23 Ekim 2009 00:00

Biji aşiti

Yıl 2004, ben 12 yaşımdayım. Yıl 2005, yıl 2006, yıl 2007… Ben hep 12 yaşımdayım.

Paylaş

Yıl 2004, ben 12 yaşımdayım. Yıl 2005, yıl 2006, yıl 2007… Ben hep 12 yaşımdayım. Yaşayamayan, yaşama hakkı verilmeyen bedenim nasıl büyüyebilir ki! Yaşasaydım da bu savaş kokan, mermi kokan, top kokan topraklarda büyüyebilir miydim acaba? Ben Uğur, Uğur Kaymaz… Tanıdınız mı? Yaşasaydım, 13, 14, 15 yaşımın tadına varsaydım tütün kokusunu, dağ kokusunu, hayvan kokusunu alabilecek miydim acaba köyümde? Doya doya köy koklayabilecek miydim? Köy nasıl kokar, dağ nasıl kokar normalde? Ben hiç dumansız bir gökyüzü görmedim, ölümsüz bir gün… Silah sesi duymadan geçirdiğim bir gün olmadı hiç benim. Ben hiç dilimi konuşamadım, adım bile benim değil ki! Andımızı okumadan gidebileceğim, dilimi konuşabileceğim bir okul var mı dünyada? Ya da topraklarımda özgürce yaşayabileceğim bir zaman?...
Neden benim topraklarımda her ananın yüreğinde bir boşluk var? Neden benim ağabeylerimin ablalarımın dağlardan cesetleri bir hayvan ölüsü gibi getiriliyor evlerimize? Neden benim ağabeyimin cenazesine katılmam terör simgesi oluyor? Polisler kardeşlerimi zafer işareti yaptıkları için mi götürüyorlar, kötü bir şey mi ki bu? Benim ağabeylerimi öldüren tanklara taş atmak mı suçum? O sadece bir demir yığını ama benim bir bedenim var, atan bir kalbim… Terörist diyorlar ağabeylerime ablalarıma bana… Türkiye Cumhuriyeti’ni bölmeye çalışan teröristler(!) Bizim küçücük bedenlerimiz bölebilir mi koca bir ülkeyi?
Ben ne ilktim bu ülkede yaşanan ne de son oldum… Nice İsmailler, Enesler, Ceylanlar, Abdullahlar geldi ardım sıra. Nereye kadar ömrümüzün çeyreğiyle yetineceğiz bu ülkede? Kendi topraklarımızda ne zamana kadar esir yaşayacağız? Ne zaman bir insan ömrü olacağız?.. Ne zaman barışı kendi dilimizle yaşayacağız? Ne zaman çocuklarımız ölmeyecek burada? Nâzım diyor ya ‘çocuklar ölmesin şeker de yiyebilsinler’ diye. Yaşasaydı ne şiirler yazardı bizim için değil mi? Ya da ben büyüseydim, büyüseydim de ölecektim! Belki cezaevinde asker dayağı ile ya da dağda devletin kurşunu ile, ya da belki Musa abi gibi esrarengiz bir ölüm hikayem olacaktı. Ama ölecektim yine, bu ülkede bizi yaşatmazlar değil mi? Ben öldüm, Ceylan, Enes.. Aynı bizden öncekiler gibi… Ve benden sonra da ölenler olacak. Yurda dönen 50 fidanımız bize merhem olana kadar. Ta ki bu topraklarda özgür oluncaya kadar. Ta ki özgürlüğün ne demek olduğunu anlatıncaya kadar, ta ki Uğurlar, Ceylanlar, Enesler ölmeyene kadar. Dağımda koyun otlatabileceğim, ‘biji aşiti’ diyebileceğim güne kadar…
Gizem Doğan (Kastamonu Üniversitesi öğrencisi)
ÖNCEKİ HABER

İsrail savaş uçakları Türkiye’ye geliyor

SONRAKİ HABER

Ekoloji Birliği: Cerattepe direnişi cezaları mücadelemizi engelleyemeyecek

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa