HAYAT YAZILARI

HAYAT YAZILARI

  • Türkiye’nin öncelikli sorunu hangisidir sorusuna, halkın verdiği cevap yüzde yetmiş dolayında ekonomi ile ilgili konular. İşsizlik ise bu konuların başında geliyor.


    Türkiye’nin öncelikli sorunu hangisidir sorusuna, halkın verdiği cevap yüzde yetmiş dolayında ekonomi ile ilgili konular. İşsizlik ise bu konuların başında geliyor.
    Ekonomik indirgemecilik ayrı bir tartışma konusu. Bu tablonun bahane edilerek demokrasi eksenli sorunlara mesafe alınması başka bir anlam ifade ediyor.
    Devlet açısından ekonomi eksenli sorunlarla, hukuk eksenli sorunlar arasında ciddi bir fark bulunuyor. Hukuk eksenli sorun alanları doğrudan egemenlik paylaşımını kapsıyor. Dolayısıyla bu alanda köklü bir değişim yapmakta ki isteksizlik doğru algılanmalıdır. Ekonomide paylaşım sorunları da bir boyutu ile egemenlik konusunu ile ilgilidir.
    Bu gün küresel ölçekte yaşanan kriz ise daha çok üretim eksenlidir. Talebin ötesindeki üretim, gerçek değerin ötesindeki kârın artık elde edilemez hale gelmesine neden olmaktadır. Bu krizden yoksul kitlelerin daha çok etkilenmesi meselesi yanlış yorumlanmamalıdır. Bu, hissedilen acının dayanabilme gücü ile ilişkisinden kaynaklanmaktadır. Rakamsal boyutta baktığınızda büyüklerin kaybı göz ardı edilemeyecek niteliktedir.
    Dolayısıyla aslında Türkiye dahil bu günkü kriz karşısında devletler çaresizdir. Bir gündem karşısında çaresiz iseniz gündem değiştirmeyi tercih edebilirsiniz. Halkın gündeminden uzaklaşmak bilinçli bir tercihe dönüşür bu durumda.
    Muhaliflerin gündemine gelince çok daha farklı bir durumla karşı karşıya bulunmaktayız. Kimi muhalif çevreler halkın gündeminden gerçekten habersiz. Kimisi ise farkında olduğu bu gündem karşısında alternatif bir umut oluşturabilme potansiyelinden yoksun.
    Ekonomik krizden sol yerine milliyetçi eğilimlerin güçlenerek çıkması bir noktaya kadar bu tabloya dayanıyor. Durumun iyileşebileceğine dair umut görmeyen kitleler ya mevcuda sarılırlar ya da daha yoğun öfke içeren söylemlere yönelirler.
    Demokrasi talebi bütün bu tartışmaların neresinde ve ne kadar belirleyicidir sorusunu ayrıca ele almak gerekmektedir. Hoşumuza gitse de gitmese de Kürt kamuoyu dışında kitlelerde yaygın ve sahiplenilmiş bir demokrasi talebinden söz etmek mümkün değildir.
    Talebi ortaya çıkarmadığınız bir alanda, ihtiyacı hissettirmeden mücadeleyi örgütleyemezsiniz. Demokrasi eksenli bir siyasal alternatifin toplumsallaşmasını bu bağlamda tartışmak gerekmektedir. Türkiye solunun ekonomi eksenli analizleri ne yazık ki halka değmemektedir. Solun halktan uzaklığının sebebi sadece kültürel boyuta indirgenemez. Halkın birinci gündeminde bile halkla ortak dil yakalayamayan bir siyasal projenin toplumu harekete geçirmesi kolay olmayacaktır.
    AYHAN BİLGEN
    www.evrensel.net