni bir merhale başlatacaktır; özellikle İran yönetimi ile çok iyi ilişkilere sahip olması dolayısıyla Suriye'nin bu konuda çok belirgin bir rol oynaması, uzak bir ihtimal değildir. Suriye, İran ve Türkiye'den oluşan yeni bir bölgesel üçgen ile karşı karşıyayız. Belki de bu yeni üçgen, otuz yıldan bu yana bölgeye hüküm süren ve Suriye'nin Ortadoğu'da daha geniş bir İslami çevreyi kucaklayabilmek üzere ayrıldığı Suriye - Mısır - Suudi Arabistan üçgeninin yerine de geçecektir. Türkiye'ye sırtını dönen ve bundan dolayı Türkiye'nin, doğal muhiti olan Şark'a yönelmesine sebep olan Batı dünyası, kim bilir belki ileride, bu büyük hatası için çok pişman olacaktır.
Londra'da Arapça yayımlanan Al-Quds Al-Arabi gazetesi, başyazı, 14.10.2009, Çeviren: Adnan Yılmaz
www.evrensel.net