19 Ekim 2009 04:00

BASIN TURU

Bir savaş bölgesindeki çocuklar konusu, basit bir konu değil. Müfredattan sorumlu olanlar savaş efendilerine karşı koyamazlar ve sorunu pedagojik bir yaklaşımla ele alırlar. Maalesef İsrail bir istisna değil.

Paylaş

Savaş bölgesindeki öğrenciler
Bir savaş bölgesindeki çocuklar konusu, basit bir konu değil. Müfredattan sorumlu olanlar savaş efendilerine karşı koyamazlar ve sorunu pedagojik bir yaklaşımla ele alırlar. Maalesef İsrail bir istisna değil.
Yahudi ve Filistinli çocukların okutulma yöntemini düşünün. Öyle ki, nadiren karışık olan Yahudi ve Filistinli çocuklar için derslikteki ayrımcılık bir kuraldır. 1.37 milyon kişiyle İsrail nüfusunun yüzde 19.5’ini ve bütün öğrencilerin yüzde 25’ini oluşturan Filistinli öğrencilerin İsrail vatandaşı olmalarına rağmen, bu sert ayrımcılık bütün okullarda var. İşgal bölgelerindeki Filistinliler, farklı olarak, oy kullanıyor ve bir Yahudi vatandaşıymış gibi vergi ödüyor. Vatandaş olarak eşit olmalarına rağmen, Filistinliler bütün eşitliklerden yararlanamıyor. Yahudi emsalleriyle karşılaştırıldıklarında, Arap okulları, bütçeden kişi başına yarı yarıya daha az pay alıyor. Ülkedeki başarı düzeyleri en düşük ve öğrenimini tamamlayamayanların en yüksek seviyede olduğu Filistinli öğrenciler için bu çok da şaşırtıcı değil.
Eğitimdeki eşitlik, kendini ders programının aynılığında gösteriyor, konular özellikle İsrail devletinin tarihini öğretme üzerine tahsis ediliyor. Var olan tarih kitapları Siyonist tarihsel hikayeler anlatıyor, 900 bin nüfusun yaklaşık 750 binini ya sürgüne gönderen ya da evinden eden 1948 olaylarına işaret eden Filistin Nakbası’nın bütün izlerini siliyor. Ayrıca bu ders kitapları, Araplarla Filistinliler arasındaki bağı sadece önemsiz olarak resmederken, aynı anda İsrail topraklarının Yahudiler için anlamı üzerine duruyor ve İsrail devletinin yalnızca tarihsel Filistin’de yaratılabileceğini göstermeye çalışıyor.
Benzer satırlar boyunca, Arap okullarındaki edebiyat eğitimi, Siyonist betimlemelere doğru yöneltiliyor ve bariz bir biçimde, herhangi bir Filistin ulusalcılığını ya da vatanseverliğini içermiyor.
Bunun, modern liberal demokrasilerdeki devlet okullarında egemen ulusal dünya görüşüyle çocuklara tenkit edildiği, herkesin bildiği bir gerçek. Örneğin ABD’de çocuklar hâlâ sadakat yeminini ve Fransa’da Ulusal Marşı ezbere okuyorlar. Fakat bugün bu demokrasilerdeki devlet okulları, öğrencileri yüzyıllarca ezilen ve ikinci sınıf görülenlerin tarihsel hikayelerini de içerin çok kültürlü bir müfredatla yetiştirmeyi daha fazla isterken, İsrail, egemen Siyonist ulusal hikayeye ters düşen herhangi bir pedagojiye daha az tolerans tanır hale geliyor. Bu toleranssızlığın giderek artması, İsrail-Filistin ilişkisinin geleceği için iyiye işaret değil. Böylece, toleranssızlık, daima alternatif eğitim sistemlerini göz önüne almaktan daha önemli hale geldi.
Bir çatışma bölgesinde tolerans düşüncesi için eğitim kolay bir görev olmadığı için İsrail’de böylesine çok projeler var.
Beersheba’daki Hagar, yüzde 25’i Filistinli vatandaşlardan oluşan yarım milyonluk bir bölgede, İsrail’in güney bölgesindeki iki dilli (Arapça-İbranice) tek okul. Hagar, hem Eğitim Bakanlığı’nın desteklediği bir devlet okulu, hem de kuralı ispatlayan bir istisna. Hagar’ın özel durumu, burada sadece Arap ve Yahudi çocukların karışık olmalarından değil, aynı zamanda karşılıklı bir saygı atmosferine sahip olmasından geliyor.
Örneğin biri Yahu diğer Arap olan iki öğretmenden eşit koşullarda verilen Arapça ve İbraniceyi her sınıfta almak mümkün. Farklı kültürlerin gelenekleri ve kalıtlarıyla birlikte doğrudan ilişkiyi teşvik eden iki dilli bir yer yaratmakla Hagar, toleransı artırıyor. Böylece çocuklar, öğrenmek için yeterince büyüyene kadar duygusal ve entelektüel birikimi almış oluyorlar. Hagar, bir eğitim adası ki her şeye rağmen genişliyor. Gerçekten de okulun, son siyasal bağlamdaki başarıları -özellikle Gazze saldırısı ve Beersheba’ya atılan füzeleri takiben- şaşırtıyor. Ancak devam eden yerel destek ve uluslararası finansal yardım, bu eğitim yerinin gelecekteki başarıları için zorunlu.
17 Ekim 2009 Catherine Rottenberg, Neve Gordon
ÖNCEKİ HABER

Gül, Obama ile telefonda görüştü

SONRAKİ HABER

Şiddet gören kadından isyan: Öldükten sonra mı sesimiz duyulacak?

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa