BAŞYAZI

BAŞYAZI

  • Türkiye’nin “aktif dış politika” ya da “bölgesel lider”, “bölgesel güç” olmasının bir boyutunu da Türkiye-İsrail ilişkileri oluşturmaktadır.


    Türkiye’nin “aktif dış politika” ya da “bölgesel lider”, “bölgesel güç” olmasının bir boyutunu da Türkiye-İsrail ilişkileri oluşturmaktadır.
    Türkiye, 1950’lerden beri, sadece ABD’nin değil, İsrail’in de bölgede nüfusu İslam olan tek kadim dostu olmuştur. Zaman zaman Türkiye-İsrail ilişkilerinin böylesi ileri olmasına halk yığınlarından tepki olmuşsa da, Amerikancılar, kendi geleceklerini batı emperyalizminin çıkarlarıyla birleştirmiş olan burjuvazi ve onun partileri, İsrail’le ilişkileri iyi tutmanın, ABD ile ilişkileri iyi tutmak olduğunu öğrenmişlerdir. Zaman zaman bu ilişkiyi bozan partiler, liderler ise adeta yerlerde süründürülmüştür. Bülent Ecevit’in başbakanlığı sırasında İsrail’in Cenin’de yaptığı katliama “adeta soykırım” demesi bile Ecevit’in Yahudi lobisi tarafından aforoz edilmesine yetmiştir.
    Ancak, Davos’ta Erdoğan’ın, İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres’e ağır laflar etmesi, “One minute” demesi sonrasında, benzer bir ABD-Türkiye çatışması bekleyenler, Erdoğan’ın burnunun sürtüleceğini tahmin edenler yanılmıştır.
    Ve nihayet son bir haftadan beri, İsrail’in “Anadolu Kartalı” tatbikatına çağrılmaması (Tatbikatın iptal edilmesi ve Erdoğan’ın İsrail’in tatbikata çağrılmamasını halkın İsrail’i istememesine bağlaması), arkasından gündeme gelen “Ayrılık” dizisinde İsrail’in Filistinlilere yaptıklarının teşhir edilmesi, hiç de dramatik gelişmelere yol açmamıştır. Bu konularda İsrail büyük gürültü koparmışsa da ne Türkiye bu gürültüyü ciddiye almış, ne de ABD’den ciddi bir tepki gelmiştir. Dahası ABD’nin Türkiye Büyükelçisi, “Anadolu Kartalı tatbikatının ertelenmesine Türkiye ile birlikte karar aldık” diyerek, Türkiye ile ABD’nin İsrail’e karşı ortak karar aldığını açıkça söylemiştir.
    İsrail aleyhine gelişmeler burada da kalmamış, BM İnsan Hakları Konseyi’nin, İsrail’i Gazze’ye yaptığı saldırılarda “Savaş ve insanlık suçu işlemek”le suçlayan Güney Afrikalı Yargıç Richard Goldstone’un raporunu, önceki günkü oturumda kabul etmesi de İsrail için bir darbe olmuş, Türkiye’yi ise rahatlatmıştır. Rapor, BM Güvenlik Konseyi’nin, İsrail’in savaş suçu işlediklerinin kabul edilmesi halinde, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde yargılanmalarını istiyor.
    Yine BM İnsan Hakları Temsilcisi Navi Pillay de çarşamba günkü oturumun açılışında “İşgal altındaki topraklar ve İsrail’de işlenen suçların cezasız kalması, adeta bir gelenek haline gelmiş durumda” diyerek İsrail’e yönelik suçlamalara ve tepkilere destek vermiştir.
    Bu rapora ABD, her ne kadar karşı çıkıyor görünse de, kararın böyle çıkmaması için ABD’nin çok bir çaba harcamadığı da anlaşılıyor.
    Elbette ABD’deki Yahudi lobisi ve basındaki İsrail yanlısı çevrelerden Türkiye’ye yönelik tepkiler olacaktır. Ancak ABD’nin İsrail’e dünkü gibi destek vermeyeceği de anlaşılmaktadır.
    ABD’nin bu tavrının birinci nedeni, ABD’nin bölgede artık eskisi kadar güçlü olamadığı, kriz ve Irak’taki başarısızlıkların onun bölgedeki politikasını değiştirmeye zorladığıdır. Aynı zamanda ABD’nin, yeni yönelişinde İsrail’in bölge ülkeleriyle çatışan çizgiden, “daha makul”, “Amerika’nın zorluklarını gözeten” bir çizgiye çekilmesini istemesi de gayet normaldir. Burada, İsrail’i baskı altına alabilecek tek gücün Türkiye olduğu düşünülürse, ABD’nin açıkça olamasa da, Türkiye’nin İsrail’e karşı çıkışlarından gizli bir hoşnutluk duyduğunu söylemek abartılı bir değerlendirme olmaz. Özellikle de Obama’nın bölgeye yönelik yaklaşımında bu tutumunun izleri fazlasıyla vardır.
    Yine yukarıdaki nedenlerle ABD’nin orta vadede İsrail’e, Türkiye ile ilişkilerini iyileştirmek, dolayısıyla Türkiye’nin bölgede İsrail ve ABD için önemini anlaması için baskı yapacağını beklemek gerekir.
    İsrail karşısında böyle yüksekten konuşan bir Türkiye’nin Ortadoğu, hatta İslam dünyasında itibarının artacağını, “lider ülke” olmak için bir hayli avantaj sağlayacağını da var saymak doğru olur.
    Evet bu analiz bir “pehlivan tefrikası”na dönüştü. Farkındayım. Ama değerlendirmenin az çok tamamlanması için bir yazı (yarın) daha sabretmeniz gerek.
    İHSAN ÇARALAN
    www.evrensel.net

    0 yorum yapılmış

      Yorum yapın

      Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.