19 Ekim 2009 04:00

BAŞYAZI

Evet, AKP Hükümeti, Türkiye’nin 50-100 yıllık kronik sorunlarını bir torbaya doldurup; bunları “Demokratik Açılım’la çözeceğim” propagandasıyla, bu sorunlardan gına getirmiş toplumda umutlar uyandırmaktadır.

Paylaş

Evet, AKP Hükümeti, Türkiye’nin 50-100 yıllık kronik sorunlarını bir torbaya doldurup; bunları “Demokratik Açılım’la çözeceğim” propagandasıyla, bu sorunlardan gına getirmiş toplumda umutlar uyandırmaktadır. Üstelik de “vize kaldırma”, “maça gitme” gibi jestlerle bu sorunların “sıfırlandığı”nı iddia ederken, artık çözülmezse olmaz olan Kürt sorununu da onlarca eski yeni sorun arasında gözlerden uzaklaştırmaya çalışmaktadır.
Ancak Türkiye’nin bölgede karşı karşıya olduğu sorunlar, AKP propagandasının bile üstünü örtebileceği sorunlar değildir.
Bu sorulanları şöyle bir sırlamak bile, gizlenmek isteneni göstermektedir.
1-) ABD’nin bölgeye müdahalesi: Bölgedeki bütün başlıca sorunlar, ABD ve batı emperyalizminin bölgeye müdahalesinden kaynaklanmaktadır. Ortadoğu’yu ve Kafkasya’yı yeniden yapılandırmak için bölgeye askeri müdahale yapan ve Irak’ı işgal eden ABD, bu sorunları canlandırıp büyütmüştür. Bölgedeki amaçlarından vazgeçmeyen ama Irak’taki işgal kuvvetlerini geri çekmek isteyen ABD, Irak’taki karşıt güç odaklarını ve bölgede canlandırdığı tüm çatışmaların faturasını bölge ülkelerinin üstüne yıkarak çekilmek istemektedir. Irak’ta Kürt-Arap, Sünni-Şii, Türkmen-Arap-Kürt çatışması, Irak-Suriye gerginliği, İran-Irak gerilimi, bölgeyi bekleyen gerilimlerdir. Türkiye bölgenin “lider ülkesi” rütbesini alırken, ABD’den bu gerilimleri de devralmaktadır.
2-) Rusya’nın hamleleri: Bölgenin “yerli” emperyalist gücü Rusya da, bölgede giderek daha etkin rol oynamakta, ABD’den açılan boşluğu (ABD’nin etkisinin zayıflamasıyla) doldurmak için sabırsızlanmaktadır. Burada enerji silahı, bölge ülkelerine yakınlığını ve eski etkisini kullanmaktadır. ABD’den bağımsız davranabilmesi ve hatta ABD’ye karşı bir güç odağı olması, Rusya’ya bölgede ek bir ayrıcalık da kazandırmaktadır. Türkiye’nin her adımında Rusya ile karşı karşıya gelmesi kaçınılmazdır. Azerbaycan’la oluşan ilk gerilimlerde Rusya’nın Azerbaycan’ın koluna girmesi, Nabucco’yu çökertecek hamleleri arka arkaya devreye sokması şaşırtıcı değildir.
3-) İsrail faktörü: Evet, ABD İsrail’in “ben merkezciliği”nden bıkmış, onu terbiye eden bir tutumu benimseyebilir ama bu, İsrail’den vazgeçtiği, ya da onun için İsrail’in önemsizleştiği anlamına gelmez. Bu yüzden de İsrail’le arasını, bir başka düzlemde de olsa iyileştirmeyen Türkiye’nin, ABD ile iliklerini iyileştirmesi beklenemez. Yani “model ülke” olacak Türkiye’nin, “modelliğini” İsrail’le birlikte yapması gerekecektir.
4-) İran Türkiye rekabeti: ABD, İran’ı etkisizleştirme amacından vazgeçmemiştir. Ama bunu İran’a askeri müdahale yapamayacağını anlamasından beri de İran’a bölgede bir rakip aramaktadır. Bu da Türkiye’dir. ABD’nin umudu, Türkiye ile İran’ın bölgede liderlik çatışmasına girişmesidir. Bu, Rusya’nın da işine gelir.
5-) Kafkasya çatışması: Türkiye-Ermenistan sınırını açmak bile Türkiye-Azerbaycan ilişkilerini berhava etmekte, büyük enerji oyundan Türkiye’yi dışlayacak gelişmeleri tetiklemektedir. ABD’nin dümen suyunda Kafkasya’da “liderlik” ciddiye alınır bir macera bile değildir.
Bütün bunların da ötesinde, sonuçta bu “düzenlemeler”, bölgeye emperyalist müdahalelerin bir devamı olarak gerçekleşmektedir. Bu yüzden de Türkiye üstünden sürdürülen bu girişimlerin her an geriye dönecek gerilimlerle birlikte var olduğu da görülmek zorundadır.
Elbette burada eleştirilen, bölge ülkeleri arasında ve halklar arasında yeni ve daha yoğun ilişkilerin önünü açacak adımlar atılması değildir. Bu adımlar elbette atılsın. Ama bölgenin ve Türkiye’nin demokratlarının, ilericilerinin; Türkiye’nin demokratikleştirilmesi ve bölge halklarının, kendi kaderlerini tayin hakkı temelinde, emperyalist müdahalelere karşı birliği temelinde yakınlaşıp kardeşleşmesi, Türkiye halklarının burada üstüne düşeni yapması ve hükümeti de bu doğrultuda davranmak için baskılaması, son derece önemlidir. Yoksa hükümetin, ABD menşeli bölgede etkinlik manevralarını, “Bölge sorunlarını çözüyor” diye alkışlamak, sadece geleneksel yanılgıları tekrarlamak olur. Bunun son örneği de, “Kürt Açılımı yapılıyor” bahanesiyle girişilen, Kürtlerin taleplerini dışlayan ve Kürt direnişini çökertme hamlesine dönüştürülmüş hamlelere destek verilmesidir.
İHSAN ÇARALAN
ÖNCEKİ HABER

Elazığ Munzur’a sahip çıktı

SONRAKİ HABER

Ege Üniversitesinde iş kazaları alarm veriyor: 1 yılda 39 iş kazası

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa