19 Ekim 2009 04:00

PETKİM’de de krizin etkileri hissediliyor

Krizin bir yılı doldurduğu bu günlerde sermaye kesimleri krizin etkilerinin azaldığını, yavaş da olsa çıkışın başladığını söyleyedursun özellikle emekçilerin sorunları gittikçe büyüyor.

Paylaş

Krizin bir yılı doldurduğu bu günlerde sermaye kesimleri krizin etkilerinin azaldığını, yavaş da olsa çıkışın başladığını söyleyedursun özellikle emekçilerin sorunları gittikçe büyüyor.
Petkim’de doğrudan krizle ilgili olmasa da emeklilik ve 4C gibi gerekçelerle 800 kadrolu işçinin işten çıkarılması ve işe alınan taşeron işçilerin düşük ücret alması Aliağa esnafı için de krizde ek sorunlar oluşturdu.
Petkim ve Tüpraş’ta krizle beraber değişen en büyük şey işçiler üzerindeki baskılar oldu. Genç işçiler başta olmak üzere, Petkim ve Tüpraş işçileri daha fazla dikkat ve emek harcayarak çalışıyor ve kendileri işten çıkarılmamış ve ücretleri düşürülmemiş de olsa çevrede yaşanan sıkıntılar üzerlerinde baskı oluşturuyor.
Krizin bir yılı, IMF toplantıları ve Kürt Açılımı konularında Petrol-İş Aliağa Şube Başkanı Salih Mehmet Aydın ve Şube Mali Sekreteri Adalet Kul’la konuştuk.
SENDİKA ETKİSİZLEŞTİRİLMEK İSTENİYOR
Salih Mehmet Aydın özelleştirmeden sonra Petkim’de çalışma hayatına dair köklü değişiklikler başlatılmaya çalışıldığını söyleyerek, esnek çalışmanın bir biçimi olan Toplam Kalite Yönetimi (TKY) uygulamalarına yönelik sıkıntıları olduğunu kaydetti.
“Pet-Öz Öneri Sistemi” ve diğer TKY uygulamaları konusunda işverenin kapsamlı bir çalışmasının olduğunu ifade eden Aydın, Öneri Sistemi ile işyerinde yaşanan sıkıntılar konusunda sendikayı devreden çıkarmayı amaçlayan bir yaklaşımın söz konusu olduğunu söyledi.
TKY konusunda hazırladıkları bir kitapçıkla işçileri aydınlatmayı amaçladıklarını belirten Aydın, “Maalesef içimizde bazı arkadaşlarımız bu uygulamaların yaratacağı sıkıntıların farkında değil ve olumlu bakan arkadaşlar var. Bu sorunları işyerlerinde tartışıyoruz, yeni karşılaştığımız uygulamalar, sıkıntılar söz konusu” dedi.
Aydın, krizle ilgili kendi işyerlerinde büyük sıkıntılar yaşanmadığını, Petkim’in yatırımlarla büyüdüğünü söyledi. Krizle beraber Tüpraş’ın tedbir aldığı, Batman, Kırıkkale, Aliağa tesislerinin bir süre durduğu bilgisini veren Aydın, Petkim ve Tüpraş’ta krizin dolaylı etkilerinin görüldüğünü belirtti.
Petrol-İş’in örgütlü olduğu bir başka işyeri olan otomotiv yan sanayi üretimi yapan Stropak fabrikasında krizin etkilerinin daha fazla görüldüğünü dile getiren Aydın, “Burada ilk yıl sıfır zam, 2.yıl ise yüzde 15 zam aldık. Kriz 1. yılını doldururken bize olan etkileri ağır oldu. Krizin bedelini işçi sınıfı ödüyor. İşsizlik had safhada bunun, her yer gibi bizim işyerlerimize de etkileri var. Çalışanlar büyük bir baskı altında tutulurken işsizler yoksullukla boğuşuyor. Kısa sürede bu soruna çözüm bulunamazsa onarımı zor olan sosyal olaylar olur” dedi.
ÖRGÜTLER SUSARSA TOPLUM DA SUSAR
Petrol-İş Aliağa Şube Mali Sekreteri Adalet Kul da krizin bittiği söylentilerinin gerçeği yansıtmadığını belirterek “Kriz biz işçiler için hâlâ devam ediyor. Patronlara göre hafifliyor. Hastane ve eğitim masrafları gittikçe artıyor. Sosyal güvenlik daha büyük çöküntü yaşıyor. Hastaneye gitmek için otobüs bileti bulamayan insanlar, hastaneye gittiğinde ne yapacak” diyor.
IMF toplantılarında çıkan kararlara ve sendikaların tutumuna dikkat çeken Kul, “IMF kararları bu sorunlarımızın büyüyeceğinin bir göstergesi. IMF toplantıları boyunca konfederasyonlar arasında da bir tutarlılık yoktu. Hak-İş toplantı katılımcısıydı. Artık uzlaşmacı sendikacılığı da aşan, sermaye kesimi için emek-sermaye dayanışması yaratmaya çalışıyor. Anlaşılabilecek ve kabul edilebilecek bir durum değil. Türk-İş ise hiç ses çıkarmadı. Başta bizi olmak üzere bütün dünyayı ilgilendiren böylesi bir meselede konfederasyon olarak diyeceği, yapacağı bir şeyler olmalıydı.
Türk-İş’in suskunluğu sermaye politikalarına karşı emek cephesinde alternatif yok algısı yaratıyor. Toplumun mücadele örgütleri susarsa toplumda susar” dedi.


DAHA FAZLA KANA TAHAMMÜLÜMÜZ YOK
Mehmet Aydın: Açılım konusu açılmadan önce bizim sendika olarak Başkanlar Kurulu kararımız var. Başkanlar Kurulu olarak, işçi sınıfı olarak işçilerin hangi milliyetten, hangi kökenden olursa olsun kardeş olduğunu düşündüğümüzü söylemiştik. Böyle suni sorunlar çıkarılması yanlış. Barış ve kardeşlik istiyoruz, artık daha fazla kan dökülmesine bir kişinin bile ölmesine tahammülümüz yok. Barış ortamı bozuldukça işyerlerinde de büyük sıkıntılar oluşuyor. Türkiye’nin bütünlüğü tartışılmayan, sorunun kalıcı, barışçıl, demokratik yollarla çözülmesini istiyoruz.
Dışarıdan dayatmalarla değil kendi içimizde çözüm yolları bulmalıyız. Kendi içimizde tartışırsak bir çözüm bulabileceğimizi düşünüyorum. Sorun işyerlerinde de tartışılıyor. Kalıcı ve barışçıl yollarla çözümden yanayız.
(İzmir/EVRENSEL)
Turan Kara
ÖNCEKİ HABER

İlaçta ya ‘al’ ya da ‘öl’ dönemi başladı

SONRAKİ HABER

HDP’den askerlik kanununa vicdani ret şerhi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa