GÖZLEM

GÖZLEM

  • Kapitalizmin yeterince gelişme göstermediği azgelişmiş kapitalist ülkelerde krizlerin ortaya çıkardığı sonuçlar...


    Kapitalizmin yeterince gelişme göstermediği azgelişmiş kapitalist ülkelerde krizlerin ortaya çıkardığı sonuçlar, gelişmiş merkez ülkelerle kıyaslandığında bazı noktalarda benzer sonuçlar ortaya koyarken, bazı noktalarda farklılıklar gösteriyor. Bu durum sistemin eşitsiz ve dengesiz gelişiminin kaçınılmaz sonucundan başka bir şey değil.
    Krizin kâr oranlarını tehdit etmeye başlamasından itibaren sermaye tüm örgütlü gücüyle işçi sınıfına saldırmaya başladı. Kâr oranlarında yaşanan düşüş sömürü oranının arttırılmasına yönelik uygulamalarla kapatılmaya çalışılıyor. Bugüne kadar Türkiye’de yaşananlara baktığımızda, patronlar için hazırlanan yedi kriz paketinin yanı sıra, ücretlerin düşürülmesi, çalışma sürelerinin fiilen uzaması, çalışma yoğunluğunun artması gibi uygulamalar yaşandı. Tüm bu adımlarla birlikte kitlesel işten çıkarmalar, sendikasızlaştırma uygulamaları hız kesmedi.
    İşçiler açısından sendikasızlaştırma girişimleri hızlanırken, sendikalar da üyelerinin ve sendikalaşmak isteyen işçilerin hak ve kazanımlarını yeterince koruyamayıp sürekli kan kaybına uğradılar. Özellikle özel sektörde kapsamlı sendikasızlaştırma operasyonları başladı. Metal ve tekstil başta olmak üzere, pek çok işkolunda bir taraftan yeni sendikalaşma girişimlerine göz açtırılmazken, diğer taraftan örgütlü işyerlerindeki sendikalı işçilere yönelik tasfiye hamleleri sürüyor.
    Kapitalist sistemin bir yandan adım adım çöküşün nefesini ensesinde hissederken, diğer yandan bu gidişatı değiştirmek için önemli ‘değişiklikler’ yapmak zorunda kaldığı dönem yaşanıyor. Birçok şeyin eskisi gibi devam edemeyeceği itiraf edilirken, sistemin gelecekteki gelişimi ile ilgili belirsizlik sürüyor. Bugünden görülebilen en somut gerçek, emek örgütlerinin içinde bulunduğu dağınıklığın da etkisiyle, emeğe ve emekçilerin kazanılmış haklarına yönelik saldırıların şiddetlenerek devam edeceği.
    Sistemin çeşitli düzeylerdeki savunucuları artık sadece olumsuzluklar ve yok edicilik üzerinden kapitalizmin daha fazla yaşayamayacağını görmeye başladılar. Ancak son dönemde yapılmaya çalışıldığı gibi ne kadar ‘imaj’ tazelemeye çalışsalar da, kapitalizm genel olarak toplumu olumlu sayılabilecek değerler üzerinden ileriye taşıyacak gücü ve olanakları tarihsel olarak çoktan yitirmiş durumda.
    Yaşanan krizin gelişme süreci ve yarattığı sonuçlar, nesnel olarak ekonomik ve siyasal anlamda alternatif yaratma, alternatif olma olanaklarını geliştirmekle birlikte, bunun için gerekli olan öznel koşulların yaratılamaması durumunda gelecek açısından durum en azından şimdilik pek parlak değil. Türkiye’de geçmiş yaşanmışlıklar da göz önüne alındığında, gerek emekçilerin mevcut bilinç ve örgütlenme düzeyi, gerekse bunun siyasal alandaki yansımasının yeterince güçlü olmaması, derinleşen kriz koşullarında etkin ve yaygın mücadelelerin verilmesini daha da zorlaştırıyor.
    Kapitalizm kuşkusuz her geçen gün artan bir tempoyla kendi mezar kazıcılarını yetiştiriyor. Bugün sadece ücretler düşmüyor, aynı zamanda çalışma ve yaşama koşulları da kötüleşiyor. Üstelik yaşanan tüm olumsuz değişiklikler yapısal bir nitelik kazanıyor. Vasıflı ve vasıfsız işlerde çalışan işçiler arasındaki farklılıklar ortadan kalkıyor. Dahası işçiler çalışma ve yaşama koşullarında daha yoğun sömürü koşullarında eşitleniyorlar. Aşılması hiç de kolay olmayan ve giderek derinleşen çelişkileri içinde barındıran mevcut koşullarda emek hareketinin yaşadığı sorunların üzerinden gelebilmesi elbette hiç kolay değil. Ancak tarihin gösterdiği somut bir gerçek var; zor sorunlar, zor çözümleri gerektirir.
    ERKAN AYDOĞANOĞLU
    www.evrensel.net